Adnan Oktar`ın 24 Kasım 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Bayağı ünlüdür, bunlar oranın, tımarhaneden ünlü arkadaşlarımız. Buradan çıkmak yasaktı bize 14/A, ünlü. Burada yaklaşık 300 kişi falan kalıyordu, Osmanlı devrinden kalma büyük bir salon. Ama salon derken; taş bina, böyle taştan imal bina, böyle eski bir bina. On ay bizim mekanımızdı, burada on ay tatil yaptık. Evet, maşaAllah. EvvelAllah orada da aslan gibiydik.
ALTUĞ BERKER: Zincir, anlatıyorsunuz.
ADNAN OKTAR: Ayağımdan tabii zincire bağladılar, yatağa bağladılar zincirle. Bütün deliler hepsi geziyor, biz de ayağımızda zincirle geziyorduk. Onu niye yaptılar ben anlamadım bunu? Ayağa zincir ne gerek? Bir metrelik falan zincir. “Bu çok kısa, bununla namaz kılamam ben”, dedim. “Bu zinciri biraz uzatmamız mümkün mü?” “Yok yönetmelik böyle”, dediler. “Bir metreden fazla olmaz”, dediler. Sonra araya adam koyduk, rica ettik falan bir metre daha ilave ettiler, yarım metre kadar mı ne ilave ettiler, bir buçuk metre falan oldu, rahat hareket ettik. Zincirlik ne alaka, ne yapacağım ben zinciri? Vardır bir bildikleri, anlamıyorum ben. Vücut elektriğini alsın diye mi koydular, böyle iyi bir şey de düşünmüş olabilirler. Tabii ya, biz hüsn-ü zan edelim. Tabii vücut elektriğini topraklasın diye de yapmış olabilir.
ALTUĞ BERKER: Manevi makamınızı arttırmıştır, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah. Bir ara tımarhaneden bıraktılar, geldim Nusretiye Camii’ne, Allah, hiç tanımıyorum, senin gibi Ayşe böyle genç kızlar, delikanlılar, doluyor kaynamış camiinin içi. Hınca hınç dolu cami, hepsiyle tanıştım, tokalaştım. Biraz sonra haber geldi, “polis seni arıyor”, dediler. “Niye ki, bırakmışlardı”, dedim. “Yok, yeniden tımarhaneye dönmen gerekiyormuş”, dediler. Allah’ım Yarabbim. Bir hani ne oluyor gibisinden bıraktılar anladığım kadarıyla. Baktılar vazgeçeceğim yok, tımarhaneye transit geri döndük. Yeniden kaydımız yapıldı, yeniden yuvamıza döndük. On ay sonra el öptürüp, güzel ala, ama böyle ayakta zorla burnuma, alnıma dayandırarak. Var mı o resim?
ALTUĞ BERKER: Bende o yok galiba hocam ama bakayım arşive, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: O zamanlar...
ALTUĞ BERKER: Aktuna.
ADNAN OKTAR: Evet, var mı resmi?
ALTUĞ BERKER: Resim arıyorum hocam Allahualem ama ben de yok galiba.
ADNAN OKTAR: Neyse önemli değil. Onun mekanına götürdüler. Gazeteciler doldu böyle, bütün basının tamamı vardı. “Yıldırım Aktuna’nın elini öp” dediler. “Niye öpeyim ki, neden öpeceğim?”, dedim. “Öp, ayıp yapıyorsun falan” dediler. “Öpmem için bir neden yok, ben niye öpeceğim?”, dedim. “Olmaz” dediler, elimden kolumdan çekiştirerek götürdüler, Atatürk’ün resminin önüne getirdiler. Yıldırım Aktuna da oraya geldi, elini kaldırdı, ben de yüzümü çevirdim böyle, getirdi elini yüzüme doğru dayadı böyle ve gazeteciler resim çektiler. Hani hizaya gelmiş oluyoruz, el öpmüş oluyoruz ve hizaya gelmiş oluyoruz. Ben hizaya mizaya gelmedim. Beni Kuran hizaya getirir, Allah hizaya getirir. Ben öyle tımarhaneyle, hapishaneyle hizaya gelecek bir adam değilim, hizam daha da artar benim öyle şeylerden, gayretim, şevkim daha da artar.
ALTUĞ BERKER: Sizin internet sitenizde www.PsikolojikSavasYontemleri.com sitenizde varmış hocam.
ADNAN OKTAR: Bak yüzümü yan çevirdim diğer tarafa doğru şey olmasın diye.
ALTUĞ BERKER: Elini kaldırmış, hiç böyle el normalde kalkmaz bu kadar.
ADNAN OKTAR: Baksana açısına, yukarıya doğru roket gibi. Atatürk’ün elini de benim alnıma getirecek şekilde böyle. Gerçek Atatürkçülüğü onlara öğreten benim, değil mi? Gerçek Atatürkçülük’te bir aydını, bir fikir adamını alıp tımarhaneye sokmak var mı? Atatürk böyle mi yapıyordu?
ALTUĞ BERKER: Hiç yoktur hocam, Cumhuriyet tarihinde ilksiniz.
ADNAN OKTAR: Nerede görülmüş böyle bir şey? Evet, bu konular da anlatacak çok şey var ama bu kadar yeterli, inşaAllah...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler