Adnan Oktar`ın 11 Kasım 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Mesela bize ilk bir arkadaş, aramıza bir ajan provokatör olarak bir bayan göndermişlerdi. Onu gece yarısı tutuklamışlardı. 17 Ağustos gecesi tutukladılar. Gece 12 gibi aldılar. Ajan provokatör, o da gitmiş, demiş işte “Şöyle bir şey söyleyeyim, onların hepsi uyuşturucu kullanıyor,” bizim için işte “kokain kullanıyorlar” falan gibisinden söyleyip geniş çaplı bir operasyon yapılacaktı bize. Gece 3 gibi tam operasyon yapılacakken 17 Ağustos depremi oldu. Deprem olunca operasyon durduruldu. Bir çok yetkili Emniyet müdürü, sonra bize bunu söylediler. Yani yapılacak operasyon hakkında bilgi verdiler. Yani “Böyle bir operasyon yapılacaktı, fakat deprem nedeniyle yapılamadı” dediler 17 Ağustos’ta. Sonra ertelediler operasyonu demek ki, sonra da Kasım’da yaptılar. Kasım’da yaptıkları operasyonun gecesinde de yine dediğim gibi Hürriyet Gazetesi sür manşetten verecekti. Deprem olunca bizim haberi ikinci sayfaya koydular ama yine sür manşet ana sayfa muhafaza etti. Deprem haberini birinci haber yaptı Hürriyet. Haber kanallarında da ilk haber bizdik. Ama deprem olduğu için ilk haber deprem oldu, sonra bizim haberimiz oldu. Acayip bir sevinç; böyle yaşasın gibisinden yeri yerinden oynatıyorlar. E bak Allah ayaklarına dolandırdı. Yani hiç, sonra da diyorlar ki; “Ya” diyorlar, “nasıl oluyor bu İddia Edien Ergenekon Örgütü davasında tutuklanıyor bu adamlar falan”. Kardeşim bak Cumhuriyet savcısı diyor ki; “Dosyada hiç bir delil yok” diyor şahısların aleyhinde. Biz buna rağmen tutuklandık, yani devletin savcısı diyor bunu mahkemenin savcısı. “Sanıkların aleyhinde hiç bir tane delil yok” diyor, “tek bir tane delil yok” diyor. “Sadece polis ifadeleri var” diyor. Yani “poliste alınmış ifadeler var” diyor. Onlar da işkence sonucu alınmış ve yanlarında avukat olmadan alınmış. Yani tehdit ve baskı altında alındığı için bu ifadeler de geçersizdir” dedi savcı. Ve ayrıca bu çocukların, bu tutuklu, yargılanan kişilerin arkadaşlarının büyük bir bölümüne zaten beraat vermişsiniz” dedi mahkemeye. “Aynı suçlar, aynı dosyadan, aynı gerekçelerle beraat vermişsiniz, bunlar da aynı konumdalar. Bunlara da beraat vermeniz lazım” dedi Cumhuriyet Savcısı. “Ve ayrıca dosya bomboş” dedi. “Hiçbir şey yok” dedi, “iddia yok” dedi. Biz buna rağmen dokuz ay yattık. Çıtımız çıkmadı. Bu adamlar ne kadar kibarlar. Ne kadar kibarlar. Ve o zaman neredeydi ya bu Hürriyet Gazetesi’nin yiğitleri, kalemşörleri? Her gün gazetede haberdim, her gün tutuklu olduğum sürece. Cezaevinde bile rahat bırakmadılar. Yok işte şöyle keyfi yerinde, böyle keyfi yerinde. Beni aldılar bu sefer çok acayip bir yere koydular cezaevinde arkadaşımla beraber. Yerler böyle simsiyah, zift gibi siyah. Duvarlar zift gibi siyah böyle. Yani külden böyle şeyden, nasıl olduysa bilmiyorum yani. Böyle mazot dökülmüş gibi her yer. Yani normal bir hücredeydik, “Çok keyfi yerinde” deyince, “rahatı yerinde” deyince Hürriyet’te filan sürekli haber çıkıyordu. Orası işte “otel gibi”, bilmem ne. Otel gibiyse gidip yatsana sen bir orada. Otel gibi olmadığını gördünüz bak şimdi. İddia edilen Ergenekon Örgütü davasında şimdiki ifadeniz öyle değil; “otel gibi” demiyorsunuz. Hani oteldi? Demek ki otel gibi değilmiş. Normal cezaeviymiş. Her haber çıktığında gidip biz savcılığa ifade veriyorduk, cezaevi savcılığında. Hiç alakasız yerlerden bağlantı kuruyorlardı. Yani işte Kartal Cezaevi’nin, hatta Kartal Cezaevi’ne kadın girdiği, yani benim Kartal Cezaevi’ne kadın soktuğum, yani onunla beraber olmak için. Olacak iş mi şu? Yani artık nevirleri dönmüştü. Nasıl yapıyorsam yapıyormuşum, cezaevine kadın sokuyormuşum. Yani inanılır gibi değil. Yani bunların kafalarında fanteziler inanılır gibi değil. İşte “Bir eli yağda, bir eli balda”. O günkü ben gazete kupürlerini getireyim. Yani bir tane iki tane değil; hafta sekiz, gün dokuz sürekli. Ben cezaevinden çıktıktan sonra Kartal’la ilgili bütün haberler kesildi. Şimdi mesela tek kelime duyulmuyor, bak. Eskiden hep manşetti Kartal’da şu, Kartal’da bu; tutuklu kaldığım sürece. Yani hani rahat eder mi acaba gibisinden. Hatta geldiler bu sefer, içlerine sinmedi. Kameralarla geldiler benim bulunduğum bölüme. İşte ne yemek yiyorum, gittiler onları çektiler. Kaldığım yerler, yatağımı filan her yeri onlar tek tek çektiler, televizyonlarda yayınladılar. Yani rahat ediyor muyum, etmiyor muyum. Herkesin faydalandığından ben de istifade ediyorum. Yani herkes gibi aynı şartlardayız. Cezaevinin lüksü, bilmem nesi olur mu. Cezaevi aynı, tek tip zaten adı üstünde. Bütün hücreleri aynı. O devirde bayram yapıyorlardı adeta. Bak, savcının bu ifadesine rağmen bayram yapıyorlardı. Ve daha hala mesela Fatih Altaylı şu an şikayetçi. Yani bu konuda tutuklanmam için on bir, on iki yıldan beri bastırıyor geceli gündüzlü. O avukatı Rezzan Aydınoğlu’yla beraber. Tabii vatandaş, istediğini desin, yapsın. Ama ben Fatih Altaylı’nın iddialarından beraat ettim ben. Ve Yargıtay da onadı bunu. Bak, Fatih Altaylı’nın benle ilgili iddialarından ben beraat ettim ve Yargıtay da onadı. Buna rağmen benden yine şikayetçi. E olsun. Yani vatandaştır, istediğini yapabilir. Bak Cübbeli’yi pışpışlıyor, o ona “baba” diyor, ona “ınga” diyor, bir şeyler böyle acayip bir durum yani. Ama bana karşı tavrı da bu. Bana karşı bu tavrının neden olduğunu herkes bilir. Cübbeli’ye karşı bu tavrının neden olduğunu herkes biliyor. Yani bunun arkasında bambaşka şeyler dönüyor. Yani sistem bambaşka. Yani perde arkası bambaşka olayların. Yani üzerimdeki baskının nedenleri de bambaşka. Ama şimdi bunları tabii alenen anlatamıyoruz burada. Yani ancak bir özel sohbet olacak da orada anlatılabilir yani.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Ama bütün mahkeme heyetine de saygı duyuyorum. Kararlarına da saygı duyuyorum. Şikayetçi olanlara da saygı duyuyorum. Bana işkence yapanlara da saygı duyuyorum. Onları da affediyorum...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler