Adnan Oktar`ın 3 Aralık 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Allah korkusu konusunu biraz açabilir misiniz Muhammed Adnan Hocam” diyor. “Allah korkusuna gerek var mıdır?” Tabi ki. “Geçenlerde korkutmanın iyi bir şey olmadığını, çünkü korkunun insanlarda nefrete dönüştüğünü söylemiştiniz.” İnsan insana, insani korkuyu kastettim, Allah korkusu demiyorum. “Ayrıca bazen korkmak haramdır sözünü de ediyorsunuz.” Doğru Allah’ın dışında hiçbir şeyden korkulmaz. “Tüm bunlar Allah’tan korkmayı gerektirir mi” diyor, tabi ki. “Allah korkusu insana ne kazandırır ve normal korkudan farkı nedir? Kafamda bu soru işaretleri var, selametle Oğuzhan.”
Şimdi Allah korkusu olan bir insan düşünelim. Mesela ben Allah’tan korkan bir insanım, Şeyh Nazım Hocamı çok seviyorum ve birisi ona bir şey söylemiş. Bak bu benim ağrıma gidiyor, peşini bırakmam ben bunun. Allah korkusu olmadığında ne olur? Adamı ilgilendirmez. Ne oldu? Sevgiyi öldürdü. Sevgi de sabır gerektirir. Eğer Allah korkusu olmazsa, sevdiğini harcarsın. İnsanın sevdiğini harcamamasının nedeni, Allah korkusudur, acırsın. Mesela Allah vermesin çok seviyorsun, eli yüzü yanar değil mi mesela yüzüne bir şey olur, Allah korkusundan aşkla onu koruyup kollarsın. Çok zordur. Sabredersin, yanık bir yüz kolay değildir değil mi sabretmek gerekir. Allah korkusu insanda aşk meydana getirir. Yani aşkın kökenidir, tutkunun kökenidir. Acıyı bilmeyen, onun için sevgiyi de bilmez. Mesela Allah korkusu sabır gerektirir. Yoksa insanlar sabırlı olmaz. Çok sevdiğin bir insan ters hareket eder, bir daha ters hareket eder, bir daha ters hareket eder harcar bırakırsın, unutursun. Ama Allah korkusu ile bunu yapamazsın. Çünkü Allah hesap sorar diye sabırlı olursun her seferinde sabırlı olursun, bırakmazsın. Onun için Müslüman sevgiyi, aşkı çok iyi bilir, tutkuyu bilir. Bakın şarkılara “her aşk biter, her aşkın sonunda bir gözyaşı vardır” der ya şarkılarda. Adı üstündedir yani aşk denilen şey mutlaka ayrılıkla sonuçlanan ve belayla sonuçlanan, kavgayla sonuçlanan bir olaydır onlara göre. Müslümana göre sonsuza kadar birlikte olmaktır aşk. Çünkü Allah’ın tecellisiyle sonsuza kadar beraber oluyorsun. Yaşlanıyor yine oluyor, ölüyor, yine oluyor yine ahirette de berabersin. Ölürken seni karşılar, yine berabersin. Ama bunu yaparken mesela biz Allah korkusu olmazsa Allah vermesin, mesela bize bir kötülük yapandan çok Kuran’a uygun olmayacak tarzda intikam alabiliriz. Yani Kuran’ı esas almadan bir intikam alırız, hakikaten de başarılı olabiliriz Allah’ın dilemesiyle. Ama Kuran bunu yasaklıyor. Mesela illegal intikamı Allah bize yasaklamış. Allah korkusu sevginin kapısını açıyor. Yani çünkü eğer öyle davranmazsan, mesela çok kötü bir intikam aldığında, o insanla bir daha dost olamazsın. Ama Kuran bizim usturuplu yaşamamızı sağlıyor. Böylece geri dönüş imkanımız olmuş oluyor. Mesela birisine kızsak bile geri dönüş imkanımız oluyor. Müslümanlıkta bu böyledir. Mesela buğz ediyorsun, Allah için buğz ediyorsun, Allah’tan korktuğun için onu uyarıyorsun, düzeltiyor, dostluğun devam ediyor. Hiç kopmamış gibi, incelir fakat kopmaz Müslümanlıkta bağ. Yani çok incelebilir, fakat kopmaz Müslüman olduğu müddetçe.
Mesela Allah korkusundan namaz kılarsın, yoksa namazlarını kılmazsın. Allah’ı seviyorum der kılmaz. Mesela gayri meşru kazanca tevessül edebilir. Allah’ı seviyorum der, gayri meşru kazanca girebilir. Mesela rüşvet alabilir. Allah’tan korktuğu için yapmaz. O bütün toplumdaki düzenin güzelliğini sağlamış oluyor. İnsanların arasındaki bağları mükemmelleştirmiş oluyor. Mesela Allah korkusu olmasa ben gece bu saatte niçin tebliğ yapayım? Allah’ı çok seviyorum derim, Ya Rabbi Sana hamd ediyorum derim, vurur kafayı yatarım. Hatta buna açıklama da getiririm, uyku kuvvet getirir. Veyahut arkadaşlarımla sinemaya gideyim, eğleneyim diyebilirim. Niye gidiyorsun dediklerinde de, işte kültürümü arttırmak için gidiyorum, görgümü arttıracak derim sinema. Gece veyahut derim ki, mükellef bir sofra kurun, gitmek istemiyorum, televizyon seyredeceğim yani haberleri genel kültürümü arttırmak istiyorum derim, haberleri izleyeceğim, bir de meyve, sebze yemeklerin güzelliğini tadını tadıp Allah’a şükredeceğim, röportajlara da gitmek istemiyorum, millet, insanlar kitap alsın okusunlar, internette zaten yeterli bilgi var, oradan baksınlar diyebilirim. Bu ne zaman denilebilir? Haşa Allah korkusu olmadığında olur değil mi? Dürüst olamazsın. Allah korkusu olmadığında dürüst olamıyorsun, samimi olamıyorsun. Allah korkusuyla dürüst olman sağlanır. Mesela birisine bir laf söylüyorsun, laf pek uygun gitmiyor. Onu niye düzeltiyorsun? Allah korkundan, acıyorsun çünkü. Belli onun üzüleceği aşikar, üzüldüğünde Allah onun hesabını sorar. Onun mutlaka dengelenmesi gerekiyor, güzel söz buluyorsun. Neden olur? Allah korkusundan olur.
Allah korkusu aşkın kökenidir, tutkunun kökenidir. Mesela bak her aşkın sonunda bir gözyaşı vardır, ayrılıyor. Allah’tan korkan sevdiğinden ayrılır mı, nasıl ayrılsın? Allah’tan korkmadığı için ayrılıyor işte. Bak bütün şarkılara bakın, hepsinde ayrılık vardır. Devamını anlatan bana bir şarkı getirsinler, çok nadirdir. Allah korkusu olmadığında olay böyle neticelenir. Allah korkusu şefkati meydana getirir, derin şefkat. Mesela koruma hissi. Çünkü bir insan mesela evlendiğinde onu evlilikle, şehvetle götürmeye çalışıyor. Şehvet ilk gecenin ilk iki üç dakikasında Allah zaten akıllarını ona göre yaratmış, bedenlerindeki zaafı da ona göre yaratmış oluyor, iki üç dakikanın içinde de gidiyor. Adam diyor; “Ben ne yaptım ya” diyor, “biz erken karar verdik evliliğe” diyor, “gençliğimizden olduk, hata yaptık biz ya” diyor. Bu halbuki hayvanlığından senin, Allah’tan korkun olmadığından. Çünkü Allah için sevmemişsin, şefkatle bakmamışsın, yaban bizonu gibi bir gerilime düşmüşsün, gerilimin düşünce gözündeki o şehvet perdesi gidince, karşındaki insana bambaşka bir gözle bakmaya başlıyorsun. Et yığını gibi görüyor. “Ben ne yaptım” diyor, “et yığınını aldım karşıma, getirdim” diyor. Tesadüflerle oluşmuş bir maymun gibi görüyor onu yani solucandan gelişmiş bir mahluk gibi görüyor, tiksiniyor, o da ondan tiksiniyor ondan sonra ayrılıyor, “aşkın sonunda ayrılık vardır” diyor. Başında da aşk yok bunun, sonunda da aşk yok. Aşkın adını ağzınıza almayın, aşkla bunun alakası yok. Aşk Allah aşkına dayalı olan aşka denir. Allah’ı aşkla seversin çünkü sonsuz güç Allah, sonsuz güzellik. Onu sonsuz aşkla seversin Allah’ın dilemesi, Allah’ın verdiği kadar. Allah’tan sonsuz sevmeyi dilersin, Allah ne kadar veriyorsa o kadar olur ve sevdiğini de Allah için sınırı olmayacak şekilde seversin Allah rızası için, Allah’ın tecellisi olarak. Buna denir Allah korkusu.
Allah korkusu Allah’ı darıltmamaktır. Yoksa Müslüman Allah esirgesin Cehennem’e gitse de sürekli Allah’ı zikreder, Allah aşkıyla yanar. Ama Müslüman Cehennem’e gitmez. Samimi bir Müslüman Cehennem’e gitmez. Yani bu böyledir. Allah sonsuz adildir, sonsuz merhametlidir, sonsuz akıllıdır. Bize merhameti adaleti öğreten Allah’tır. Acıma hissini veren Allah’tır. Akılcılığı veren Allah’tır. Bizim akıllı düşünmemizi sağlayan Allah. Allah’ın verdiği akılla, Allah hakkında akıl yürütmeye kalktığında çok aptal konumuna düşer insan. Çünkü Allah’ın verdiği bilgi kadar Allah hakkında düşünebiliyor insanlar. Fazlasını düşünemez, eksik de düşünemez, tam o ayarda düşünebiliyorlar...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler