Adnan Oktar`ın 10 Kasım 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bak, “fen ve felsefenin tasallutuyla” demek ki fen ve felsefe. Nedir fen ve felsefe? Darwinizm ve materyalizm. Çünkü fen ve felsefenin birleşmesi, biyoloji felsefesi Darwinizmdir. Bak onu açıklıyor zaten, “maddiyyun ve tabiiyyun taunu” maddiyyun, materyalizm, tabiiyyun Darwinizm. Taun ne demek? Hastalık veba, “beşer içine intişar etmesiyle” dünyaya yayılmasıyla, ki dünyanın yüzde doksan beşi, işin doğrusu yüzde doksan dokuzu dünyanın Darwinizmin kontrolünde, yüzde doksan beş değil, yüzde doksan dokuzu kontrolünde. “İntişar etmesiyle, her şeyden evvel” bak, bütün konuları durduracak Mehdi (a.s.) diyor. Hiçbir konuyla ilgilenmeyecek, en önemli konu olarak “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini” yani diyalektif felsefeyi, materyalist felsefeyi ve maddiyyun fikrini, materyalizmi, Darwinizm fikrini “tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” En başta bu görevi yerine getirecek, Darwinizmi, materyalizmi çökertecek. “Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek” ehl-i imanın da dalalete düşmesini engelliyor, yani Darwinizme, materyalizme düşmelerini ve sapkın ve anormal yolları, yani yobazlığa kaymalarını engellemek. “Ve bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin” şahs-ı manevinin değil bak “Hazreti Mehdi’nin o vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez.” Ne vakti, ne hali tek başına onun bu konularda araştırma yapmaya vakti müsaade etmez diyor. “Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek.” Yani bir kısım bilim adamları Darwinizm, materyalizmle ilgili çalışmalar yapacaklar. “O zât, o taifenin” bak Müslümanların demiyor “o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak,” onunla bazı eserler hazırlayacak. Darwinizme karşı, materyalizme karşı eserler hazırlayacak. “Onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak.” Yerlebir edecek Darwinizmi diyor. “Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir.” Bak, bu vazifenin istinad ettiği kuvvete, ekibe ihtiyacı var, manevi orduya ihtiyacı var diyor. Onların özelliği diyor, ihlas ve sadakat, yani Allah için samimi davranmak ve sadık ve tesanüd, sürekli birbiriyle bağlantı halindeler. “Sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir” hepsi değil. Şakirtlerinin bir kısmı, talebelerinin bir kısmını Darwinizm ve materyalizmle mücadelede kitap hazırlamada görevlendirmiş Mehdi (a.s.), ona yardımcı olacaklar, diyor. “Ne kadar da az da olsalar” diyor Bediüzzaman, sayıları çok az diyor “manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.” Yani dünyayı titretecek kadar güçlü olacaklar diyor.
Ve ikinci vazifesi, üçüncü vazifesi diyor, bazı sahtekarlar diyor ki, “ikinci vazifesi ve üçüncü vazifesini yapacak, birinci vazifeyi yapmayacak” diyor. Halbuki Bediüzzaman birinci vazifeyi yapacağını açıkca söylüyor bak, “üç vazifesi olacak” diyor. Birinci vazifesi Darwinizmi yıkmak, materyalizmi yıkmak ve iman hakikatlerini anlatmak.
MİSAFİR 2:Birinci vazifeyi kabul ederlerse olmaz ama şimdi Hocam.
ADNAN OKTAR:İşte kabul edemiyorlar. İkinci vazifesi, üçücü vazifesi, bunları da yapacak, diyor Bediüzzaman, yani üçü bir bütün, diyor. Bak Seyyid Salih Özcan Hocama da sorduğumda, üçünü birleştirecek, üçünü birlikte yapacak diyor. İkisini veyahut bir tanesini yapacak değil, üçünü de yapacak diyor. Adamcağızlar takmışlar, bunun Bediüzzaman’ın değerini düşüreceğini düşünüyorlar. Kardeşim İsa (a.s.) da gelecek, İsa (a.s.)’nın gelmesi Bediüzzaman’ın değerini düşürür mü? Niye düşürsün? Mehdi (a.s.)’nin gelmesi niye Bediüzzaman’ın değerini düşürsün? Bilakis değerini çok yükseltir, çok tanınır hale getirir, çok daha fazla sevilmesine neden olur. Yani Mehdi (a.s.)’nin Risale-i Nur’u hazır bir program olarak neşr ve tatbik edecek olması zaten çok büyük bir olay. Bediüzzaman’ın bütün dünyada tanınması anlamına gelmiyor mu bu? Çin’de, Japonya’da, Afganistan’da, Uganda’da, her yerde Bediüzzaman’ı kendi kardeşleri gibi, kendi babaları gibi tanımaları demektir bu. Bu Bediüzzaman’ın şanının, şöhretinin, güzelliğinin her yerde bilinmesi demektir. Şu an bilinmiyor Bediüzzaman, çok az çevrede biliniyor. Bütün dünyada bilinip sevilecek. Harikaları, kerametleri bütün dünyaca bilinecek ama bu Mehdi (a.s.) vesilesiyle olacak. Güya işgüzarlık yapıyorlar, yani Bediüzzaman’a sevgi adına, Mehdi (a.s.) düşmanlığı ve Hz. İsa (a.s.) düşmanlığını körüklüyorlar. Sayıları çok az, beş-on kişiler ama fitneleri çok büyük...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler