Adnan Oktar`ın 15 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri, Samsun Aks Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“"Evet" dedi. "Üstelik şüphesiz siz en yakın(larım) kılınanlardan olacaksınız." Musa onlara dedi ki: "Atacağınızı atın."” Yani elinizdeki delilleri atın, ortaya atın. “Onlar da, iplerini ve asalarını attılar ve: "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler.” O zamanki yemin küfri bir yemin, Allah adına yemin yok, Firavun adına yemin var. Halbuki yemin Allah adına olur, değil mi? O zamanki yemin; Allah’ın adı anılmayan, küfri bir yemin sistemi var. “İplerini ve asalarını,” ip attıklarında yılan gibi görünüyor, artık bir sistem kurmuşlar. Asaları da tabii çok acayip, mesela şu anda bile böyle bir teknoloji yok çok zordur. Yani bir asayı attığında yılan gibi görünmesi, yılan gibi hareket edip yürümesi çok çok zordur. Yani olağanüstü bir teknik kullandıkları anlaşılıyor, ilkel teknikle bu olmaz. "Firavun'un üstünlüğü adına, hiç tartışmasız, üstün olanlar gerçekten bizleriz" dediler. Böylelikle Musa da asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, uydurmakta olduklarını yutuyor.” Yani o iplikten, kumaştan yahut nereden yaptılarsa, bir de ağaçtan olan, yılan gibi görünen o asa, maddelerin hepsini yutmaya başlıyor. “Anında büyücüler secdeye kapandılar.” Yani demek ki adamlar zaten hazırlarmış, şüphe ediyorlarmış ki “anında” diyor, yani hemen iman etmişler. “(Ve:) "Alemlerin Rabbine iman ettik" dediler. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."” Bu çok önemli. Kuran’ın tarif ettiği Allah’a iman etmek çok önemlidir. Mesela adam bir Allah tarifi yapar, o Allah değildir, başka bir şeyi tarif eder. Onun için Peygamberlerin tarif ettiği Allah’a iman çok önemlidir. Onlar da ne diyor? “Musa'nın ve Harun'un Rabbine. (Firavun) Dedi ki: "Ona, ben size izin vermeden önce mi inandınız?” Resmi ideoloji dayatmacıdır, biliyorsunuz. “Benim bir inancım var” der, “bunu kabul edeceksiniz.” O zamanın resmi ideolojisi ne? Firavunun düşüncesi. “Bunu kabul edeceksiniz” diyor. Yani vatandaşın neye inanacağına devlet karar veriyor, vatandaş kendi karar veremiyor. Resmi ideoloji karar veriyor. “Gerçek şu ki; o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür.” O büyücülere de, oraya gelen bilginlere de “öğretti” diyorlar, o yutma olayını, yani o asanın yılan haline gelip de yutmasını, “size öğreten yine Musa,” ondan şüpheleniyorlar bu sefer. Bu olağanüstü bir bilgi olduğu için, çünkü orada zaten attıkları asa hareket ediyor adamların ama bu atılan asa da onları yutuyor. Yutunca, ne diyor? “O büyüyü size öğreten Musa’dır” diyorlar, şüpheleniyorlar. Yani iman etti mi bir anda siliyorlar, görüyor musun? Daha önce firavun kendi adamı gibi görürken, çok yakınıyken, “yanımda sizi işe alacağım, size imkan tanıyacağım, sizi koruyup kollayacağım, para vereceğim” diyor, bir anda “o zaman sen onun adamısın” diyorlar. Yani “Hz Musa (a.s)’ın adamısın.” ”Öyleyse yakında bileceksiniz.Şüphesiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim.” İddia edilen Ergenekon örgütü, biliyorsunuz domuz bağı ile insanları şehit ediyordu. “ve sizin hepinizi gerçekten asıp-sallandıracağım.” İddia edilen Ergenekon örgütü sürekli asma ile tehdit ediyordu bütün insanları, muhalifleri, hep “asacağız.” Hatta idam resimleri falan yayınlıyorlardı. “"Hiç zararı yok" dediler.” Çünkü kaderde olan olacağına göre, zarar nasıl olsun? Zarar yok demektir, hiç zarar yok. “Çünkü biz gerçekten Rabbimiz'e dönücüleriz.” Zaten Allah’ın yanına dönüceğiz, eninde sonunda öleceğimize göre, Allah’ın dediği olacağına göre, “hiçbir mahsuru yok” diyorlar. “Doğrusu biz, iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimiz'in bizim hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.” “Doğrusu biz iman edenlerin ilki olduğumuzdan dolayı,” yani “o kavim içerisinde, “ilk iman edenlerden olduğumuzdan dolayı,” “Rabbimiz’in hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz.” İlk iman etmek demek ki çok önemli bir şey. Mesela Hz. Ali (r.a) ilk iman edenlerdendir, çok makbuldur. O yüzden onun, bağışlanmada bir vesile olacağına inanıyorlar. Mesela bir toplum çoğu dinsiz, imansız ama içinden çıkar da iki-üç kişi iman ederse, bu çok üstün bir şeydir. Yani öncü olmak. “Musa'ya. "Kullarımı gece yürüyüşe geçir, çünkü izleneceksiniz" diye vahyettik.” Müslümanların gece faaliyetine Kuran dikkat çekmiş oluyor. Bir de izleneceklerine; Müslümanlar izlenebilir, yani onları izleyenler olabilir. Küfürden, dalaletten, tuğyandan onları adım adım izleyenler olabilir, ona dikkat çekiyor Cenab-ı Allah. “Bunun üzerine Firavun şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.” Bunun üzerine firavun, benim gördüğüm sıkıyönetim ilan ediyor, yani askeri darbe meydana geliyor ve asker toplayıcılar gönderiyor. Genel, toplu, şehirde tutuklama ilan ediyor. Yani orduyu halkı tutuklama görevi ile görevlendiriyor firavun. Ve çok geniş çaplı bir tutuklama emri, binlerce kişinin tutuklanması yönünde bir emir. “Gerçek şu ki bunlar azınlık olan bir topluluktur.” “Sayıları az” diyor Müslümanların, “fakat bunların hepsinin toplanması gerekir” diyor. İddia edilen Ergenekon örgütü ne yaptı? Üç milyon Müslümanı fişledi. “Bir gecede hepsini toplayalım” dediler. Tam aynısıdır, o olayın bir tekrarı bu da “Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.” Diyorlar ki bunlar, küfür; “Müslümanlar bize karşı büyük bir öfke beslemektedirler.” Kendi kendilerini tahrik ediyorlar. Onları şehit etmek, ezmek için gerekçe geliştiriyorlar. Bu iddianame gibi bir şey. Bir kere azınlık topluluk, çoğunluk değil. “Azınlık olduğuna göre zaten ezilmeleri gerekir” diyorlar. Azınlıklara karşı, firavun sistemde ezme psikolojisi vardır. Müslüman oldu mu azınlık, ezerler. “Ve elbette bize karşı da büyük bir öfke beslemektedirler.” Öfke beslediğine göre kendini koruması gerekiyor tabii. Koruması gerektiği için de onları ezmesi mubah hale gelmiş oluyor. Yani ezmenin gerekçesini hazırlamış oluyorlar. “Biz ise uyanık bir grubuz.” Yani kendilerinin daha kaliteli, daha üstün, daha akıllı, daha rey sahibi, oy sahibi varlıklar olduklarını düşünüyorlar. Onların da oy veremeyecek derecede, rey veremeyecek şekilde, kanaat bildiremeyecek şekilde ilkel, cahil ve ezilmesi gereken bir topluluk olduklarına inanıyorlar. Müslümanlara bir zamanlar küfrün uyguladığı bir yöntem. “Böylelikle biz onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık.” Genellikle bu tip yöneticilerin bahçeli evleri oluyor. Pınarları oluyor. Halktan aldıkları parayla, halkın imkanlarıyla, tiranlar böyle azılı deccaller; mesela ne yaptı Saddam? Kendine saraylar kurdu. Her şehirde bir sarayı vardı adamın. Bahçeler var, pınarlar var içinde. “Oradan sürüp çıkarttık” diyor Allah. Demek ki firavunların böyle yerlerde kalması kısa sürüyor. “Sürüp çıkarttık.” “Hazinelerden ve soylu makam(lar)dan da.” Mesela Irak’ın bütün paralarına el konuldu, hazinelerinin içine girildi. Gazetelerde resimleri oldu. Bütün merkez bankasına girildi, altınlarına el konuldu, devlet hazinesi tamamen ellerine geçti karşı tarafın. “Soylu makam(lar)dan da.” Hepsini, paldır küldür aşağı indirdiler, bakanları, makanları tutukladılar hapse attılar. “İşte böyle; bunlara İsrailoğullarını mirasçı kıldık. Böylece (Firavun ve ordusu) güneşin doğuş vakti onları izlemeye koyuldular.” Güneşin doğuş vakti, yani gece ilerliyorlar ama artık gündüz olmuş fakat firavun ordusu güneşin doğuş vaktini bekliyor. Gece karanlıkta hareket etmiyorlar. “Güneşin doğuş vakti onları izlemeye…” Çünkü arabaları, şunları, bunları olduğu için. “İki topluluk birbirini gördükleri zaman Musa'nın adamları: "Gerçekten yakalandık" dediler.” Bir bakıyorlar ki firavunun ordusu çölde belirmiş. Tozu dumana katmış. Ordu üstlerine doğru geliyor. “"Gerçekten yakalandık" dediler.” Tevekkül etmiyorlar. “(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir."” Mutlaka bir hayır vardır. Mutlaka Allah o şeyde bir hikmet yaratmıştır. Mutlaka Allah bir yol gösterir. “Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. (Vurdu ve) Deniz hemencecik yarılıverdi de her parçası kocaman bir dağ gibi oldu.” Deniz çekiliyor dev dalga şeklinde. Deniz çekiliyor. Yani onların geçebileceği gibi yer açılmış oluyor. “Ötekileri de buraya yaklaştırdık.” Firavun ordusu oraya yaklaşıyor. “Musa'yı ve onunla birlikte olanların hepsini kurtarmış olduk.” Onlar karşı yakaya geçiyorlar, tamamı geçiyor. Onlar karşıya geçtikten hemen sonra firavunun ordusu denizden içeri, kuru zeminden içeri giriyorlar, arabalarıyla beraber. Tam orta noktaya geldiklerinde, deniz büyük bir gürültüyle geri kapanıyor. Çok yüksek dev dalgalar, mesela on metrelik, on beş metrelik dalga, tsunami dalgası gibi. Bir de bunun yıkıcı etkisi vardır. Yani normal dalga gibi değildir. Yani vurdu mu parçalar, çok şiddetlidir tsunami dalgası. “Sonra ötekileri suda boğduk. Şüphesiz, bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu iman etmiş değildirler.” İnsanların çoğu da iman etmiyorlar ahir zamanda. “Gerçekten Rabbin, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir.” Allah güçlüdür, üstün olandır. Hepsinden üstündür ve insanları esirger. Müminleri esirger. Yani müminlere ne saldırı olursa olsun, mutlaka hayır vardır. Mutlaka esirgenme altındadır Müslümanlar. “Onlara İbrahim'in haberini de aktar-oku: Hani, babasına ve kavmine: "Siz neye kulluk ediyorsunuz?" demişti.”Deminki yere geldik. Hz. İbrahim (a.s)’ın yöntemlerinde de, Hz. Musa (a.s)’ın yöntemlerinde de hayır vardır. Müslümanlara bir saldırı olduğunda, Müslümanlar “eyvah, yakalandık” demeyecekler, bir de bakacaklar ki çok büyük bir hayırla karşılaşmış olurlar. Mesela bir şey elinden çıkıyor; bir de bakar ki çok büyük hayır var. Çünkü ele geçirene zehir etkisi yapar, elinden kaybedene de bereket etkisi yapar. Mesela adamın farz edelim ticareti oluyor, bütün gününü alıyor. Kazanıyor, başka bir şeye yatırıyor. Ama Allah malını-mülkünü elinden alıyor. Adam kendisini İslam’a, Kuran’a veriyor; dine teslim ediyor. Hem İslam’a muazzam hizmet ediyor, hem sağlığı-sıhhati yerine gelmiş oluyor, hem yediği-içtiğinden zevk alıyor, hem mutlu oluyor, hem beyni açılıyor, hem o işin stresinden kurtuluyor, hem de boş çabadan da kurtulmuş oluyor. Boş gayretten kurtulmuş oluyor. Yani onun görebildiği yönü oluyor. Mesela göremediği de birçok yönü olmuş oluyor. İnşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler