Adnan Oktar`ın 13 Kasım 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv ve Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bak bazı ahmakların kafası almadığı için Bediüzzaman iyice akılları alsın diye, itiraz eden bazı cins tipler, bazı cahillere de gönderme yapıyor Bediüzzaman. “Evet her vakit semavattan melaikeleri gökyüzünden yere indiren,” melekler gökyüzünden yere iniyor mu? İniyor. Hz. Dihye (a.s.) suretinde de görünüyor. Görünüyor. Demek ki Allah’ın gücü dahilinde. Bak ona dikkat çekiyor, “ve bazı vakitte insan suretinde vaaz eden Hz. Cibril (a.s.)’in Dihye suretine girmesi gibi. Geliyor, gök aleminin, Allah’ın yanından geliyor. “Ve ruhanileri” cisim olmayıp gözle görünmeyen varlıkları, cin ve melekleri “alemi ervahtan” ruhlar aleminden “gönderip, beşer suretinde” insan şeklinde “temessül ettiren” insan gibi görünüyor mesela Abdulkadir Geylani veyahut başka bir veli insan şeklinde görülüyor, “hatta ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesedi misaliye ile” yani aynı benzeri ile “dünyaya gönderen” yani aynı onun gibi bir görüntüyle dünyaya gönderen “Hakim-i Zülcelal” her şeye muktedir olan yüce Allah, yani bütün yolları kapatmak için sahtekarlık yapmasınlar diye, hani bedenen nasıl iner ya olur mu diyorlar cahilliğinden diyenleri tenzih ediyorum, ama sahtekarlığından yapanları kastediyorum. Onlara bütün yolları kapatıyor Bediüzzaman, cahillere de kapatıyor tabii. “Her şeye muktedir olan yüce Allah, Hz. İsa (a.s.)’ı” bak Hz. İsa (a.s.)’ı “İsa (a.s.) dinine ait” yani Hıristiyanlık dinine ait, İseviyet’e ait “en mühim bir” bak, “en mühim bir hüsn-ü hatimesi” güzel neticesi için, çünkü şu an teslis inancı var, Hüsn-ü hatime yok. Hüsn-ü hatime nasıl olur? La ilahe illallah Muhammeden resulullah dediğinde olur. “Hüsn-ü hatimesi için değil semai dünyada” gökler aleminde “cesedi ile” insani bedeni ile “bulunan” değil ki diyor yani gökler aleminde cesedi ile insani bedeni “ile bulunan ve hayatta olan” ölü değil diyor, bak hayatta, hayatta olan, ölmemiş daha “hayatta olan Hz. İsa (a.s.) belki,” bakın üç kağıtçı sahtekarların yolunu tıkamak için ne diyor Bediüzzaman, bir de cahillerin “belki alem-i ahiretin” ahiret aleminin “en uzak köşesine gitseydi” mesela yüz milyon km diyelim Ahiret, en uzak köşesine gitti, yüz milyon km’nin en uzak köşesine gitti “ve hakikaten de ölseydi” diyor, gerçekten de ölseydi “yine şöyle bir netice-i azime” büyük bir sonuç “için ona yeniden cesed giydirip” aynı benzer cesedini giydirip “dünyaya göndermek o hakimin hikmetinden uzak değil.” Öyle de olsa gönderecek diyor, hani diyorlar ya öldü, Ölse de gelecek diyor. Yani ondan kurtulamazsınız siz diyor. Yani aynı tıpa tıp şeklinde Cenab-ı Allah cesed verir, yine gönderir, gönderecek diyor. Bak, “cesed giydirip dünyaya göndermek o hakimin hikmetinden uzak değil. Belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için” gerektiği için “vaadetmiş” Allah vaadediyor “ve vaadettiği için” Allah söylediği için “elbette gönderecek” diyor. Yani hani, acabası yok diyor “elbette gönderecek.” Kardeşim bunu niye Nur talebelerine okutmuyorsunuz? Canım ciğerim kardeşlerim ne mahsuru var? Allah’tan korkun. Ne mahsuru var? İmanını tahkiki hale getirir, hakkel yakin hale getirir. Hz. İsa (a.s.)’ı bir adam iki bin yıl sonra karşısında görürse ne olur bir insan? Erir, iliklerine kadar erir, hakkel yakin iman meydana gelir.
Mektubat s. 60, bak Bediüzzaman diyor ki; “Hz. İsa (a.s.) geldiği vakit” ki geldi “herkes onun hakiki İsa (a.s.) olduğunu bilmek lazım değildir” başlangıcında, bidayetinde herkesin onun hakiki İsa (a.s.) olduğunu bilmesi lazım değil, mecburiyet yok. Görev yapıyor mesela şu an birçok kişi tanımıyor onu. Mehdi (a.s.) de öyle, geldiği vakit herkes onun Mehdi (a.s.) olduğunu bilmekle mükellef değil, mecbur değiller yani. “Onun” Hz. İsa Mesih (a.s.)’in “mukarreb ve havassı” yani derin imanlı yakın talebeleri Hz. İsa (a.s.)’ı “nuru iman” imanının ışığı ile onu tanırlar” diyor. Sen Allah-u alem İsa Mesih (a.s.)’sin, görünüş, kimsen olmaması, annen-baban olmaması, aniden bir yerde belirmiş olman, kıyafetlerin, geldiğindeki kıyafetin, üzerindeki eşyaların, ikibin yıllık eşya üzerinde, ikibin yıllık kıyafet, görünümün, efendiliğin, üslubun ve gösterdiğin mucizeler. Ölüyü diriltiyor, kör adamın gözünü açıyor. Ne desin adam bu durumda? Sen İsa Mesih (a.s.)’sin, Allahu alem sensin diyor. “Nuru iman ile onu tanır. Yoksa bedahat derecesinde ve açıkca herkes onu tanımayacaktır.” Ne zaman tanıyacaklar? Halka kendini gösterdiğinde, Mehdi (a.s.) ile namaz kıldığında, Mehdi (a.s.)’yi namazda imamlığa geçirdiğinde. Orada nasıl tanımasın? Tabii ki tanıyacaklar inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler