Adnan Oktar`ın 2 Aralık 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Estağfirullah hocam. Şöyle söylediniz dün; “bazı Müslümanların Allah’a güvenleri yok, Allah’a imanları zayıf. ‘Herhangi bir şahıs Mehdi (a.s.) olursa ne yapar acaba, ne olur?’ Halbuki Allah’a güvenen, Allah’ın her şeyi en güzel şekilde yapacağını bilir. Allah’a güvenemedikleri için insana hiç güvenemiyorlar. Bu nedenle Müslümanların birleşmesini de istemiyorlar. Hiç istemiyorlar bazı bunak takımı. Ama gençlik ayakta, maşaAllah. Azerbaycan, Türkistan, Tacikistan, Tataristan; buralarda bütün gençlik aşkla, heyecanla Suriye gençliği, Irak gençliği coşkuyla istiyorlar. Fakat bir avuç bunak, gençliğin bu heyecanını durdurmak için var gücüyle mücadele ediyor. Onların bu heyecanını, birleşme arzusunu kırmak için şeytanın ifasıyla, ‘rahatları kaçar’ gibisinden bunu durdurmaya çalışıyorlar. Çünkü ‘evet Mehdi (a.s.) gelecek’ dese belki kendine bakmayacaklar, belki yiyeceği içeceği kesilecek diye korkuyor. ‘Benim geleceğim ne olur? Benim istikbalim ne olur? Çoluğun çocuğun durumu ne olur?’ gibisinden korkuya kapılıyorlar. O yüzden de Mehdiyet’i karanlık gibi görüyorlar. Halbuki ışığın, aydınlığın, güzelliğin ta kendisi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in belirttiği gibi bir güzellik ama şeytan onlara onu tam ters gösteriyor” dediniz hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Bu tabii kardeşlerimiz korku imparatorluğu oluşturulmasına karşı da tavır alacaklar. Mesela bir dershanede, bir sohbet ortamında Mehdi (a.s.)’dan bahsetmeyi suç olarak bulurlarsa, kardeşlerimiz terk etsinler orayı, olmaz. Allah’ın bu kadar sevdiği Resulullah (s.a.v.), yine Cenab-ı Allah’ın sevdiği Hz. Mehdi (a.s.)’ı müjdeliyor ve adam bundan alerji kapıyor ve rahatsız oluyor. Artık orada durulmaz. Artık orada durulmaz, eğer konuşturmuyorsa. Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinden bahsediyor, onun sevincini yaşamak istiyor; “onu da konuşamazsın” diyor. O zaman Allah’tan, dinden bahsedilmediği bir ortam varsa; Mehdi (a.s.) sevgisinden, Hz. İsa (a.s.) sevgisinden bahsedilemiyor, İttihat-ı İslam’dan bahsedilemiyorsa, Müslümanın orada sırf yemek için, sırf barınabilmek için kalması, onun Müslümanlık onuruna yakışmaz. Orayı terk etmesi gerekir, öyle şey olmaz. Oradaki insanlar dürüst olacak. Diyecek ki; “Bediüzzaman’ın eserlerini aç. İstediğin gibi dürüst olarak okursun, düz anlamı neyse, samimi olarak anladığın neyse, odur.” Bu kadar. “Aman aman ben sana bunu okutturmam. Seni buradan kovarım okursan, konuşursan sana nefes aldırmam” diyorsa, milyonda bir de olsa böyle dangalaklar varsa, münasebetsizler ve gaddarlar varsa, onlarla kardeşlerimiz muhatap olmasınlar. Tenezzül etmesinler onların yerine, değil mi? Onların onlara saygısı yoksa, onların da onlara bir tavır alması gerekir. Oradan uzak durmaları gerekir, inşaAllah. Çünkü çok çok zaruri, ölüm tehdidi altında insan ancak öyle bir şeyi kabul edebilir. Ne zoru, ne mecburiyeti var? Allah ona her yerde rızık verir. Her yerde güzellik verir. Öyle onursuzca yaşamayı, gururu kırılarak yaşamayı hiçbir Müslüman kabul etmeyecek. Öyle münasebetsizlere karşı tavır almaları lazım. Çünkü bir korku; mesela “sen onu yaparsan seni buradan atarız.” Adam da onu oradan atmazsa, onu atmayan adamı da oradan atıyorlar bu sefer, yani böyle bir sistem, zincirleme sistem kurulmuş oluyor. Bu çok büyük terbiyesizlik, vicdansızlık, böyle şey olmaz. Oradaki kardeş kimse, arkadaşımız diyecek; “sen tabii dürüstçe oku. İstediğin gibi samimi olarak oku. Türk-İslam Birliği inşaAllah oluşsun, memleketimiz büyüsün, büyük bir devlet olalım, büyük bir millet olalım, değil mi? Rahat, güzel yaşayalım. Özgürce de oku” diyecek. Ha ondan dolayı onu eğer kovuyorlarsa, gönderiyorlarsa, iftihar etsin, iftihar etsin. Ömrü boyunca ona şereftir. Ama korkup, boyun eğip ona kapılırsa olmaz...
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler