Adnan Oktar`ın 1 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Mesela Bediüzzaman Mehdi (a.s.)’nin gelişini çok açık, alenen söylüyor. Dershaneye gidiyor çocuk, Bediüzzaman’ın bu konuşmaları anlatılıyor. Akıl almaz bir tevil görünce, diğer konularında aynı şekilde tevil edileceğini anlayıp, bütün konularda böyle Müslümanların samimiyetsiz olduğunu, dürüst olmadığını düşünüyor oradaki kişilerin. Ve dolayısıyla Risale-i Nur’un tamamına güveni kalmıyor bu sefer. Çünkü açık olan bir hususta insanlar gözünün içine baka baka ve alenen yalan söylerse, o zaman öbürlerine niye inansın. Mesela Bediüzzaman diyor ki; Şualar sayfa 605, 1. Şua Sikke-i Tasdik-i Gaybi sayfa 90. “Bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise Hz. Mehdi (a.s.)’nin şakirdleri olabilir.” Bir asır sonra. Bir asır geliyor, bir faaliyet oluyor, adam bunu kabul etmiyor. Mesela Bediüzzaman diyor ki; “İstikbali dünyeviyede 1400 sene sonra gelecek bir hakikati aırlarında karib zannetmişler.” Mehdi (a.s.)’nin geliş yılının 1400 sene sonra olduğunu söylüyor. Gitsinler kardeşlerimiz, bazı arkadaşlarla konuşsunlar, bu 1400 seneyi tevil ediyor, başka türlü söylüyor. Bakıyor orada yalan, burada yalan, şurada yalan. O zaman diyor ki; “bunların kendi davalarına inançları yok o zaman, kendi anlatıklarına kendileri de inanmıyor” diyor. Ve bir şiddetli imansızlık cereyanı gelişiyor bu sefer. O zaman o dershaneye gidiş amacı; sadece bir sosyal çevre edinmek, arkadaşlık edinmek, işte evlenirse ona destek olmalarını sağlamak gibi oluyor. Bir de akşamları orada gidip çay içmek, boş vaktini orada değerlendirmek, kulüp gibi kullanıyor. Onun için Risale-i Nur’u okuyan kardeşlerimiz böyle tevilci rahiplerin, yalan söyleyen rahiplerin, batın rahiplerine göre değil, Risale-i Nur’un direkt, düz anlamına göre değerlendirmeleri çok önemli. Bediüzzaman bunun üstünde duruyor. Direkt ne deniyorsa Risale-i Nur’da, açık açık ne anlatılıyorsa, ona inanmaları lazım. Çünkü batın rahiplerinin tevilleri de istikrarlı değil, birbirleriyle aynı tevil de yapmıyorlar, ağız birliği de yapmamışlar yalan söylemede, yani tek bir yalanları yok. Mesela Hz. İsa (a.s.) konusunda her birinin ayrı bir yalanı var. Mehdi (a.s.) konusunda her birinin ayrı bir yalanı var. Onun yalanı onu tutmuyor, onun yalanı onu tutmuyor, karmakarışık.
Bak mesela “hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zat.” Bu nasıl tevil edilebilir? Kastamonu Lahikası sayfa 61, 62. Adam bunu tevil ediyor. Tevil edince insanların güveni kalmıyor, oradaki insana güveni kalmaz. Ben bu belayı savmak için işte ortaya çıktım ve gayret ediyorum ve o yüzden böyle başarılı olduk. O yüzden bütün Avrupa’da, Türkiye’de, Azerbaycan’da, her yeri müthiş bir heyecan dalgası sardı. Çünkü ben yalana müsaade etmiyorum, sahtekarlığa müsaade etmiyorum, hurafeye müsaade etmiyorum. Dil eğip bükülmesine müsaade etmiyorum ve bütün yalancıların, sahtekarların da oyunlarını ortaya döküyorum. Onun için kardeşlerimiz dürüst olan, doğru olan kardeşlerine kenetlensinler. Ve dil eğip-büken sahtekarlara karşı da birbirleriyle de çok güçlü bir arkadaşlık bağı kursunlar. Birbirlerini koruyup kollasınlar. Bir süre sonra sahtekarların, yalancıların mum gibi eridiğini görecekler. Sırf sahtekarlar yüzünden ve yalancılar yüzünden İslam ahlakı şu anda hakim olmuyor, çünkü ümitsiz insanlar var, ümidi yok adamın. Allah vermesin aklını kaybetmiş, ümidini kaybetmiş, gücünü kaybetmiş, fakat onu normal bir insan zanneden insanlar onun peşine gidiyor, o da onunla beraber hastalanıyor. Halbuki Allah diyor; “çoğunluğa uyarsanız sizi Allah yolundan saptırırlar.” Çoğunluğa uyulmaz, hakka uyulur, doğru olana uyulur. Mesela ben Risale-i Nur’u incelerken ne yapıyorum? Dümdüz anlamı ne ise, çünkü bu zaten tefsir kitabı, tefsirin tefsiri olmaz, düz anlamını alıyorum. Birde mantıksız bir şey de demiyor, son derece mantıklı, açık. Hadise uygun, hadisi şerh etmiş, tevil etmiş ve açıklamış, yani bu artık bir tefsir kitabı. Adam tefsirin tefsirini, tefsirin tevilini yapıyor. O zaman tam tersine çeviriyor. Yoksa Müslümanların şu andaki sayısı, dünyadaki sayısı bol bol İttihad-ı İslam’ın oluşması için, bol bol yeterli. Türk-İslam Birliği’nin oluşması için bol bol sayı yeterli, maddi güçler de yeterli, imkanlar da yeterli. Ama bir avuç bunağın yüzünden, bir avuç aklı zayıf insan yüzünden, bir avuç imanını kaybetmiş hasta yüzünden, bir avuç gelecek korkusuna kapılmış insan yüzünden, İslam ahlakı dünyaya hakim olmuyor. Niye olmuyor? Çünkü bunun zamanı gelmedi de onun için olmuyor, Allah da onları vesile ediyor. Daha vakti var, biraz daha vakti var. O zaman Mehdiyet vazife yapamaz, görev yapamaz. O zaman bir anda biter olay.
Bak mesela Bediüzzaman diyor ki, Barla Lahikası sayfa 162; “fakat o ileride gelecek acip şahsın.” Şimdi bunun alçakça ve sahtekarca yalan tevilini yapanlar Ahiret’te bunun hesabını verecekler. Bak, “fakat o ileride gelecek acip şahsın,” garip şahsın, ilerde gelecek birinden bahsediliyor. “Acip şahsın bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi olduğumu zannediyorum.” Bunu nasıl tevil edeceksin? Çok açık değil mi bu?
ALTUĞ BERKER: Akılalmaz teviller var Hocam.
ADNAN OKTAR: Kardeşim tevil ettiğinde adam diyor ki, bu adamlar sahtekarlar, bu toplumun tamamı sahtekar. Risale-i Nur’un bu kadar açık bir hükmünü böyle tevil ediyorlarsa, Risale-i Nur’un öbür bölümünü açacak, onu da tevil edersin sen, öbürünü de tevil edersin. O zaman hepsi yalan demek ki, hepsini yalan söylemişsin. Bundan kurtulmanın yolu tekrar söylüyorum Risale-i Nur’u dümdüz okumaktır, düz anlamına tabi olmaktır. Mesela İmam-ı Rabbani’nin Mektubatında da sahtekarlığa karşı, yalancılığa karşı düz anlamını almak esastır. Çünkü Mektubat-ı Rabbani zaten tefsir kitabıdır, bunun bir daha tefsirinin tefsiri olmaz. Bin sene sonra diyorsa, bin senedir. Bin demek üç bin anlamına geliyor dediğinde bu samimiyetsizlik olur. Bu sözlerim için Osman Ünlü Hoca’yı tenzih ederim de, fakat diğerleri alenen ve açıkça yalan söylüyorlar.
Mesela Bediüzzaman diyor ki Sikke-i Tasdik-i Gaybi sayfa 11, Beyanat ve Tenvirler, sayfa 310. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki,” demek ki herkesin anlayacağı kadar açıkmış. Bak, “bu hakikatten anlaşılıyor ki,” eğer ahmak falan değilse, beyninde ciddi bir sorun yoksa, ağrı bir bunama, bir demans falan yoksa, açık demekki. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki sonra gelecek,” sonra gelecek; bak sonra ne demektir biliyor musun? Şu andan itibaren biraz daha ileri vakte denir sonra gelecek. “Sonra gelecek o mübarek zat Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek.” Sonra gelecek, ileride gelecek anlamına geliyor. “O mübarek zat” şahs-ı manevi değil, kişi. O, o ne demektir o?
SUNUCU:Şahıs.
ADNAN OKTAR:Mübarek zat. Sen nasıl anlıyorsun o mübarek zat deyince, bir kişi mi anlıyorsun, çoğunluk mu anlıyorsun? Tek anlıyorsun, evet. Ağır bunamada ancak bu başka türlü anlaşılabilir. Bak, “Risale-i Nur'u bir program olarak neşr ve tatbik edecek.” Risale-i Nur Külliyatı’nıneşr edip ve tatbik edecek, okuyacak ve anlatacak, tatbik edecek. Saklamadan, gizlemeden, dilini eğip bükmeden, sahtekarlık yapmadan, oyun oynamadan, düz anlamını anlatacak. İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:... Ama genellikle Nur talebeleri çok uyanık ve çok akıllıdır, yüzde 99’u çok yamandır. Genç, böyle atak, aklı başında, sevecen, merhametli, güzel insanlardır, inşaAllah. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki sonra gelecek o mübarek zat (Mehdi (a.s.)) Risale-i Nur’u bir program olarak neşr ve tatbik edecek.” Şimdi sen gider bunu dershanede akıl almaz tevillerle, sahtekarca tevil edersen, bakacak ki adam karşısındakini deli yerine koyuyor, adam yerine koymuyor. Çünkü ancak bir akıl hastası bir adam gördüğü bir kişiye bu kadar yalan söyleyebilir. Normal zekalı, normal akıldaki bir insana göz göre göre böyle bunakça ve münasebetsizce teviller yaparsan ve yalan söylersen; göz göre göre yalan söylersen, o adamın ne sana güveni kalır, ne İslamiyet’e güveni kalır, ne Kuran’a bağlılığı kalır, mahvedersin adamı. Ne gerek kardeşim? Sen dümdüz “böyle diyor Bediüzzaman” dersin, “doğrusunu Allah bilir, inşaAllah olur” dersin.Kimse kim, illa şahıs belirle de demiyoruz ki biz sana. Şu şahıs olsun, bu şahıs da olsun denmiyor. Kim olursa olsun ama mutlaka Müslümanların bir lideri olacaktır. Müslümanların bir lideri olmasını sen istemedin mi, Müslümanların birleşmesini de istemiyorsun demektir...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler