Adnan Oktar`ın 15 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Ben böyle sevgi dolu olmaya devam edeceğim. Bana internet sitelerinden, oradan buradan böyle kriptoal izahlar geliyor. Bir kısmı samimi; onlar iyi niyetli, onları tenzih ederim, öyle alıştığı için. Benim milletimin en az yüzde yetmişi, sekseni başörtüsüzdür. Genç kızların da hemen hemen hepsi bakımlı gezerler. Bakımsız gezen genç kız ben göremiyorum, çok nadir olur. Başörtülü olanların da, başörtüyü zaten kabul etmiyorlar, “çarşaf esastır” diyorlar. Açık hükmünde görüyorlar başörtüyü. Çarşaflı olanlar da on binde bir falan olabilir. On binde bir falandır Türkiye’de. O kadar olmasa bile, hadi binde bir diyelim. Dolayısı ile bizim milletimiz, yaklaşık son altmış yılı sayarsak hep genç kızların başı açıktır, bir kısmının başı kapalıdır ama başı açık hükmünde kabul ediyorlar zaten onları da. Çünkü çarşaf olmadıktan sonra net olarak “fasıktır onlar” diyorlar. Kıyafetlerinden dolayı da fasık olduklarına inanıyorlar. Dolayısıyla genç kızlarımızın, hanım kardeşlerimizin yüzde doksan dokuzu bu hüküm içerisinde bu arkadaşlara göre. Bakın, yüzde doksan dokuzu. Ayrıca “bu hanımlarla görüşülmez, konuşulmaz, bakılmaz, muhatap olunmaz” diyorlar. Şimdi pratik olarak bunları uyguluyor mu bu arkadaşlar diye bakıyoruz. Bunların holdinglerine gidiyoruz, işyerlerine gidiyoruz; sekreterleri açık, karşısında sekreteri var. Kızını okula gönderiyor, kızının öğretmeni erkek zaten. Erkek de kadına bakıyor, karşılıklı. Eşi de çalışıyor, eşi de gidiyor, otobüse biniyorlar, otobüste de erkeklerin içindeler. Dolmuşa biniyor veyahut eşini alıp çarşıya götürüyor; eşi herkese bakıyor, bütün yoldaki erkekler ona bakıyor, o erkeklere bakıyor. Yanlış mı görüyorum ben dışarıda? Başörtülü hanımlar da öyle, herkes onlara bakıyor, onlar da herkese bakıyorlar. Nasıl oluyorsa, böyle bir program olduğunda hiçbir şekilde kadın olmaması gerekiyormuş. Canım ciğerim, siz akşama kadar kucak kucağısınız. Herkesle berabersiniz; otobüslerde, sokaklarda, her yerde berabersiniz. Okullarda gözünün içine bakıyorsun hocanın, hocan da sana bakıyor. Ve hepsi kız çocuklarını okullara gönderiyor. Öğretmenleri geliyor, onlarla yüz yüze konuşuyor. Erkek arkadaşları var, onlarla da görüşüyorlar. Onlar onlara bakıyor, onlar da onlara bakıyor. Neden benim programımda, konuştuğum sohbet ortamında olmamaları gerekiyor? Ben bunu anlayamadım. Başörtülüyü de aynı hükümde görüyorlar. Bakkalda, manavda, sokakta, pastanede, her yerde erkeklerle yüz yüze bu hanımlar. Bunu söyleyen arkadaşların hanımları, kızları, hepsi yine herkesle muhataplar. Ama her yerde, eczaneye varıncaya kadar, hastanelerde, orada burada, her yerde varlar. Burada, sadece göstermelik olarak bazı yerlerde şov yapıyorlar. Mesela Cübbeli diyor ki; “kadınlarla ben konuşmam, sohbet etmem.” Ama donla, denizde kucak kucağa beraber yüzüyorlar. Bu nasıl oluyor, bu iş? Gördüm fotoğrafları; don-gömlek, paçalı donla gelmiş, yanında da kadınlar, genç kızlar. Havuzdaki genç kız, baliga, normal gelişmiş genç bir kız. Fotoğrafı da var, değil mi? Zaten Malta çaka çaka kadın, kız dolu; bikinili, tanga mayolu kadınla dolu, ağzına kadar dolu. Cübbeli, tebessüm ederek, etrafı seyrederek gidiyor. Hiç bakmıyorum derse suya batar, mümkün değil yani. Nasıl bakmayacak yani? Sağ, sol, ön, arka, her yer dolu. Göstermelik olan bu tavırlar çok samimiyetsiz duruyor. Bunları yapmasınlar, çok ayıp. Benim mesela kuzularım nur gibiler. Ben seviyorum onları. Yüzlerine bakmaktan zevk alıyorum, sohbetten zevk alıyorum. İslam ahlakı hakim olduğunda, İttihad-ı İslam oluştuğunda, Türk-İslam Birliği olduğunda yine benim karşımda böyle olacaklar, yine karşımda konuşacaklar. Yani şimdi çok şey konuşurum da konuşturmasınlar beni. Zannettikleri gibi de değil ayrıca. Bir genç kız, mühim olan temiz ve samimi olması. Ben bu kızıma bakıyorum, annesi de bazen geliyor, kız kardeşi de burada; son derece iffetine düşkün, çok efendi bir kız, bayağı terbiyeli. Mesela benim bu güzelim de öyle. Tanıyorum samimiyim, müthiş iffetine düşkün bayağı da efendi bir kız. Bak, ben başörtülü kızları da tanıdım, beni konuşturmasınlar. Çarşaflı kız da tanıdım ben, beni konuşturmasınlar. Açıkla kapalının iffet ile alakası olmuyor. Nice başörtülü kızlar var ki ben ne olduklarını biliyorum. Nice açık kızlar var ki ben onların da ne olduklarını biliyorum. Tam tersi oluyor bazen. Bunun açıkla kapalıyla alakası yok. Mesela Beril, kuzu gibi, beş vakit namazını kılıyor Beril. Kuran okuyor. Birçok başı kapalı kız, ben size söyleyeyim, en az yüzde doksanı namaz kılmıyor başörtülü kızların. En az yüzde doksanı, yüzde sekseni. Yani ispatı açık. Çünkü beş vakittir namaz. Canı istediği zaman namaz kılıyorsa yine namaz kılmıyor hükmünde olur o. Akşama kadar sokaktalar birçoğu. Ama namaz kılmaması onu benim kardeşim olmaktan çıkartmaz ki. Onlar benim canım ciğerim. Başımın tacı onlar benim. Benim için ‘La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah’ yeterlidir. Kuran’ın başka hükmünü de yapmıyor olabilir, başka bir şey de olmayabilir, onu Müslüman olmaktan çıkartmaz o. Her başı kapalı olan namaz kılıyor diye bir şey yok. Her başı açık da namaz kılmıyor diye bir şey yok. Bu çok aldatıcı olur. Çok yanlış olur. Ve başı açık kardeşlerimizi dinsizlerin kucağına doğru itiyorlar. Ben o akılsızca eyleme dur derim. Çünkü “yüzüne bakmayacaksın” diyor, “konuşmayacaksın, aşağılayacaksın, hakaret edeceksin,” bana gelen maillerde akıl almaz laflar ediyorlar, başı açık olan hanımlara, bakımlı hanımlara ve başörtüsü olan hanımlara, yani çarşaf giymeyen hanımlara, akıl almaz hakaretler yani. Bu yobazlığın ve gericiliğin şiddetini gösteriyor. Azgınlığını gösteriyor. Azınlık ama azgınlar. Allah onları benim elime verdi. Ben de gereğini yapacağım; ilimle, bilgiyle, fenle. Göğüs göğse bir mücadele yapacağız, bakalım. El mi yaman, bey mi yaman, göreceğiz. Ben münafıkane bir sisteme müsaade etmem. Dürüst olacaklar, samimi olacaklar, candan olacaklar. Ben mesela çarşaflı hanımlar görüyorum, müthiş yakışıyor çarşaf onlara, helal olsun. Allah razı olsun, acayip de güzel görünüyor; melek gibi, ne güzel. Hz. Meryem gibi, çok güzel. Başörtülü kardeşlerim var, kendi kafasına, mantığına göre; çok güzel, nur gibi olmuşlar. Başı açık olanlar; çok güzel, nur gibiler. Hepsi yüzde yüz, yüzde yüz, yüzde yüz, hepsi birbiriyle eşittir. Bana boş yere hiç bu konuda maval konuşmasınlar. Kimin ne dediği beni hiç ilgilendirmiyor. Ama iyi niyetli diyenler, samimi olan kardeşlerimiz, büyüklerimin ellerinden öperim, onlara saygı duyuyorum, onlara bir şey demem...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler