Adnan Oktar`ın 7 Aralık 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:“Deccalin 3 istibdat devresi vardır” diye bugün girişte de, başlıklarda da konu edinmişler yazıyı da eklemişler Hocam inşaAllah. Vesile oluyorsunuz Hocam Allah razı olsun. O pek işledikleri bir konu değildi inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Evet, deccaliyetten bahsetmek birçok yerde yasak. Mesela bak onlar deccaliyeti anlatırken, Mehdiyet’in deccaliyeti ortadan kaldıracağını da çok iyi vurgulamaları gerekir. Çünkü deccaliyet halen devam ettiğine göre ve bütün şiddetiyle devam ettiğine göre ve dünyanın da %99’unu kapladığına göre, hatta Nur talebeleri bile kendi aralarında bölünüp parçalandıklarına göre, demek ki deccaliyet çok çetin bir şey, çok yaman bir şey. Henüz bakın Müslümanlar paramparçalar. Bölünmüş haldeler. Kendi aralarında gruplara da ayrılmış durumdalar ve bir kısım gruplar da birbirlerinden hoşlanmıyorlar, bir mücadele hali var. Ama asıl olan %99 dinsizliğin dünyaya hakim olması. Buna karşı en etkili yol, onların kendi kullandıkları silahlarla onları etkisiz hale getirmek. Onlar bilim ve felsefe ile ortaya çıkıyorlar. Bediüzzaman da diyor; “Fen ve felsefenin tasallutuyla, maddiyun ve tabiiyyun taunu, beşer içinde intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır” diyor Mehdi (a.s.)’nin birinci görevi. “Bu birinci vazife çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi (a.s)’nin, bizzat bu görevi yapmaya vakti ve hali müsaade etmez” diyor. “Ondan evvel bir taifenin uzun tasdikatı ile yazdıkları eserleri kendisine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazife için ihtiyacı olan kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahip bir kısım şakirdlerdir” diyor. “Her ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar” diyor. Bak talebelerinin azlığından da bahsediyor, kalitesinden bahsediyor, güçlerinden bahsediyor, Mehdi (a.s.)’nin bu görevi yapacağını ve Darwinizm’i, materyalizmi bitireceğini söylüyor. Çok açık söylüyor Bediüzzaman. Kendisinin Darwinizm ile ilgili Bediüzzaman’ın hiçbir çalışması olmadı. Tamamen Mehdi (a.s.)’ye bırakmıştır. Yani Darwin’in adını bile anmadı. Sadece maddiyun ve tabiiyyun taunu. Taun, “büyük bir taun var” dedi Bediüzzaman. Büyük bir hastalık var bundan bahsetti. “Beşer içinde intişar etti” dedi. Onu yarım susturacak demiyor Bediüzzaman “tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır” diyor. Tam susturacak. Mehdiyet budur. Bediüzzaman ben tam susturdum, tam bitirdim demiyor. Bunu Mehdi (a.s.) bitirecek diyor ve bunu talebeleriyle yapacak diyor. Detay veriyor. Talebelerini nasıl kaybedeceksin? Mehdi (a.s.)’yi nasıl kaybedeceksin, değil mi? Şahs-ı manevi ile geçiştirilecek bir konu değil bu. Bu Nur talebeleri içerisinde de çok büyük bir fitne unsurudur. Ve ahir zamanın büyük mucizelerinden bir tanesidir. Bediüzzaman’ın Mehdi (a.s.)’yi şahıs olarak alenen söylemesine rağmen, açıkça söylemesine rağmen, vaktini ve yerini bildirmesine rağmen, yapacağı çalışmaları bildirmesine rağmen, üç görevin üçünü de yapacak demesine rağmen, dil eğip bükerek alenen yalan söyleyerek, insanları aldatarak, yani açıkça söyleyeyim sahtekarlık yaparak, dürüst olmadıklarını da insanlara vurgulayarak, samimi olmadıklarını vurgulayarak, çok kötü bir yöntemle kendilerini de batırıyorlar, Müslümanları da mahvediyorlar. Kendilerinin dürüst olmadıgını vurguluyorlar, Müslümanların, kardeşlerinin de dürüst olmadıklarını vurguluyor. Sen orada o kadar galiz açıkça yalan söylersen adam senin hangi sözüne inanır? Çünkü bir noktada yalan söylemiyorsun ki, Risale-i Nur’da o kadar çok yerde geçiyor ki bu konu. Her yerinde yalan söylemek durumunda kalıyorsun. İsa (a.s.) konusunda da yalan söylüyorlar, Mehdi (a.s) konusunda da yalan söylüyorlar. Yalan yalan yalan yalan yalan önü arkası yok. Yani bunun için bir sebep yok ki, bir amacı yok. Mesela ben Mehdi (a.s)’yi, onların gizlediği Mehdi (a.s)’yi anlattım, ne kayıp ettik? Ne oldu? Yer yerinden mi oynadı ne oldu? Hiçbir şey olmadı. Yıllarca boş yere gizlemişler bak. Bütün dünyaya anlatıyorum ben şimdi, geceli gündüzlü herkes duyuyor. Masonu da duyuyor, dinsizi de duyuyor, imansızı da duyuyor. Mason derken ateistleri de var onların, dindarlar da var, Museviler, Hristiyanlar duyuyor, herkes duyuyor. Yer yerinden de oynamadı, hiç bir şey olmadı. Ne gerek! Televizyona çıkıyorlar, adam ne diyeceğini şaşırıyor. Her biri ayrı yalan söylüyor ve çok müşkül durumda kalıyorlar. Bu kadar dil eğip bükmeye gerek yok...
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler