Adnan Oktar`ın 14 Kasım 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bak Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 138’de diyor ki, Bediüzzaman. Sikke-i Tasdik-i Gaybi diye bir kitabı var Bediüzaman’ın, ünlü bir eseri, onun 138. sayfası. “Ta Ahir zamanda” Kendi zamanı için Bediüzzaman ‘ta Ahir zaman’ demez. “Kendi zamanı için dedi” derse, terbiyesizlik yapmış olur, yalancılık yapmış olur. Yani biz o kadar da saf değiliz. Akıllarını başlarına alacaklar. “Ta Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde” demek ki, o devir hayatın geniş dairesi değilmiş. İlerde çıkacak, şu an. Nasıl oluyor hayatın geniş dairesi? İnternet, radyo, televizyon. Şimdi mesela, 35 milyonun üstünde insan dinliyor bizi, şu an. Bu hayatın geniş dairesi. Bu olacak iş miydi daha önceki yıllarda? 70 yıllarda tahayyül edemeyeceğin bir şey. Mümkün değil. Devlet imkânları ile belki böyle bir şey mümkün oluyordu. Müthiş bir olay. Ben mesela herhangi bir insanım Allah’ın herhangi bir kuluyum. Bak 35 milyon kişiye hitap ediyorum. “Ta Ahir zamanda, hayatın geniş dairesinde Risale-i Nur’un asıl sahipleri” Demek ki bizler, ben mesela Nur talebesiyim demek ki ben asıl sahibi değilim. Kimmiş? Mehdi (a.s.) ve talebeleri Risalei Nur’un asıl sahipleri. Bakın asıl sahipleri deyince bırakmıyor Bediüzzaman, ne diyor biliyor musunuz? “Yani” diyor, “yani” “Yani” ne demek? Şimdi anlamayana açıklama getirecek. “Yani, Mehdi (a.s.) ve şakirtleri” Nerede burada şahs-ı manevi? Mehdi (a.s.)’nin şahsı var ve talebeleri var. Ne korkuyorsunuz bunu söylemeye? Yani niye çekiniyorsunuz? Dilin mi kopar? Allah’a güven. Allah sana sahte Mehdi çıkarmaz korkma. Var bir sürü sahte Mehdi, ne derdine düşüyorsunuz. Hayır, kardeşim dünya gibi sahte Mehdi var, kimseden korkmuyorlar benden korkuyorlar. Yani, paranoyaklık gibi bir şey bu, Allah Allah. İspat edecek bir şey söyleyin yapacağım. Yani Mehdi (a.s.) olmadığımı ispat edecek bir şey söyleyin, yapacağım.
ALTUĞ BERKER:Hocam yemin ettiniz daha önce.
ADNAN OKTAR: Kardeşim anlamıyor ki yeminden adamlar. Yani ne diyeyim ben bunlara?
“Yani, Mehdi (a.s.) ve şakirtleri (talebeleri) Cenab-ı Hakk’ın izni ile gelir.” “Geldiler” demiyor “gelir, o daireyi genişletir.” Demek ki, dar bir daire var ki genişletecek, mevcut daireyi genişletir. “O tohumlar sümbüllenir”. “Siz” diyor “tohum halinde olacaksınız”. Demek ki bizler tohum halindeyiz. “Sümbülleneceksiniz” diyor. “bizler de” Mehdi (a.s.) gelmişken ne konumda olduğunu söylüyor Beddiüzzaman. “Bizler de kabrimizde”, “ben o anda vefat etmiş, ölü olmuş olacağım” diyor, “kabrimde olacağım” diyor, “kabrimden seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Demek ki Mehdi (a.s.) geldiğinde Beddiüzzaman vefat etmiş olduğunu söylüyor. Bak: “Yani Mehdi (a.s.) ve şakirtleri Cenab-ı Hakk’ın izini ile gelir, o daireyi genişletir ve o tohumlar sümbüllenir. Biz de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. Yani burada konular, deliler gibi yalan söylemeye, üç kağıtçılık yapmaya Allah rızası için son versinler. Oyun oynamaya gerek yok. Ve benden kurtulamazlar. Ben söyleyeyim yakalarını bırakmam. Diyorum ben, Allah’ın delisiyim. Gece gündüz anlatırım ve rezil rüsvay ederim. Yalancılık yapmayacaklar. Ama onun dışında olabilir, yani herkesin kendi inancına saygı duyarım. “Mehdi (a.s.)’ye inanmıyorum” der, saygı duyarız. Yahut der ki: “Benim Hocam Mehdi (a.s.)” der, tamam, inşaAllah Mehdi (a.s.) olsun. Öyle denmez tabii de çünkü bir anormallik o...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler