Adnan Oktar`ın 27 Kasım 2010 tarihli Kocaeli Tv ve Aba Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:... Ahmet Hakan sizinle ilgili bir yazı yazmış Hürriyet Gazetesi'nde. "Adnan Hoca'nın hedefi olmuşum" diyor, "Galiba Mehdilik ve Mesihlik meselesine kafayı biraz fazla takanlarda ben bir tür alerjiye yol açıyorum" diyor. "İşte bakın Mehmet Ali Ağca'nın ardından şimdi de Adnan Hoca beni hedef almış. Yaptığı televizyon proğramında bir yandan tefsir dersi verip bir yandan da talebe rolündeki Arzu Yanardağ adlı yıldıza" iltifatlarınızı söylüyor, "övgüler yağdıran" diye sizden bahsedip hocam. "Bu Ahmet Hakan var ya bu Ahmet Hakan diye hakkımda bir güzel konuşmuş" diyor. "Erbakan Hoca'ya nasıl dil uzatırmışım. Ben nasıl olur da Şevket Kazan'a, Oğuzhan Asiltürk'e laf söyleyebilirmişim. Beni onlar yaratmış -haşa-, onlar olmasa ben şimdi bir hiçmişim" gibi şeyler diyor. "Cübbeli sırayı savdı, Akit Vakit zaten her daim top atışında, Mehmet Ali Ağca restini çekti, Adnan Hoca topa girdi. Ne oluyor yahu? Yoksa sırada Hasan Mezarcı mı var?" diye yazmış hocam.
ADNAN OKTAR: Bu kendini çok uyanık zannediyor, böyle bayağı kurnaz ve çok akıllı olduğunu zannediyor. Bir kere haberi o tarz işte "Mehdilik iddiasını veya Mehdilik konusunu veyahut Mesihiyet konusunu anlatan kişiler sadece benimle muhatap oluyor veya konuşuyor, dolayısıyla herkes beni destekliyor; bir tek böyle ilginç konulara giren kişiler benim aleyhimde konuşuyorlar" gibi. Ayrıca aleyhte de konuşmadım ben, eleştirdim. Oradan bir uyanıklık yapmış. Bunun uyanıklığı çok ilkel uyanıklık tarzında, yani çok sathi bir taktik kullanıyor, çok kötü kullandığı taktikler. Bir kere bunu herkes eleştiriyor, yani bunu bıraksın, seveni yok, geniş çapta eleştirilen bir insan. "Arzu Yanardağ adlı yıldıza 'sen ne güzel olmuşsun, Allah her gün senin güzelliğini artırıyor' diyor"; e çok güzel. Allah'ı anmışız, Allah'ın tecellisi olduğunu söylemişim, ne kadar güzel, Allah'ı zikretmişiz. Erbakan Hoca, ama şimdi o konuda ben haklıyım. Ahmet Hakan garibanın tekiydi kimse tanımazdı, bilmezdi. Kanal 7'yi Erbakan Hocamız kurdurdu, yani Müslümanlardan toplanan parayla Kanal 7 kuruldu. Bu da o devirde oraya geldi, Müslümanlar da bunu samimi, dindar bir genç diye bağrına bastılar. İşte haberlerde çıktı, işte böyle Müslümanları temsil eden, modern bir isim gibi. Yani Müslümanlar’ın hakkını savunan bir kişi gibi. Ortalı gibi görünen, fakat Müslümanlar’ı savunan bir insan konumundaydı, dolayısıyla bütün Türkiye'de tanındı, yani sevildi de, çevre edindi. Ama kökeninde Erbakan Hocamız vardır ve Saadet Partisi vardır ve Müslümanlar’ın paraları vardır. Yani Kanal 7'nin kuruluşu öyle olmuştur. Sonunda bu çıktı, Aydın Doğan'ın düğmeye basmasıyla Erbakan Hocamız hakkında, Oğuzhan Asiltürk hakkında ve diğer büyüklerimiz hakkında, değerli kardeşlerimiz hakkında, Şevket Kazan hakkında konuşmaya başladı. Ben de oradaki konuşmasında samimiyetsiz olduğunu anlattım. Yani dürüst bir üslup olmadığını anlattım. Ve üfürüme dayalı olarak, yukarıdan talimatla bunu yaptığını söyledim, haklıydım delillerimi de sundum. Nitekim netice aldım, savundukları adam kaybetti, ben Erbakan Hocamı savunduktan sonra Erbakan Hocamız da ezici şekilde kazandı. Dolayısıyla benim etkim görüldü Allah'ın izniyle, vesile oldum. Şimdi burada bu tip taktikler yapmasına gerek yok. Sonradan Müslümanlar’ın tanıttığı, şöhret ettiği bir insan olarak bu Aydın Doğan'ın dikkatini çekti. Müslümanlar’ın içerisinden birisini alır getirir de Müslümanlar’ın hakkında böyle olumsuz sözler ettirirsek, eleştiriler yaptırırsak Müslümanlar’a etkili olur diye düşündü tahmin ediyorum, yani daha inandırıcı olur. Çünkü Müslümanlar’ın içinden gelmiş bir kişi, Müslümanlar hakkında konuşursa daha vurucu olur diye düşündü tahmin ediyorum. Bu garibanı aldı Hürriyet Gazetesi'ne getirdi. Bu da ne oldum havalarına girdi, Etiler'de şurada burada falan, kahvehanelerde, işte o dışarıda birkaç çay filan içti bu, simit yedi, Etiler'in simidi bunu böyle bir havaya soktu, bir değişik havaya geldi. Ve üslubu tamamen değişti. Yani onu besleyip büyütenleri, ona bakanları, onu o seviyeye getirenleri karşısına aldı adeta bir yönüyle. Ve kötü bir imajı oldu, kötü bir görünümü oldu. Ben bunu teknik olarak analiz ettim. Şimdi Hasan Mezarcı bilmem ne falan yani olayı hafifletmeye çalışıyor orada kurnazlık yapıyor. Böyle ilkel eski gazeteci taktikleri kullanıyor, böyle eski dönemin bazı gazetecileri bu stilleri kullanırlar, böyle çok sathi, çok ilkel teknikler kullanırlar, yani bilinçaltı teknikleri kullanırlar. Bu da onu kullanıyor. Yani Hasan Mezarcı'nın mesajlarıyla aynı imajı vermeye çalışıyor. Benim verdiğim mesajla sen zaten tepe takla oldun. Ve bayağı da ağırına gitmiş, doğru söylediğim için ağırına gidiyor. Ve benim bu konuşmayı yapmam çok eski. Bunu güncellemesi demek ki, bir yerindeki acı devam etmiş, şu an ortaya çıkmış, olay bu. Yani demek ki parmağının ucuna basmışız, ciyaklama aylar sonra ortaya çıkmış, olay bu. Bu bilmişliği bırakması gerekiyor, böyle tepeden bakma filan, böyle hani şu beyaz Türk kırmızı Türk diye böyle birşeyler çıkarttılar ya, bu gariban da kenardan köşeden kendini beyaz Türk havasına sokmaya kalktı. Türk'ün beyazı kırmızısı yok. Bir Türk Milleti vardır o kadar. Hepimiz birbirimizin aynıyız. Bütün Türk milleti birbirine eşittir, tertemiz insanlardır, değerli insanlardır. Dolayısıyla o havaları biraz aşağıya indirdiğimiz için biraz tedirgin. Hafife almayı istemiş ama onu da becerememiş, çok kötü bir yöntem kullanmış. Her seferinde eline yüzüne bulaştırır, bu işlere girmesin en iyisi. İnşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler