Adnan Oktar`ın 15 Kasım 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Asa evet çok eski bir asa, ona güzel böyle şık bir kılıf hazırlattırdım. Şıkta bir kutu hazırlattırdım. Onları tezin ettiriyorum şimdi güzelce, öyle muhafaza edeceğim. Silsilesi çok muhteşem yani en büyük mürşidler, en büyük nakşi büyüklerinden elden ele, elden ele geçmiş. Allah sonunda bize nasip etti, elhamdülillah. Cenab-ı Allah’ın bir lütfu, inşaAllah layık oluruz. Bende Hz. İsa (a.s.)’a hediye edeceğim inşaAllah. Madem merak ediyorlar söyleyeyim, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocamın kavuğu ve sarığını da onu da öyle güzel, hoş bir muhafaza yaptırdım. Onun içinde muhafaza altına aldım. Onu da saklıyorum, inşaAllah. Şeyh Nazım Hocam dünya tatlısıdır, dünya iyisidir, çok mübarek ve muhterem bir insandır. Öyle tarif etmekle pek olacak gibi değil. Sevgiyi, şefkati, merhameti, dostluğu, arkadaşlığı, kardeşliği, iç neşesini, ruh neşesini beş dakikada hal ile veriyor, hal. Sohbetine gidiyor adamlar, dünyan değişir böyle. Biz Yüksel abinin evinde yemeğe gitmiştik. Sen de vardın.
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam.
ADNAN OKTAR:Sen de vardın inşaAllah. Kimler vardı hazurundan başka? Mehmet Şevket Eygi Hocamız vardı. Evet, efendim başka, Sefa Saygılı vardı, doktor. Sefa Saygılı o da vardı. Gitti Sefa Saygılı. O zaman beni çok severdi bayağı. Muhabbeti çok şiddetliydi. Hüsn-ü zannı da vardı, “İlla ki Hocam siz Hz. Mehdi (a.s.)’sınız” derdi. “Öyle deme günahtır” derdim, uyarırdım. Yine “Siz Hz. Mehdi (a.s.)’sınız” derdi. Mehmet Şevki Eygi Hocamıza en sonunda, “Hocam” demiş “Alametler üstünde, Hocamız bence Hz. Mehdi (a.s.)” demiş. Mehmet Şevki Eygi Hocamız acayip azarlamıştı onu o zaman. “Öyle denilmez günaha giriyorsun, öyle söylenmez” diye. Gelip bana yana yakıla da anlatmıştı sonra böyle dedi diye. Beni azarladı gibisinden ve yahut ona benzer bir söz söylemişti. Oradaki toplantıda masada mübarek şeyhimizde tabii baş köşedeydi. Pirzola kızartmıştı böyle güzel, ondan sonra güzel çok hoş yemekler vardı. Yüksel Ağabey maşaAllah bayağa zevkli. Bir de mumbar dolması vardı. Birde kırmızı biberler, şöyle şöyle kırmızı biberler ama acı kırmızı biberler. Ben baktım, “Aman aman” dedim ben şimdi, ben bir tanesini yesem ne hale gelirim bilemiyorum yani. Şeyh Nazım Hocam böyle marul yer gibi yiyor, şıkır şıkır beş dakikada bitirdi. MaşaAllah bünyesi bayağa güçlü elhamdülillah. Ondan sonra pirzola da mutlaka yağlı olması lazım, hakikaten çok güzel sağlıklı pirzolalardı. Çok hoş görünüyordu, maşaAllah. Nefisti görünümü onları böyle kemal-i afiyetle hep beraber yemiştik. Mumbar dolmasını da ilk defa orada gördüm. Hocamızın sevdiği bir dolmaymış mumbar dolması.
SUNUCU:Ben ilk kez duyuyorum.
ADNAN OKTAR: Çok hoş karışık Osmanlı yemeği, onu da böyle büyük bir iştahla yedi. Çok güzel sohbeti vardı. Biz neşeyle gittik neşeyle geldik bayrama gitmiş gibi. Bizim eve davet etmiştim mübarek, kardeşim ne mübarek, ne muhterem insan. O haliyle, o yaşlı haliyle geldi aşağıya kadar, en aşağıya kadar indi. “Ben” dedi, “Hiç kimsenin ayağına gitmem” dedi. “Hayatımda böyle bir şey yapmadım” dedi. “Ben, oğlum beni çok seviyor” dedi, “Oğlumu sevdiğim için geldim” dedi. “Başka türlü gitmem ben” dedi. Çok şahane bir sohbet yaptı. Sohbetinde bir hatayı, bir eksikliği, bir yanlışı hiç sezdirmeden, çok kapalı bir imayla herkese anlatıyor, herkes alıyor dersini. Mesela kimin ne eksiği varsa mesela senin şu eksiğin var demiyor, senin şu yanlışın var demiyor. Bir sohbet ediyor, herkes kendi eksiğini, ihtiyacını anlamış oluyor. Ve özel eksiklikleri varsa onları da ayrıca söylüyor. Bak özel, bu çok harika bir şey, çok şaşırtıcı bir şey. Bir kere daha yine davet ettik. Bu sefer vicdanım el vermedi, yaşlı olduğu için Hocama, “Garajda bir yer yaptırın” dedim. “Halı serdirdim garaja, güzel sandalyeler falan getirttirdim. Böyle bir Osmanlı mekanı yaptırdım oraya”. “Hocam” dedim, “İsterseniz aşağıya buyurun, eve buyurun” dedim. “Yok burası iyi” dedi. Oraya oturduk. Müridi de etrafındaydı. MaşaAllah, orada da çok güzel bir sohbet yaptı böyle açık havada yazın. Hayır var, inşaAllah. Yine orada manen istifade etmiştik. Allah uzun ömür versin. Böyle insanlar bir daha gelmez Allah-ü alem, çok değerini bilmeleri lazım.
Mesela diyor ki; “200 sene, 300 sene”, 300 sene, 500 sene sonra bir daha böyle insan bulamazsınız siz. 300 sene sonra kıyametin üstünden kaç yüz sene geçmiş oluyor. Bırakın bunları Peygamberimiz (s.a.v.)’in dediği doğru...
ADNAN OKTAR:... Şeyh Nazım Hocamız da dünya tatlısı, dünya güzelidir. Keşke insanlara bir kere nasip olsa da dünya gözü ile bir kere görebilseler. Şöyle bir kere göz göze gelseler, on saniye yeter. Ama Hocamıda yormasınlar. Hakikaten biraz şey oluyorum. Misafirler çok güzel doğru ama takdir yine Hocamızın tabii, fakat ziyaretin az olması çok önemlidir. Bir kere nazar etse, bir selam verse, hal hatır sorsa, kısa bir sohbet bu yeterli olur. Ama bazen Hocamızı acaba yoruyorlar mı diye biraz tedirgin de oluyorum. Ama iyi bakıyorlar, maşaAllah Hocamıza. Kaldığı ev çok güzel, eski Osmanlı bir ev. Yaklaşık 200 yıllık bir ev, Kıbrıs’ta orada mutlu Hocamız güzel, inşaAllah. Allah ömrünü uzun etsin. Herkes dua etsin, Hz. Mehdi (a.s.)’ı görsün Hocamız inşaAllah. Zuhurunu, biatı görsün inşaAllah Hz. Mehdi (a.s.)’a. İsa Mesih’i görsün, İslam ahlakının dünya hakimiyetini görsün. Varlığı çok önemlidir, Şeyh Nazım Hocam için dua etsinler. Mahmut Hoca da çok önemlidir. çok hayati bir şahıstır. Onun için dua etsinler. Aynı şekilde Seyyid Salih Özcan Hocamız, çok önemlidir. Yani o vekiller ve Sungur Ağabey mesela onlar, Allah onların ömürlerini uzun etsin. Onların Hz. Mehdi (a.s.)’ın biatında bulunmaları çok önemli, çok hayati yani inşaAllah Allah nasip eder. Allah ömürlerini uzun etsin. Hocalarımıza iyi baksınlar, inşaAllah...
Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler