Adnan Oktar`ın 6 Aralık 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, onlar da ancak öyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız”. Şimdi bakıyoruz adamlar neye tapıyor? Dünyada bakıyoruz Kuran her zaman geçerli olan bir Kitaptır. Kıyamete kadar geçerli. Bakıyoruz Darwinizm, materyalizm var. Bu inancın kökenine bakıyoruz. Neye inanıyorlar bunlar? Atomun akıl sahibi olduğuna inanıyorlar yani her atomun Allah gibi akıllı olduğuna inanıyorlar. Akıl sahibi olduğuna inanıyorlar yani böyle bir batıl din. Ve o akılla atomların bir araya geldiğine, şuursuz atomların, görmeyen atomların bir araya gelip gözü meydana getirdiğine. Duymayan atomların bir araya gelip duymayı meydana getirdiğine. Tatmayı bilmeyen atomların tatmayı meydana getirdiğine. Aklı bilmeyen atomların da bir araya gelip aklı meydana getirdiğine inanan bir batıl din; Darwinizm, materyalizm. Ne zamandan beri? Sümerler’den beri ve daha da eski. Eski Mısır'da Sümerler’den kalan bir pagan dini.
Bak Cenab-ı Allah ne diyor “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler”, nasıl Darwinist ve materyalist düşünceler içindeyseler. Mesela Firavun ne diyordu? “Nil’in çamurundan canlılar tesadüfler sonucu meydana geldi. İnsanlar ve bitkiler, hayvanlar hepsi Nil’in çamurlarından oluştu” diyordu. Sümerler ne diyordu? Bütün canlılar, hayvanlar, bitkiler tesadüfler sonucu oluştu diyordu ve evrimle oluştu diyorlardı. Şimdikiler ne diyorlar? Aynısını diyorlar.
Allah ne diyor? “Daha önceleri ataları nasıl tapıyor idiyseler, onlar da ancak böyle tapıyorlar” diyor, Allah aynısını yapıyorlar diyor. “Şüphesiz Biz, paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız”, madem Darwinist bir dünyaya inanıyorsun. Madem mutasyonlarla olduğuna inanıyorsun. O inancına uygun bir cehennem yaratıyor Allah. Evrim nasıl olurmuş? Mutasyon nasıl olurmuş? Tesadüf nasıl olurmuş? Orada görmüş oluyorlar. Yani eciş bücüş her şey insanların aleyhine, her şey anormal, her şey can yakıcı. Karşılığı budur, inşaAllah. Tabii ki tesadüf denen de bir şey yoktur. Tesadüfü de Allah yaratır.
“Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü”, yani “Tevrat’ı değiştirdiler” diyor, Allah. “Eğer Rabbinden bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş olacaktı”. “Ama benim sözüm olduğu için Allah onlara dokunmuyorum” diyor. “Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler”, “Kuran’ı tereddütle istiyorlar. Kuran’a samimi olarak gönülden bağlanamıyorlar” diyor, Allah. Deminki okuduğum 109’du şimdiki 110. Hz. Musa (a.s.) geldiğinde Firavun kavmiyle karşılaştığında. “Hz. Musa (a.s.) her şeyi Allah yarattı” dedi. Firavun da dedi ki; “Nil’in çamurlarından evrim sonucu oluştu. Bütün canlılar, bitkiler, hayvanlar o şekilde oluştu” dedi. Hz. Musa (a.s)’ın buna karşı anlatacağı, yani paleontolojik deliller, kromozomların yapısına ait bilgiler, o devirde yok. Proteinlerin yapısını da anlatamaz. Yani ne anlayacak adam var, ne de öyle bilimsel bir zemin var. Tek anlayacakları şey vardı. Yaratılışı hemen görmek. Yani Allah’ın yarattığını, her şeyi Allah’ın yarattığını görmek.
Allah “elindeki asayı at” dedi. Attığında, asa tahta, bildiğin odun yılan haline geldi normal bildiğin yılan. İlk çürüttüğü onların evrim düşüncesiydi, Hz. Musa (a.s)'ın. İlk ortadan kaldırdığı yani ilk o put inancı ortadan kaldırdı. Ondan sonra diğer konulara geçti. Ana konu buydu. Asa’nın yılan halini aldığını görünce, evrimin olmadığını anladılar. Evrimin bir yalan olduğunu anladılar ve doğrudan Allah’ın yarattığını anlamış oldular. Çünkü tahta normal kuru tahta bir anda yılan oldu. O tek delille Hz. Musa (a.s) bitirdi. Firavun hatta soruyor yaratılışla ilgili.
“Daha önceki insanların durumu nedir öyleyse? Onlar nasıl oldular? Yani biz anladık bunun dediğini anlıyorum da öyle olduğunu farz edelim. Geçmiş insanlar nasıl oldu?” diyor. Bizimkiler öyle maymun gibi elinde baltalı adamlar falan yapıyorlar, resimler yapıyorlar. Onlarda da öyle bir inanç var. “Onlar nasıl oldu?” diyor. “Rabbim hiç bir şeyi unutmaz ve şaşırmaz ve yanılmaz” diyor, mealen yaklaşık. Yani “hepsini Allah unutmaz, hepsini yaratan Allah’tır.
Buradaki, bu tahta nasıl bir yılana döndüyse, o devirde de Allah aynı kanunla yaratmıştır” dedi. Yani işari olarak ve orada biliyorsunuz getirdiği bilim adamları büyü yapan bilim adamları, iman ettiler. Şu anki büyücüler yine insanları büyülediler. Aynı Hz. Musa (a.s)'ın zamanındaki büyücülerin bir başka türüdür. O zamanki büyücüler de evrimci idiler ve evrimi savunuyorlardı. Sahte delillerle geliyorlardı. Sahte delillerle ortaya çıktılar. Hatta insanları kandırmak için o yılan biçiminde asalarını yahut tahtalarını attılar, yılan görünümü verdiler. Mesela farz edelim deriden bir şey yapıyor içine civa dolduruyor. Civayı attığında deri hareketleniyor yılan gibi görünüyor.
Darwinistler ne yapıyor? Piltdown Adamını imal ediyorlar. Sahte olarak törpülüyor, potasyum dikromatla siyahlatıyor, rengini koyulaştırıyor. “Alın size delil” diyor. Onların yaptığı sahte bir delilin bir benzerini o zaman yani evrim inancını vurgulamak için, kendi inançlarını vurgulamak için, o zamanki büyücü bilim adamları yapıyorlardı. Bu asrın büyücü bilim adamları da onların manevi torunları olmuş oluyor, aynı kafa, aynı mantık. Hz. Musa (a.s.) tek vuruşta bitirmiş oldu. Biz de Yaratılış Atlası ile bitirdik.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Evrimi çökertmenin ne kadar tahkiki bir iman sağladığını da söylemiştiniz. Çok büyük bir bağlılıkla bağlanıyorlar büyücüler o anda. Hiç ölümden de korkmuyorlar.
ADNAN OKTAR:Tabii çünkü o ana dini kaldırıyor önce yani onların müşrik dinini, şirk dinini ortadan kaldırıyor. Ondan sonra konuya geçiyor. Birinci yaptığı odur, inşaAllah...
ADNAN OKTAR: ...Şeytandan Allah’a sığınırım. “Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, onlar da ancak öyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız”. Şimdi bakıyoruz adamlar neye tapıyor? Dünyada bakıyoruz Kuran her zaman geçerli olan bir Kitaptır. Kıyamete kadar geçerli. Bakıyoruz Darwinizm, materyalizm var. Bu inancın kökenine bakıyoruz. Neye inanıyorlar bunlar? Atomun akıl sahibi olduğuna inanıyorlar yani her atomun Allah gibi akıllı olduğuna inanıyorlar. Akıl sahibi olduğuna inanıyorlar yani böyle bir batıl din. Ve o akılla atomların bir araya geldiğine, şuursuz atomların, görmeyen atomların bir araya gelip gözü meydana getirdiğine. Duymayan atomların bir araya gelip duymayı meydana getirdiğine. Tatmayı bilmeyen atomların tatmayı meydana getirdiğine. Aklı bilmeyen atomların da bir araya gelip aklı meydana getirdiğine inanan bir batıl din; Darwinizm, materyalizm. Ne zamandan beri? Sümerler’den beri ve daha da eski. Eski Mısır'da Sümerler’den kalan bir pagan dini.
Bak Cenab-ı Allah ne diyor “Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler”, nasıl Darwinist ve materyalist düşünceler içindeyseler. Mesela Firavun ne diyordu? “Nil’in çamurundan canlılar tesadüfler sonucu meydana geldi. İnsanlar ve bitkiler, hayvanlar hepsi Nil’in çamurlarından oluştu” diyordu. Sümerler ne diyordu? Bütün canlılar, hayvanlar, bitkiler tesadüfler sonucu oluştu diyordu ve evrimle oluştu diyorlardı. Şimdikiler ne diyorlar? Aynısını diyorlar.
Allah ne diyor? “Daha önceleri ataları nasıl tapıyor idiyseler, onlar da ancak böyle tapıyorlar” diyor, Allah aynısını yapıyorlar diyor. “Şüphesiz Biz, paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız”, madem Darwinist bir dünyaya inanıyorsun. Madem mutasyonlarla olduğuna inanıyorsun. O inancına uygun bir cehennem yaratıyor Allah. Evrim nasıl olurmuş? Mutasyon nasıl olurmuş? Tesadüf nasıl olurmuş? Orada görmüş oluyorlar. Yani eciş bücüş her şey insanların aleyhine, her şey anormal, her şey can yakıcı. Karşılığı budur, inşaAllah. Tabii ki tesadüf denen de bir şey yoktur. Tesadüfü de Allah yaratır.
“Andolsun, Musa'ya kitabı verdik, onda anlaşmazlığa düşüldü”, yani “Tevrat’ı değiştirdiler” diyor, Allah. “Eğer Rabbinden bir söz geçmiş (verilmiş) olmasaydı, mutlaka aralarında hüküm verilmiş olacaktı”. “Ama benim sözüm olduğu için Allah onlara dokunmuyorum” diyor. “Gerçekten onlar, bundan (Kur'an'dan) yana kuşku verici bir tereddüt içindedirler”, “Kuran’ı tereddütle istiyorlar. Kuran’a samimi olarak gönülden bağlanamıyorlar” diyor, Allah. Deminki okuduğum 109’du şimdiki 110. Hz. Musa (a.s.) geldiğinde Firavun kavmiyle karşılaştığında. “Hz. Musa (a.s.) her şeyi Allah yarattı” dedi. Firavun da dedi ki; “Nil’in çamurlarından evrim sonucu oluştu. Bütün canlılar, bitkiler, hayvanlar o şekilde oluştu” dedi. Hz. Musa (a.s)’ın buna karşı anlatacağı, yani paleontolojik deliller, kromozomların yapısına ait bilgiler, o devirde yok. Proteinlerin yapısını da anlatamaz. Yani ne anlayacak adam var, ne de öyle bilimsel bir zemin var. Tek anlayacakları şey vardı. Yaratılışı hemen görmek. Yani Allah’ın yarattığını, her şeyi Allah’ın yarattığını görmek.
Allah “elindeki asayı at” dedi. Attığında, asa tahta, bildiğin odun yılan haline geldi normal bildiğin yılan. İlk çürüttüğü onların evrim düşüncesiydi, Hz. Musa (a.s)'ın. İlk ortadan kaldırdığı yani ilk o put inancı ortadan kaldırdı. Ondan sonra diğer konulara geçti. Ana konu buydu. Asa’nın yılan halini aldığını görünce, evrimin olmadığını anladılar. Evrimin bir yalan olduğunu anladılar ve doğrudan Allah’ın yarattığını anlamış oldular. Çünkü tahta normal kuru tahta bir anda yılan oldu. O tek delille Hz. Musa (a.s) bitirdi. Firavun hatta soruyor yaratılışla ilgili.
“Daha önceki insanların durumu nedir öyleyse? Onlar nasıl oldular? Yani biz anladık bunun dediğini anlıyorum da öyle olduğunu farz edelim. Geçmiş insanlar nasıl oldu?” diyor. Bizimkiler öyle maymun gibi elinde baltalı adamlar falan yapıyorlar, resimler yapıyorlar. Onlarda da öyle bir inanç var. “Onlar nasıl oldu?” diyor. “Rabbim hiç bir şeyi unutmaz ve şaşırmaz ve yanılmaz” diyor, mealen yaklaşık. Yani “hepsini Allah unutmaz, hepsini yaratan Allah’tır.
Buradaki, bu tahta nasıl bir yılana döndüyse, o devirde de Allah aynı kanunla yaratmıştır” dedi. Yani işari olarak ve orada biliyorsunuz getirdiği bilim adamları büyü yapan bilim adamları, iman ettiler. Şu anki büyücüler yine insanları büyülediler. Aynı Hz. Musa (a.s)'ın zamanındaki büyücülerin bir başka türüdür. O zamanki büyücüler de evrimci idiler ve evrimi savunuyorlardı. Sahte delillerle geliyorlardı. Sahte delillerle ortaya çıktılar. Hatta insanları kandırmak için o yılan biçiminde asalarını yahut tahtalarını attılar, yılan görünümü verdiler. Mesela farz edelim deriden bir şey yapıyor içine civa dolduruyor. Civayı attığında deri hareketleniyor yılan gibi görünüyor.
Darwinistler ne yapıyor? Piltdown Adamını imal ediyorlar. Sahte olarak törpülüyor, potasyum dikromatla siyahlatıyor, rengini koyulaştırıyor. “Alın size delil” diyor. Onların yaptığı sahte bir delilin bir benzerini o zaman yani evrim inancını vurgulamak için, kendi inançlarını vurgulamak için, o zamanki büyücü bilim adamları yapıyorlardı. Bu asrın büyücü bilim adamları da onların manevi torunları olmuş oluyor, aynı kafa, aynı mantık. Hz. Musa (a.s.) tek vuruşta bitirmiş oldu. Biz de Yaratılış Atlası ile bitirdik.
ALTUĞ BERKER:MaşaAllah Hocam. Evrimi çökertmenin ne kadar tahkiki bir iman sağladığını da söylemiştiniz. Çok büyük bir bağlılıkla bağlanıyorlar büyücüler o anda. Hiç ölümden de korkmuyorlar.
ADNAN OKTAR:Tabii çünkü o ana dini kaldırıyor önce yani onların müşrik dinini, şirk dinini ortadan kaldırıyor. Ondan sonra konuya geçiyor. Birinci yaptığı odur, inşaAllah...
Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler