Adnan Oktar`ın 13 Aralık 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Hocam dün siz şöyle söylemiştiniz: “Onlarca Müslüman internet sitesi var, gazete var, dergi var ama ekseriyetle siyasetin içerisine dalmış durumdalar. Siyaset adeta beyinlerini kavurmuş hep tartışma, laf yarışı, laf üstünlüğü. Allah’tan coşkuyla bahseden, İtihad-ı İslamdan, Hz. Mehdi (a.s.)’den, Hz. İsa (a.s.)’dan, Peygamber (s.a.v.) aşkından bahseden neredeyse hiç yok. Ama nefret yazılarının da ucu bucağı yok. Sevgi, şefkat, merhamet üzerine yazı bulabilen bize göndersin. Bu deccaliyetin insanların ruhunu ne kadar kavurduğunu gösteriyor” dediniz Hocam.
ADNAN OKTAR: Mesela bir bayan oluyor, bakıyorum, Filistin başörtüsü gibi bir kıyafet giymiş böyle; kadın diyorsun, şefkatli böyle güzel bir şey... Son derece saldırgan, sert bir üslup. Şimdi mesela başı açık bayanlara çok galiz konuşuyor. Bakıyoruz, çarşaflı olan da ona çok galiz konuşuyor. Başını açsan çok daha iyi böyle gezeceğine, diyor. Sen batmışsın, mahvolmuşsun, Cehennem’in odunu olmuşsun sen, diyor. Böyle hasta ve saldırgan bir ruha sahipler, şefkatle bakmıyorlar. Siyaset her yerlerini kaplamış bir kısmının. İyi olan çok insan var tabii ki, güzel, iyi insanları tenzih ederim. Ama mesela bir kadın, bir Müslüman Allah’tan bahsederken sevgiyle, aşk ile bahsetmesi lazım. Ve sevgilisini asla unutmaz bir insan. Her yazısında, her üslubunda kemal-i edeple, derin bir saygıyla, içli bir korkuyla, içli bir sevgiyle Allah’a hitap eder. Cübbeli’yi çıkarıyorlar, adam çok laubali bir üslupla Allah’a hitap edeceğini, Allah’la tartışacağını söylüyor. Bunlara bakıyoruz, Allah’tan hiç bahsetmiyorlar. Kardeşlerimiz bu internet sitelerine ibret gözüyle baksınlar. Allah’ı öven, Allah’ı seven konuşmaların oranına bir baksınlar. Allah kelimesi kaç defa geçiyor, Resulullah (s.a.v.)’a olan aşk kaç yerde geçiyor, Allah aşkından kaç yerde bahsediliyor. İman hakikatlerinden, Allah’ın güzelliklerinden kaç yerde bahsediliyor. Mesela çocukların güzelliklerinden hiç bahsediyorlar mı, bir bakın bakalım. Çocuk resmi koymuşlar mı, güzel bir hayvan, güzel bir böcek, güzel bir bitkinin resmi var mı? Allah içlerini kavurmuş, güzellik diye bir şey bilmiyorlar. Soğuk, böyle yamuk yumuk suratlar, ebleh bakışlar. Yanına gidiyorsun, leş gibi kokuyor. Sarı sarı dişleriyle ağzı leş gibi. Çirkin bir üslup. Kendinden çok emin, enaniyetli, gururlu, dik başlı, sadece kendisinin doğru yolda olduğunu bilen bazı güruhat gelişti. Kardeşlerimiz küfrü sırf komünistlerde, Darwinistlerde, materyalistlerde aramasınlar. Bu tip insanların içerisinde çok daha yoğundur, buralarda da arasınlar. Müslümanları batıranlar böyle ruhsuz, sevgisiz, aşkı unutmuş, Allah aşkını bilmeyen, niçin Müslüman olduğundan dahi haberi olmayan karanlık ruhlar. Çok tehlikelidir bunlar. Bunlara karşı uyarma görevini yapsınlar. Mesela sitelerine yüzlerce çocuk resmi koyabilirler. Yüzlerce güzel çiçek resmi koyabilirler. Allah’ın sanatını koysunlar. “Allah’ın nimetlerini anın” diyor Allah ayette. Allah’ın nimetlerini anın. Nimeti nasıl anacağız? Nimeti göstereceğiz ve anacağız, Allah’a şükredeceğiz. Ve sevgi yazıları yazsınlar, şefkat yazıları yazsınlar. Hiç merhametten bahseden bir yazı görüyor musunuz? Hiç affetmekten bahseden yazı görüyor musunuz? Dostluktan, vefadan, nezaketten, temizlikten bahseden yazılar var mı? Bilakis. Bakıyorum, adam sığır gibi kokuyor, sığır bile öyle kokmaz. Hayvan gibi bakımsız ve kaba, görgüsüz, lafını-sözünü bilmeyen, estetikten anlamayan, sanatı, bilimi çok gerilere atmış. Sadece dedikodu ve işte laf soksun, ipsiz sapsız konuşmalar yapsın, kindar bir üslup kullansın ve şüpheci olsun, hüsn-ü zanla bakmasın. Her lafın altında bir şüphe her sözün altında bir şüphe arayan yoğun dedikoducu bir ruh. Halbuki Kuran’da Cenab-ı Allah söylüyor; “kardeşlerinizin etini yemek istermisiniz? Tiksindiniz değil mi?” diyor Allah. Müslüman’ın etini yemek gibidir, ölü eti yemek gibidir ve Allah böyle tiksindirici, pis bir şey olduğunu söylüyor. Bunlar da bu tiksindiriciliğini bildikleri halde, bu ahlaksızlığı sonuna kadar yaşıyorlar. Halbuki eleştiri düzeltmek amacıyla yapılır, o kişiye doğru yolu göstermek amacıyla yapılır. Tahrib etmek, durdurmak amacıyla yapılmaz. Onu etkisiz hale getirmek, Müslümanlarla arasını açmak için yapılmaz. Bilakis onu düzeltmek, eksiğini giderip daha faydalı hale gelmesi için olur, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler