Adnan Oktar`ın 8 Kasım 2010 tarihli Harun Yahya Tv röportajından
ADNAN OKTAR:...‘’Sevgili Seyidim yaklaşık birkaç haftadır sizi izliyorum, hakkınızda herhangi bir fikir beyan edecek kadar bilgi sahip değilim. Yalnızca dün gece çarşaf giyen bayanların yıkanması ve saçlarını havalandırmasıyla ilgili tavsiyeleri dinlerken kendimi onların yerine koydum’’ diyor, yani bir acayip olmuş neyse. ‘’Yıkanmak yada bakımlı olmak doğrudan doğruya insanların kendileri ile ilgili bir durum olmalı diye düşünüyorum. Deniz kenarında sabahtan akşama kadar mayoyla denize girip çıkan bir kişi eğer akşam bol sabunlu duş almasa sanırım değişik kokar. Temiz ve bakımlı olmak Eskimosundan Afrikalısı’na kadar insan ve imkânla ilgili bir sorundur diye düşünüyorum. Çağımızı genelleştirmeniz ve çarşaflı bayan kardeşlerimizden özür dilemeniz gerektiği hususundaki ısrarımı belirterek hayırlar diliyorum.’’ Israr derken herhalde daha önce de yazmış anladığım kadarıyla kardeşimiz.
OKTAR BABUNA:Estağfurullah, Allahualem, evet inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Bir de çarşafa niye takıldı kaldı kardeşim? Çarşaflı hanımları ben çok beğeniyorum ve çok seviyorum dedim. Ben başörtülü dedim başörtülü, herhangi bir şekilde başörtüsü çarşaf diye demedim bir, ikincisi Müslümanların eksik olan bir noktası, yani küfür tarafından kullanılan dalalet tarafından kullanılan ve Müslümanların ezilmesine hor görülmesine antipatik olmalarına sebep olan bir konuyu benim düzenlemem onlara bir güzellik bir intizam getirecek şekilde tavır almam isabetli bir harekettir. Çünkü Resulullah (s.a.v)`de, o zamanlar sahabelerini temizliğe, güzelliğe, nezafete sürekli çağırıyordu, yönlendiriyordu. Emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i anil münker farzdır. Allah`ın emridir. Ben nehy-i anil münker yapıyorum, emr-i bi’l maruf yapıyorum, maruf olanı emrediyorum. Kardeşimiz bu acı gerçeği, gerçek olup kimsenin söyleyemediği konuyu suskunlukla geçiştirmek taraftarı olabilir. Ama ben suskunlukla geçiştirmeyip bu hayati koynu vurgulayarak çok büyük hizmet etmiş oluyorum. Bu çok acı bir gerçektir, kimsenin dillendirmediği bir gerçektir ve bu Müslümanların müthiş aleyhine oluyordu. Müthiş tahribat meydana getiriyordu. Meselelerin kökeninde de bu görünüyordu. Bu uyarılma, bu açıklamalar, bu anlatımlar kardeşlerimize olumlu etki yapar. Bak ben ne dedim, günde en az iki veya üç kere yıkanmaları çok güzel olur dedim. Bu tavsiyeye uyduğunda kardeşlerimiz mis gibi tertemiz olduklarında, zevksiz giyinmediklerinde, güzel olduklarında bu İslam’a Kuran`a, dine çok büyük bir hizmet olacaktır. Mesela kötü kokan bir hanım geçtiği her yerde İslam`ın aleyhinde muazzam propaganda yapıyor demektir. Ve onun yaptığı tahribat tahmin tahayyülün çok çok üstünde olur. Etek giymiş, altına pantolon giymiş rengarenk üstü başı, başını değişik bağlamış, başında değil mi böyle acayip şekiller yapmış. Bunun yaptığı tahribat çok büyük olur. Etkisi büyük olur. Ben ne dedim, Osmanlı`nın son dönemlerinde Osmanlı döneminde olduğu gibi gravürlerde olduğu gibi böyle çok soylu ve güzel, hanımlara yakışır, bakan insanın için açılacağı saygı duyacağı, değer vereceği, çok yüksek göreceği, hayranlık duyacağı bir insan modeli. Tavsiye ve teşvik ettim. Ve tertemiz kokmasını değil mi sabun kokmasını tavsiye ettim. Bu, bir