Adnan Oktar`ın 3 Aralık 2010 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Aklı başında hakiki mürşidlere tabi olunması lazım, gerçek mürşidlere. Bak bütün mürşid efendiler söyler, gerçek mürşid çok az kaldı dünyada. Mehdi (a.s.) devrinin özelliğidir, yani mürşidlerin tükenmesi, alimlerin gitmesi deccal alametidir. Geriye cahil cüheyla kalıyor yahut nefsinin peşinde olan, şöhretin peşinde olan, kendi çıkarlarının peşinde olan tipler. Bir kısmı iyi insanlar, tabii gerçek mürşidler de var ama çok az. Bu Mehdi (a.s.) devrinin özelliğidir. Mehdiyet’i buradan da anlarız, gerçek mürşid kalmamasından anlarız. Sayılarının çok az olmasından anlarız. Ondan geri; işte bana şeyhim yol göstersin, işte kolay yiyoruz, işte gitsin onu yürütsün, sofranın yanına getirsin, yemeği ona kaşıkla yedirsin, bu kafada. Böyle bir şeyin olmayacağı açık, inşaAllah.
Bir de böyle tipleri, böyle şoşartmak, büyütmek, bunları, bu avanakları böyle, tabir-i caizse enaniyetlerini okşayarak gerçekten adammış gibi göstermek, ayrı bir zulüm olur. Deccaliyete dolaylı yoldan yardım eden bu tarz avanakları geliştirdikçe, büyüttükçe deccalin kollarını büyütmüş olursunuz. Deccalin parmaklarını güçlendirmiş olursunuz. En azından susmak lazım böyle tiplerde. Bunları oturup orada burada, internet ortamında, şurada burada büyütmek; zaten cahil, zaten kafası çalışmıyor, kendini hakikaten bir şey zanneder ondan sonra. Halbuki ima etmek lazım. Mübarek hocam, güzel hocam, mesela bizim hocamız böyle böyle işaret verdi, bir ışıklar verdi, bir aydınlık verdi. Bizim buradan ne anlam çıkarmamız gerekiyor? Tamamen anlamsız olarak mı bu ışıkları yaktı, değil mi? Burada yanan bu meşaleler boş mu? Mutlaka bir amacı var deyip, onu nezaketiyle yönlendirmeleri lazım. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde belirtilen bütün alametler çıkmış. Hocam buradaki alametler çıkmış, bunlara ne diyorsunuz, demesi lazım, yani bu hadis yanlış mı, bu alamet yanlış mı? Çıksın desin o zaman adam, bu hadis de yanlış, bu alamet de yanlış, desin. Diyemez, çünkü olay zaten çıkmış ortaya, değil mi? Dolayısıyla böyle uyuşturma görevi verilmiş, uyuşturucu özelliği olan, böyle drug mu deniliyor uyuşturucaya? Drug mürşidler, uyuşturucu mürşidler, deccaliyetin afyon saçmasında, Müslümanların beynini uyuşturmasında, Müslümanları hipnoz etmede görev almış, şeytanın ordusu olmuş oluyorlar. Farkına bile varmaz insanlar. Deccale insanlar öyle bile bile uymuyor zaten, bu tarzda uyuyorlar. Alenen deccal olduğunu bilerek insan uyar mı? Bilmeden işte, cahillikle ve gafletle uyuyorlar. Ve böyle de mürşid görünümündeki cahil cüheyla, afyonlanmış cahil mürşidler kanalıyla da uymuş oluyorlar. O kendini müstağni görüyor. Diyor ki; ben mürşidime uyuyorum, o da bana bunu gösteriyor. Kardeşim sen Cehennem’e gidersen, o Cennet’e giderse ne yapacaksın? Veya tam tersi olsa ne yapacaksın, değil mi? Burası imtihan dünyası. Onun için Risale-i Nur Külliyatı’nda Bediüzzaman bu konuyu çok güzel anlamıştır. Özellikle 5. Şua’da da çok kapsamlı anlatmıştır.
5. Şua aslında herkesin bilmesi gereken bir bölüm, çünkü imtihanın sırrını anlatıyor Bediüzzaman. Çok nadirdir başka yerde de anlattığı. İmtihanın sırrı en hayati noktalardan bir tanesidir. Risale-i Nur’un da genelinde bu anlatılmaz. Benim bildiğim bir yerde daha detaylı anlatılıyor, o kadar. İmtihan bir tekliftir, ihtiyar dairesinde bir teklif. “Eğer ihtiyar kalmazsa, teklif de olmaz” diyor Bediüzzaman. “Bu sır için mucizeler seyrek ve nadir verilir” diyor. “Mucizeler seyrek ve nadir verilir.” İmtihan ortamında olduğumuzu bileceğiz. Herkes kendi imkanı, kendi aklıyla Allah’ın güzelliğini, Allah’ın ihtişamını görmeye çalışacak. Bir insan şeyhinin imanında olmaz. Mesela şeyhi ondan çok imanlı da olabilir. Demek ki ayrı bir akıl var insanlarda. Mesela şeyhinin paralel imanı ona çıkmıyor, aynı bir kopyası ona çıkmaz, bambaşka bir iman vardır onda. Neden? Çünkü şahsı kabiliyetiyle Allah onda o kadar iman yaratıyor, yani şahsi imkanlarıyla. Kabiliyetini yaratan da Allah’tır. Ama bazen de olur, şeyhini de geçebilir. Mesela Abdulkadir Geylani kendi şeyhini geçmiştir. İmam-ı Rabbani kendi şeyhini geçmiştir, değil mi? İnşaAllah. Evet Berker Hocam.
ALTUĞ BERKER: Hocam dün şöyle ifade ettiniz: “Bir tek hutbelerde, minberlerde değil, evlerde, cemaatlerde, hiçbir yerde Mehdiyet konuşulmuyor. Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıktığı dönemde deccalden bahsedilmeyecek. Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsetmek yasaklanacak. Hz. İsa (a.s.)’ın gelişinden konuşmak yasaklanacak. Ancak şahs-ı manevi demek serbest olacak. Geldi-geçti demek serbest olacak. Bahsedersen, evden atıyorlar, dershaneden atıyorlar. İttihat-ı İslam’dan bahsetmiyorsan, özellikle deccal ve Hz. Mehdi (a.s.)’den bahsetmiyorsan, bu Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerde bildirdiği, Hz. Mehdi (a.s.)’ın çıkış alametlerinden biri gerçekleşiyor demektir” dediniz hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Tabii bir hastalık var demek ki. Senin ağzını tutuyorlarsa, konuşma hürriyetin kalktıysa, Mehdiyet gibi güzel bir konuyu, şerefli, azim bir konuyu, önemli bir konuyu sana dershanede söyletmiyorlarsa, bu bir suç unsuru haline geldiyse ve bir küfür gibi görülüyorsa, deccale karşı dikkat çekmeye müsaade edilmiyorsa, İsa Mesih (a.s.)’ın gelişinin müjdelenmesi yasaklandıysa, deccaliyet buram buram faaliyet halinde demektir, değil mi? Ve sen de farkına varmadan ona uyuyorsun demektir. Deccaliyetin özelliği, bilerek uyulmaz zaten deccaliyete, farkına varmadan uyulur. Farkına varmaz adam. Deccalin özelliği; insanları afyonlar, büyüler, hissetmez adam deccalin askeri olduğunu. Bilerek yapar mı? Mesela 70 bin sarıklı; bak sarıklı Müslüman, “70 bin sarıklı Müslüman, başı tıraşlı deccale tabi olacak” diyor. Bilerek yapar mı bunu? Ve zaten Ahiret’te de diyorlar; Kuran’da Cenab-ı Allah, şeytandan Allah’a sığınırım. “Biz müşriklerden değildik demelerinden başka fitneleri olmadı.” Bunu söylüyorlar; biz müşriklerden değildik, hayret ediyorlar. “Biz müşrik değildik” diyorlar. Halbuki müşriğin gözü, tam müşrik ama müşrik olduğundan haberi yok. Sonra alametleri görünce dili konuşuyor, tabii derisi konuşuyor, buram buram müşrik olduğunu kabul ediyor. Ama o aşamaya kadar kabul etmiyor müşrik olduğunu...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler