Adnan Oktar`ın 14 Kasım 2010 tarihli Çay Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Rahmi Turan, Hürriyet’te Hocam türban konusuna gönderme yaparak günümüzde kadınların eski, çağdışı günlerine geri gönderilmek istendiğini, çarşaflarının içine hapsedilerek köleleştirilmeye çalışıldığını yazmış. Ayrıca türbanlı hanımlar için şöyle demiş; “öcü gibi kapanan kadınları gördükçe onları kasap bıçağına gönüllü olarak koşan koyunlara benzetiyorum” demiş.
ADNAN OKTAR: Çok ağır konuşuyor. Yani bu sertlik, bütün bu takımın hepsinde bu üslup var. Yani bir türlü böyle sevgiyle, şefkatle, nezaketle, incelikle, gönül alıcı bir üslupla konuşmayı bilmiyorlar. Hep böyle kaba, sert, tehditkâr, üst perdeden, yukardan, böyle kaale almayan, kendini büyük gören. Rahmi Turan bizle uğraşması da bunun çok eskidir, şu an biraz sakin. Yani 1986 - 96 arası. Rahmi Turan’ın kızını tanırım ben, bize gidip geliyordu. Uzun süre de gidip geldi, talebemdi. O dönemden bir bana karşı antipatisi oluştu, yani bir öfkesi oluştu. Yıllarca da gelip gitti kızı. Çok sevimli, böyle çok güzel yüzlü bir hanım kızı vardı. O aralar Allah’ım bizim aleyhimize ne yazılar. O zaman kalemine kuvvet, artık böyle aklına ne geliyorsa ama inanılmaz izahlar, akla hayale gelmedik izahlar. O devrin bak yazılarından bir getireyim de bir görün yani. Hemen hemen her gün ama. Yani o kadar uç izahlar ki, yani okuyan insanın inanması mümkün değil. Yani mantık duruyordu yaptığı izahlarda. Sonra gittikçe sakinleşti, bir şeyler oldu. Fakat yine o hızı kesilmedi. Bilinçaltında bu çarşaflı hanımlara karşı, bu kapalı hanımlara karşı bu öfke çok çirkin. Bir avuç başı örtülü hanım var, çok çok da az çarşaflı insan var; onlar da bizim kardeşimiz. Ya o inancı, öyle inanıyor, öyle yaşasın, sana ne? O öyle mutlu oluyor. Yani onu kimse zorlamıyor ki, öyle mutlu oluyor. Sen ne karışıyorsun ona? Yani o başını açtığında mutlu olamayacak, başı kapalıyken mutlu oluyor. Öbürü de başı açıkken mutlu oluyor. Her iki tarafa da karışmamak lazım. Başı açıklara söylenen çirkin üslup nasıl münasebetsiz, akılsızca ve çirkinse ve yakışıksızsa ve çok ayıpsa; aynı şekilde başı kapalı hanımlara yapılan üslup da yakışıksız, ayıp, çirkin ve çok kaba, çok nezaketsiz. Rahmi Dede artık toparlansın dedemiz. Kaç yaşında dedemiz? Bak bakayım.
ALTUĞ BERKER: Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Bir de o senin akraban olan bayan, ikisine de bak bakayım. Ben sana bir şeyler söyleyeceğim şimdi.
ALTUĞ BERKER: Tamam inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şu dedemler artık Allah aşkına emekli olup artık köşelerine çekilsin, şu gençler çıksın ortaya. Nedir bu dedelerden çektiğimiz. Rahmi Dede bir yerden çıkar, Oktay Dedem bir yerden çıkar; çok sertler kardeşim. Ne güzel hanım kız, sokakta bazen görüyorum hakikaten kapalı bir hanım kız utangaç, başı önde gidiyor. Sana ne? Kapatsın. İnancı o, ne karışıyorsun yani? Onlar bir güzellik, bir süs. Başı açık da onlar da bizim bir kardeşimiz, canlarımız tertemizler. İkisi de bizim kardeşlerimiz. İsteyen öyle olur, isteyen öyle olur.
ALTUĞ BERKER: ...Hocam Tansel Çölaşan altmış yedi yaşındaymış, Emin Çölaşan altmış sekiz, Rahmi Turan yetmiş bir.
ADNAN OKTAR: Dedem yetmişi aşmış. Rahmi Dedem Allah aşkına toparlansın artık. Yani ne güzel faydalı şeyler söyleyebilir. Yani hakikaten faydalı olmak istiyorsa, akılcı konuşsa hakikaten etkili olur, okunur da. “Rahmi Turan” deyince insanlar niye tedirgin olsun. Yani niye gerilime düşsün? Sevilsin bu insan, kendini sevdirsin. Oktay Ekşi de kendini sevdirsin. Yani böyle ‘aksi dede’ havasına ne gerek var. Hani aksi dedeler vardır ya sürekli aksilik yapar, bir türlü… Bu Sürahi Hanım var, televizyonda bir dizi vardı, biliyor musun? Orada bir tipleme vardı. Yani sürekli aksi böyle, mesela böyle ters insan tiplemesi. Onları tenzih ediyorum da yani yakışık almıyor. Yani böyle bir ayrı gayrı olmasın. O zaman sözleri de dinlenir. Yani makul olan sözleri o arada kaynamış oluyor. Mesela hakikaten bir gericilik tehlikesi var. Ama gericiliğe öyle bir yaklaşıyor ki, gericiliği güçlendiriyor. Hâlbuki sevgiyle, şefkatle ve akılcı yaklaşmış olsa, Kuran ahlakıyla ve Kuran'la yaklaşmış olsa gericilik mum gibi erir. Öyle yapınca onların ekmeğine yağ sürmüş oluyor, gericilerin. Ve dezavantajlı duruma düşmüş oluyor, mağlup oluyor. Hâlbuki mutlaka bunların ruhunda bir İslam'a, Kuran'a eğilim vardır. Bomboş insan değildirler.
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...