acı gerçeğin düzenlenmesi ve düzgün hale getirilmesi. Bu yapıldığında güzel netice alınacak. Deniz kenarındaki adam, mesela verdiği örnek çok kötü. Deniz kenarında sabahtan akşama kadar, bol sabunlu suda yıkansa değişir mi? Çok mantıksız, denize giren adam zaten tuzlu suyun içine girip çıkıyor, girip çıkıyor en fazla deniz kokacaktır, yani mantıklı değil, çok zorlama bir açıklama bu. Zaten çıktıklarında da genellikle yıkanır insanlar yani. Benim sorunum orda değil, adam orda denize girip çıkan adam ben İslam’ı tebliğ ediyorum diye ortaya çıkmıyor. Orada bir imaj vermiyor, şimdi kapalı hanımın şeyi nedir; ben İslam’ı tebliğ ediyorum, İslam’ın temsilcisiyim mesajını vermiş oluyor. Öyle bir adamın, yani geçtiği yerlere ter kokusuyla geçmesi öfkeye neden olur, nefrete neden olur ve bunu bütün Müslümanlara mal ederler. Ama böyle şık ve asil böyle tertemiz mis gibi bir görünüm ve üslupta çok efendi mesela tartışmak isteyenlerle saygılı konuşuyor, nezaketli konuşuyor. Böyle laf sokan, cedelleşmeye hazır, kavgacı, şüpheci, sürekli gergin, insanlara tepeden bakan, garip bir insan modeline karşı da ayrıca uyardım. Bu da yine Kuran`ın bize tavsiyesidir. Benim anlattığım her şey Kuran’ın tavsiyesidir. Allah diyor “Müminler temiz olsunlar” diyor. “Tahir olsunlar” Kuran ayeti. Bu ayetin, Peygamberimiz (s.a.v.)`in hadisleriyle belirtilen bu gerçeğin, bu ibadet teşvikinin basın ve televizyon yoluyla anlatılması benim yaptığım. Ve dolayısıyla bir tebliğdir. Bey olsun bayan olsun fark etmez. Bütün Müslümanlar çok temiz olacaklar. Temiz kokacaklar. Şık ve temiz giyinecekler. Üslupları çok hoş olacak ama hanımlar için özel ayrıca söylediğim şeyler de hayatidir, çok önemlidir çünkü hanımları daha çok kaale alan önem veren bir yapı var. O yüzden onların bir mücahide olarak, İslam tebliğcisi olarak, çok temiz, çok hoş, güzel huylu, sevecen, sempatik, her insan tarafından sevilebilecek tavırlar gösterten, klas kaliteli insanlar olması gerekir. Benim vurgum o. Kardeşim burada vulgarize etmiş abartıyor yani çok gereksiz abartılara girmiş. Mesela saçlarını havalandırması, bu kapalı hanımların saçlarının döküldüğünden haberi var mı bu arkadaşımın? Haberi yok. Çok bakımsız ve çok güçsüz oluyor saçları. Ben bunu duyuyorum, bana haberi geliyor. Yazık yani çocuklara bunu sanki sağlıksız olmaları Allah`ın emriymiş gibi göstertmek çok yanlış olur. Zaman zaman güneşe çıkmaları lazım değil mi, D vitamini alacak ciltleri, ve yahut şey olarak alabilir balık yağı olarak da alabilir. Bir şekilde D vitamini alması lazım. Çünkü güneşle hiç bağlantısı olmuyor, D vitamini de almayınca ufak tefek, ince kemikli, kemikleri kırılabilir ve kas yapısı gelişmemiş, vücudu gelişmemiş bir görünüm alıyorlar. Bu Müslümanların zaafı demektir. Ben böyle bir şeye karşı ümmete sahip olan Müslümanlara sahip çıkan bir insan olarak, yani her Müslüman Müslüman’a sahip çıkar, bende onlar kardeşim sahip çıkıyorum. Yani kendi ailemden görüyorum onları. Nasıl kendi yakınlarıma, kardeşlerime titizsem onlara da titizim. Ve özen gösteriyorum. Kansızlık yaygın, kemik yapısı zayıf oluyor genellikle naif ve çok zayıf oluyor, kas yapısı gelişmemiş oluyor. Fizik olarak ta gelişmemiş oluyorlar. Bu hak mı yani? Mesela saçları sağlıksız oluyor halbuki ben dedim bak, Müslüman genç kız dalyan gibi olacak böyle. Değil mi çok sağlıklı, kemik yapısı çok güçlü, kas yapısı güçlü, atletik böyle. Bedenen güçlü çok seri ve güzel konuşan, sevecen, tertemiz, üstü başı gayet şık, kaliteli. Bir insanın yanına geldiğinde, onunla konuştuğunda o insanların ona karşı bakış açısı son derece olumlu olan bir tavır içinde olması lazım Müslüman hanımın. Görüyorum, Marksist ağzı kullanıyor, solcu ağzı kullanıyor mesela kavgacı üslup kullanıyor edişmeye hazır, şüpheci, her şeyden şüpheleniyor. Zaten hiç konuşmuyor, konuştuğunda şüphe dolu tedirgin, sürekli renkten renge giren, sürekli huzursuz böyle olmaz. Müslüman son derece kendinden emin olacak Allah`a güvenerek. Ve oran verdim, bu Müslüman hanımların %1`inde ben bunu görüyorum. % 99 da ben bunu görmüyorum mükemmeller, %1`inde görüyorum dedim. Bu eksikliğin giderilmesi bir ibadettir. Kardeşimiz gibi sessiz kalıp bunun devam etmesine göz mü yumalım? Saçları mesela güçlü olsun. Böyle sağlıklı güzel saçlara sahip olsun. Pırıl pırıl. Güçlü bir bünyeye sahip olsun, kas kemik yapısı he şeyi mükemmel olsun. İnşaAllah. Yani Müslüman`ın bedenen zayıf olması Peygamber Efendimiz(s.a.v.) `in hadisiyle de çelişiyor Müslüman`ın bedenen de güçlü olmasını söylüyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hadisi var. Dolayısıyla bu gerçekleri, kolay kolay söylenemeyecek gerçekleri benim candanlıkla ve samimiyetle ve açıkça anlatıyor olmam ve sonucunda bu uygulandığında Müslümanların lehine olduğu açıkça belli olduğu halde, “niye söyledin?” demek çok yanlış olur. O zaman sen Müslümanların zaaf içinde olmasına, acı çekmelerine, küçük düşürülmelerine, sağlıksız olmalarına, antipatik olmalarına kapı açmış olursun. Bir kısım kardeşlerimiz. Bir kısım. Ben, Müslümanlara şefkatimden merhametimden dolayı bu gerçekleri söylerim ve söyleyeceğim. Yani beni beğensinler diye konuşma yapmış olsam bambaşka bir üslup olur. Herkesin beğendiği konuları herkesin beklediği dilde herkesin kabul edeceği bir üslupla anlatırım, ama bak ben sürpriz insanım dikkat ederseniz hiç ummadık şeyler anlatıyorum. Bir çok kimsenin konuşamadığı şeyleri konuşuyorum. Birçok kimsenin çekindiği yerlere giriyorum, birçok kimsenin dikkatini çekmeyen hayati olan, gerçek olan acı gerçekleri dile getiriyorum. Bunlar önemli.
ALTUĞ BERKER:Ve “sevdiğimden söylüyorum” dediniz.
ADNAN OKTAR:Evet. ‘’Doğru olanın insanın kendi ile ilgili bir durum olmalı diye düşünüyorum.’’ Kendiyle ilgili… Tabii kendiyle ilgi ama yanlış yapıyor işte. Mesela Müslüman bir genç kız haftada bir kere yıkanırsa, ki yanlış biliniyor mesela bir kısmı bunu bir cumadan cumaya yıkanma olarak biliniyor. Bu çok yanlıştır, cumadan cumaya yıkanma yoktur. Her gün yıkanır Müslüman. Ve birkaç kere yıkanır. Cumadan cumaya yıkanan o mutlaka kötü kokar, kirlenir. Koltuk altı için değil mi, özel deodorant kullanması lazım. Ter ve kokuyu giderecek malzemeler satılıyor piyasada onları kullanması lazım. Bunları kullanmadığında nahiv ve temiz olmaz. Yani Allah insanı acz içinde yaratmıştır, Allah insanın aczini de yaratıyor onları önleyecek malzemeleri de yaratıyor Allah, her ikisini de Allah yaratır. Biz iİbadet olarak onları alıp istimal edeceğiz, kullanacağız. Tertemiz ve kaliteli olacağız inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Bir Ayet Bir Açıklama
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler