Adnan Oktar`ın 8 Kasım 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Peygamber Efendimiz (s.a.v) evlenmişti. Evlilik konusunda “nikah benim sünnetimdendir, kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz. Zira ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftahar edeceğim” dediği halde neden Mehdi (a.s.) ve talebeleri evlenmeyecekler? Hem sizin talebeleriniz de evlenmiyorlar Hocam.” Niye, Oktar evli canım.
OKTAR BABUNA:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Büyük bölümü evli, bu vatandaşların çoğu evliler. Ondan sonra Müslümanlar tabi evlenecekler, çoğalacaklar ama Mehdi (a.s.) ve talebeleri evlenmeyecekler. Çünkü insanlar Mehdi (a.s.) ve talebelerine karşı olacaklar. Bak diyor ki: “evlenmek istediklerinde insanlar onlarla evlenmez” diyor. Hadis Peygamber (s.a.v) söylüyor. “Cenazelerine gitmezler” diyor. Yani o kadar soğuklar ki onlara karşı, o kadar mesafeli ve hatta o kadar öfkeli ve kinliler ki bir kısım insanlar. Bak “cenazelerine dahi gitmezler” her yönden onlara sosyal baskı uygulanacağını” söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Uzun bir hadis bu. Zaruri olarak evlenemeyecekler. Mücadelenin süratinden dolayı, vaktin darlığından dolayı. Zaten hadis de var Peygamber Efendimizin (s.a.v.), Bediüzzaman Risale-i Nur Külliyatı’nda o hadisi veriyor. “Belirli bir tarihten sonra evlenmeyenler daha hayırlıdır” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v). Yani çeşitli gerekçelerle, cehd gerekçesiyle, tebliğ gerekçesiyle evlenmeyenler. O hadisi de delil göstererek Bediüzzaman evlenmemiştir. Fethullah Hoca da evli değildir. Ben de evli değilim. Ama Müslümanların evlenmesini ben teşvik ederim. Ama benim vaktim çok dar. Bak gecenin ikisinde burada, değil mi ikiye geliyor neredeyse yoğun faaliyet halinde, ondan sonra yine faaliyet halindeyiz, gündüz yine faaliyet halindeyiz. Evlendiğinde çoluk çocukla uğraşacaksın, onlar rahatsız olduğunda hastaneye götüreceksin, akrabalarınla görüşeceksin, bağlantı kuracaksın, alış verişe gideceksin, bilmem ne yapacaksın, çok uzun işler onlar. Yani o artık meslek olmuş oluyor adeta bir nevi. Benim mesleğim mücahitlik ama sadece mücahitlik. Başka bir şey değil inşaAllah ve Ahir zaman’ın da şiddetini düşünürsek, şimdi çocuk olduğunu düşünelim, çocuğu dışarıda nasıl koruyacaksın? Kendimizi ancak koruyoruz. İnsanlar dışarıya çıkamıyorlar yani. Çocuğu bırakman lazım, sokakta oynayacak, bırakabilir misin çocuğu? Ya kaçırıyorlar, ya eziyet ederler yahut değil mi kötü şeyler duyabiliriz sokakta. Yani Ahir zamanın şiddetini anlamak lazım. Ahir zamanda muazzam bir gayret var, muazzam bir mücadele olacak. Mesela Ashab-ı Kehf niye mağaraya çekiliyorlar? Onlar da evlenseydi, dağılsaydılar, değil mi halkın arasında yaşasaydılar. O zaman deccaliyetin şiddetinden, küfrün şiddetinden, tuğyan ve dalaletin şiddetinden, kafirun ve kafirat bütün her tarafı kaplamış, münafikun ve münafukat bütün her yeri kaplamış. Öyle bir ortamda ne yapacak Müslümanlar? Bir araya gelip değil mi mağarada yaşıyorlar. Mehdi (a.s.) talebelerinin özetidir Ashab-ı Kehf. Ailelerinden, tanıdıklarından uzaklaşıp, bir araya mağaraya çekilmişlerdir. Allah onlara rahmetinden yaymıştır. Ne evlenmişlerdir, ne sosyal hayata girmişlerdir, tecrit etmişlerdir kendilerini. Hz. Meryem de camide kendisine bir yer yaptı, mescit yaptı, ailesiyle arasında bir perde meydana getirdi, Allah’a tamamen kendisini verdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hem cehd etmiştir, hem evli olmuştur ama o zaman şartlar müsaitti, ortam müsaitti. Kendisinden sonraki dönem için hadisi var Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, evlilik ile ilgili. O hadisi bulabilirsen. Var mı o hadis sende?
OKTAR BABUNA:Deylemî'den (r.a.) mervi Hâdis-i Şerif meali; "Allah bir kulu sevdiği vakitte onu Zat-ı Ulûhiyetine hizmet etmek için seçer. Onu kadınla ve evlat ile meşgul ettirmez." Bu, bahusus hicretin 200 senesinden sonra içindir. Çünkü bir de "200 senesinden sonra en hayırlınız zevce ve veledi olmamakla yükü hafif olanınızdır," Hâdis-i Şerif'i vardır. Bu Hâdis-i Şerif ile "İzdivaç ediniz, çoğalınız. Ben kıyamette sizin kesretinizle iftihar edeceğim." Hâdis-i Şerif'i arasında tenakuz yoktur. Şöyle ki: Nikâhlanmayı emreden Hâdis-i Şerif, şartları haiz olanlara, nikâhtan dolayı mücâhedeyi terk etmeyenleredir. Yukarıdaki Hâdis-i Şerifler ise, şartları haiz olmayan ve dini uğrunda mücâhedeyi, evlenmekten dolayı terk edenleredir." (Levami-ül Ukul Şerhi, C: 1, sh: 173)
ADNAN OKTAR:Evet buradaki hadis bak çok açık. Bir daha oku o hadisi.
OKTAR BABUNA:Deylemî'den (r.a.) mervi Hâdis-i Şerif meali; "Allah bir kulu sevdiği vakitte onu Zat-ı Ulûhiyetine hizmet etmek için seçer. Onu kadınla ve evlat ile meşgul ettirmez."
ADNAN OKTAR:... “Evli olan bir kişi Mehdi (a.s.)’ye talebe olamaz mı” diye bir şeyi var kardeşimizin. Yani bu çok acayip. Böyle uçtan uça gitmesin arkadaşlar. Yani bir uçtan sıçrıyorlar ta diğer uca sıçrıyorlar. Uçlarda geziniyorlar. “Mehdi (a.s.) talebeleri evlenmez” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Tamamı için demiyor, yani bir kısmı evlenmez, Mehdi (a.s.) dahil. Yani bunu demek her yeri kaplayan anlamına gelmez. Mesela biz Mehdi (a.s.) öncüsüyüz, Oktar Hocam evli, ben evli değilim, Berker Hocam evlenmek üzere, birçoğu evli çocukların. Yani en sıkı Mehdi (a.s.) talebelerindendir Oktar, inşaAllah. Ben de en sıkı Mehdi (a.s.) talebelerindenim. Ne fark eder yani, uçlarda gezinmeye gerek yok. Katı anlamda, kesin ölçü anlamında vermiyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Yani ekseriyetle, genellikle hakim olan mantık budur anlamına gelir. İnşaAllah.
OKTAR BABUNA:Bu ilgili hadisi okuyayım mı Hocam inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet.
OKTAR BABUNA:Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor; “Buyurdu ki: "Onları (Hz. Mehdi (a.s.)’ı ve talebelerini) yeryüzünün kenarlarında ara. Onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır, eğer hazır olsalar tanınmazlar, eğer kaybolsalar aranmazlar, hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez, eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez. Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz. Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler, ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır.” MaşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bak mallarını da paylaşıyorlarmış, bir daha oku hadisi.
OKTAR BABUNA:“Buyurdu ki: "Onları (Hz. Mehdi (a.s.)’ı ve talebelerini) yeryüzünün kenarlarında ara. Onların yaşantıları sadedir, evleri sırtlarındadır.”
ADNAN OKTAR:Bak evleri sırtlarında. Sabit değil evleri. Bir gün orada kalıyorlar, bir gün orada kalıyorlar. Değişik yerlerde kalabiliyorlar.
OKTAR BABUNA:“Onların yaşantıları sadedir.”
ADNAN OKTAR:Sadedir evet ne bulursa onu yiyor, ne bulursa onu giyiyor.
OKTAR BABUNA:“Eğer hazır olsalar tanınmazlar.”
ADNAN OKTAR:Tanınmazlar. İnsanlar ummuyor onların Mehdi (a.s.) talebesi olabileceğini. Yani Mehdi (a.s.) topluluğu olduğunu ummuyor, tanımıyorlar.
OKTAR BABUNA:“Eğer kaybolsalar aranmazlar.”
ADNAN OKTAR:Yani o devirde, o insanlar onlara önem vermeyecekler. Mesela hastalansalar, ölsün gitsin diyecekler. Veyahut adli bir durum varsa, hukuki bir durum varsa, ne yapıyorsa yapsınlar diyecekler. Yani onlara bir destek olmayacaklar. O anlamda.
OKTAR BABUNA:“Hasta olsalar kimse onların ziyaretine gelmez.”
ADNAN OKTAR:Evet, onu artık ölüme terk edecekler, ne yapıyorsa yapsın diyecekler. Yani herhangi bir destek, bir ilgi, alaka olmayacak.
OKTAR BABUNA:“Eğer evlenmek isteseler kimse onlara gelmez.”
ADNAN OKTAR:Aman, aman, aman, çok tehlikeli bu adamlar, uzak duralım diyecekler. Ama bu yüzde yüz anlamında değildir. Geniş çaplı anlamına gelir bu, geniş çaplı. Mesela deccal dünyaya hakim olacak deyince, hiç kimseyi bırakmaksızın hakim olacak anlamına gelmez. Geniş çaplı anlamına gelir. Mesela yüzde doksan beş, o anlamda.
OKTAR BABUNA:İnşaAllah. “Eğer ölseler cenazelerine kimse katılmaz.”
ADNAN OKTAR:Adam cenazeye gitse, o da onlarla bağlantılı görüleceği için, aman uzak duralım kardeşim diyor.
OKTAR BABUNA:“Onlar mallarını aralarında eşit olarak paylaşırlar.”
ADNAN OKTAR:Evet ne varsa, mesela arabası varsa satıyor, evi varsa satıyor. Hep birlikte Allah için kullanıyorlar.
OKTAR BABUNA:“Ve birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler.”
ADNAN OKTAR:Evet yani birbirlerini kabirlerinde ziyaret ederler. Ölüsüne, dirisine sahip çıkarlar. O anlama geliyor.
OKTAR BABUNA:“Ayrı şehirlerde olsalar dahi istekleri hep aynıdır.”
ADNAN OKTAR:Evet mesela dünyanın bir başka şehrine gider, bir başka şehrine gider, sürekli hareket halinde oldukları için, tebliğ yaptıkları için, yurt dışına da giderler, başka yerlere de giderler. Çünkü “çok uzaklardan da” diyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “birbirlerini görürler. Avuçlarına bakarlar birbirlerini görürler” diyor. Muhtemelen telefon, bu işte ipod falan onlara işaret ediyor. “Dünyanın her yerinde Mehdi (a.s.)’yi görebilirler” diyor. “Yan yattıkları yerde, oturdukları yerde Mehdi (a.s.)’yi seyrederler” diyor, görürler. Bu televizyonla olur. Dünyanın her yerinden Mehdi (a.s.)’yi nasıl görebilir bir insan. Ama bir kısım saf kalpli Şii kardeşlerimiz, Mehdi (a.s.)’nin herkesin evine tek tek ayrı ayrı gideceğini, dünyada aynı anda milyonlarca vücudu olacağını, milyonlarca evde aynı anda oluşacağını söylüyor. Bu böyle olmadığı belli. Televizyonda görüntü olarak, ses olarak her yerde olacak, o anlama geliyor. 1400 yıl öncesinde Peygamberimiz (s.a.v.) televizyonu, interneti açıkca ifade etmiş. Yani bir insan avucuna baktığında Mehdi (a.s.)’yi görmesi nedir? “Mehdi (a.s.) de istediği an onları görebilir, avucuna bakar onları görür” diyor. “İnsanlar yattıkları yerden, uzandıkları yerden Mehdi (a.s.)’yi görürler ve konuşurlar” diyor. Yani “Mehdi (a.s.) onlarla konuşur” diyor. Mehdi (a.s.) ile konuşmuyorlar da, Mehdi (a.s.) onlarla konuşuyor...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler