Adnan Oktar`ın 15 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Ama Müslümanları böyle, işte kravat giymeyecek, ümüğüne kadar gömleğini düğümleyecek, Müslüman kıyafeti yapıyor; kelebek gibi bıyık yapıyor, eski bir ceket giyecek, böyle kavruk kavruk konuşacak ve kendi kendine bir Müslüman model çıkartmışlar. O modelde olman gerekiyor. Nereden çıkarttın? Peygamber (s.a.v) sana o kıyafeti mi giy dedi? Ümüğüne kadar gömleğini düğümle mi dedi sana? Nereden çıkartıyorsun onları? “Bize benzeyeceksin” diyorlar. Ben sana benzemeyeceğim, öyle bir şey yok. Böyle estetikten uzak olmayı, kalitesiz olmayı Müslümanlık gibi gösterip; kavruk, içine kapalı, ölü bir dünya Müslümanlık gibi gösteriliyor ve gençler bu sistemden nefret ediyorlar, en gıcık oldukları şey. Onun için dindar ailelerin çocuklarının büyük bir bölümü, yani çok çok büyük bir bölümü, tam zıttı ailelerinin. Bu tip aileleri kastediyorum tabii, tam zıddıdır. İspat edin derlerse, ispat ederim, çocuklar ortada. Şahıs şahıs isterlerse sayayım. Ünlü birçok dindarın çocuğunun hiç alakası yok aileleriyle. Çünkü din o değil, adam biliyor onun o olmadığını dinin ve anlattıkları dinin de şirk sistemi olduğunu, samimiyetsiz olduklarını da biliyorlar. Sahabenin dönemini anlatmıyor adamlar. Onlar 1940’lardan sonra bir model geliştirmişler kendileri; kemik kafa, kavruk bir din modeli, bunu yaşıyor ve bu model içerisinde yavaş yavaş yavaş ölüyor bunlar. Ve hakikaten bu nesil, bu sistem kendi içinde, görüyorum gittikçe irtifa kaybederek, kavrularak gittikçe içine çöke çöke ölüyor. Doğal olarak bir ölüme doğru gidiyor. Ölürlerken beni de çağırıyorlar, “biz ölüyoruz, sen de bizimle gel.” Ben sizi takip etmeyeceğim. Siz ölebilirsiniz, biz dirileceğiz, büyüyeceğiz ve hakim olacağız, Allah’ın izni ile. Türk-İslam Birliği’ni kuracağız, İttihad-ı İslam’ı kuracağız. Adamların umurunda bile değil İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği; hiç umurlarında değil. Son derece kavruk, içe basık bir sistem ile bir şeyler anlatıyor. Diyor ki; “iman hakikatlerini anlatalım.” Tamam, iman hakikatini anlatalım. Haberi yok iman hakikatinin ne olduğundan. İman hakikati; Peygamber (s.a.v)’in hak olduğunun ispatı, iman hakikatidir. Kuran’ın hak olması iman hakikatidir. Kuran’ın mucizelerini anlatırsan, bilimle anlatırsan, iman hakikati anlatmış olursun. Peygamber (s.a.v)’in sözleri aynen, birebir çıkıyorsa bu bir iman hakikatidir ve çıkmıştır. Bediüzzaman’ın sözleri bir bir, birebir çıkıp, aynısıyla oluşuyorsa bu da iman hakikatidir. Peygamber (s.a.v)’in sözlerinin doğru çıkması seni ilgilendirmiyor. Ahir zaman hadislerini söylüyoruz, hiçbiri ilgilendirmiyor. Bediüzzaman’ın bütün sözleri doğru çıkıyor, bunlar da seni ilgilendirmiyor. Niye sahtekarlık yapıp, iman hakikatlerinden bahsediyorsun sen? Kuran mucizelerini anlatıyoruz, onu da anlatmıyorsun. Onun da peşinde değilsin. Hangi Kuran mucizesini anlatıyorsun sen o zaman? Neyi anlatıyorsun sen, değil mi? Arının hayatını anlatmazsın, kromozomun yapısını anlatmazsın, paleontoloji hakkında bir şey söylemiyorsun. Evrim hakkında, evrim teorisinin yanlışlığı hakkında bir şey söylemiyorsun. Nasıl iman hakikati anlatıyorsun sen? Kendilerini aldatıyorlar ve bu sistem içerisinde süratle çöküyorlar. Çünkü gençler aydınlandıkça, internet kültürü yayıldıkça, gittikçe o sistem kendi içinde eriyerek yok oluyor. Yani eski, klasik yapı zannedildiği gibi yok. Tamamen eriyor ve yok oluyor. O tip ailelerin çocukları da, ailelerinin anormal olduğunu anlıyorlar. Fakat daha tehlikelisi, çocuklar onlara reaksiyon olarak direkt dinsiz oluyor bir kısmı yahut direkt ahlaksız oluyor, daha da tehlikelisi. Daha da tehlikeli oluyor. Onun için dürüst ve samimi Müslümanlığın anlatılması çok önemlidir. Bu kavruk modelde inat ve ısrar olmaz. Ama tabii şimdi başörtülü hanımlar dediğim; benim gördüğüm, benim bulunduğum çevrede bu şekilde. Yoksa mesela Anadolu’da çok daha yoğundur namaz kılma oranı, başörtülü hanımlarda. Yani çok çok daha yüksektir, kıyas olmaz. Ama benim gördüğüm çevrem, benim yaptığım tespitlerde çok büyük bir bölümünün namaz kılmadığını gördüm. Dar bir anket belki ama böyle, inşaAllah. Sen kapalı bir hanıma dini anlatıyorsun, o zaten dindar. Açık hanımlarla “muhatap olunmaz” diyorsun, konuşulmaz, adam yerine de konmaz, hakaret edilir, dışlanır. Peki, dini nereden öğrenecekler onlar, kimden öğrenecek? Nasıl olacak, kim sahip çıkacak onlara? İtiyorsun sen, küfrün kucağına itiyorsun ve çok büyük vicdansızlık yapıyorsun, oyun oynuyorsun, dine zarar veriyorsun ve fitne çıkarıyorsun.
Bir de, başörtüsü konusu bana göre farz, ben inanırım. Ama bir kısım insanlar da “farz değil” diyor. Ben ona da saygı duyuyorum. Birçok hoca da, birçok alim de; “Kuran’da başörtüsü yoktur” diyorlar. Adam kendine göre delil getiriyor, ben de kendime göre delil getiriyorum. O bana saygı duyacak, ben de ona saygı duyacağım, inşaAllah...
ALTUĞ BERKER:... Dün şöyle söylediniz; “Bağnaz, karanlık insanların sevgisizliğine karşı, sevgi dolu bir nesli Allah en kısa sürede ortaya çıkarsın, inşaAllah. Dinsiz bağnazlığın da, güya dindar gibi görünen bağnazlığın da ezici ruhunu, çirkin ruhunu Allah tamamen yeryüzünden kaldırsın” dediniz.
ADNAN OKTAR:Evet, kendi içinde zaten o eriyip yok olacaktır. Yani bakın, kavruk Müslümanlık tipinin, o kemik kafalı, o yassı kafalı ruhsuz yüzlerin; yassı kafa derken, kafası, beyni incelmiş adamın, o anlamda söylüyorum, bir süre sonra tamamen yok olduklarını göreceksiniz. On yıla kadar tamamen yok olacaklar. Yani o tiksindiğiniz model var ya; iğrendiğiniz, gıcık olduğunuz ve bir türlü tarif edemediğiniz, o tiksindiğiniz model tamamen yok olacak, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler