Adnan Oktar`ın 13 Aralık 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... Al-i İmran Suresi, 119. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bakın Cenab-ı Allah diyor ki: “Siz kitabın tümüne inanırsınız,” Şimdi bakın bu çok hayati bir şey. Siz Kuran’ın tamamına inanırsınız, Kuran’ı yeterli görürsünüz ve Kuran’la hareket edersiniz, Müslüman’ın vasfı bu. Kuran’a tam tabi oluyor, hurafe kabul etmiyor. Bana ilave vahiy geldi dediğinde ona inanmıyor. Zırvalarla, hurafelerle, uydurmalarla hiç muhatap olmuyor, ne yapıyor? Sadece Kuran’ın hükümlerine göre hareket ediyor. “Onlar sizinle karşılaştıklarında ‘inandık’ derler,” biz de inanıyoruz, diyorlar. “Kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar.” Münafığın en şiddetli konsantre olduğu dönem ve yer, kendi başına kaldığı dönemdir, yerdir. Mesela evine gider, odasına girdiğinde şeytanlık bütün şiddeti ile üzerinde belirmeye başlar, azgınlaşır. Şimdi ayetten anladığımız, Müslümanlar Kitap’ın tümüne inanıyor, münafıklar tümüne inanmıyor, Kuran’ı yetersiz görüyorlar, bakın bu çok hayati. Münafık Kuran’ı yetersiz görür, Kuran’da her şeyin açıklandığına inanmaz, Allah’ın hükümlerinin hepsinin Kuran’da olduğuna inanmaz, Kuran’a mutlaka ilave ister. İlave ve hurafe ister. Müslümanlara da inandık diyorlar ama; inandık derken tabii bu, burada Kuran’ın anlattığı ifade çok geniş. Bir bakıyorsun, kafada takke, elinde tespih, sürekli sessiz bir şekilde tespih çekiyor, yüzüne uhrevi bir hava veriyor, masum ve efendi bir görünüşü var, güya. Sürekli Allah’tan bahseden muttaki havasında. Sürekli etrafa namus dersi verir; işte şöyle efendi olun, böyle dürüst olun, işte İslam’ı şöyle yaşayın, böyle şeyleri anlatır, münafığın özelliğidir. “İnandık derler”in anlamı budur. “Kendi başlarına kaldıklarında ise” münafık kendi başına kalmayı çok ister. Kudurmuş köpek de öyle, hayvan kalabalığın içerisine girmez. Köpek kudurduğunda tek yaşamak ister. Müslümanlardan nefret ettiği için, münafık da münafıklardan da nefret ettiği için tek olmak ister. Münafık kalabalıktan hiç hoşlanmaz, yani çıkarı nefsi ve kendisidir. Onun için sık sık tek başına kalır, tek başına kaldığında da kin ve öfkenin onu sardığını görüyoruz. Bakın, “öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırdılar.” O kadar şiddetli bedeni acı çekiyor ki, o acıyı dindirmek için ikinci daha yüksek bir acı meydana getirir ve diğer acıyı dindirmeğe çalışır. Bazen insanlarda oluyor ya, başı ağrır başını sıktırır. Daha kuvvetli sıktırır ki, o ağrı diğer ağrıyı bastırsın diye, yani o ağrı devreye girsin gibi mesela. Münafığın da şiddetli acı çektiğini Allah belirtiyor. O da karşı acıyla, yani kendine zarar vererek acıyı dindirmeye çalışıyor. Münafığın bir özelliği de kendine çok ciddi zarar verir. “De ki: "Kin ve öfkenizle ölün.” Bakın “de ki:” bu Allah’ın bize bir emri. "Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.” Al-i İmran Suresi, 119. Mesela kafirler için bu denmiyor. Mesela bir komüniste denmez, bir dinsize denmez, staniste demiyorsun açık çünkü. Münafık apayrıdır, en kahpe ve kalleş mahluktur. Müslümanlar bi tek onlara düşman oluyor, ciddi anlamda düşman ve Müslüman’ın ona karşı duası; kin ve öfkenizle ölün, şeklinde oluyor. Demek ki münafıkta müthiş bir kin oluyor ve muazzam bir öfke oluyor, bütün vücudunu sarıyor. Kin ve öfke ne yapıyor? Onun kendi vücudunu tahrib ediyor, Kuran’ın bize açıkladığı bu. Kin ve öfkesi karşı tarafa zarar vermesi gerekirken, kin ve öfke onu boğuyor. Mesela damar sistemi bozuluyor, kas sitemi bozuluyor, kemik sistemi bozuluyor, vücudundaki bütün sistemler bozuluyor. Vücudu kendine aldırıyor, Kuran buna işareten “kin ve öfkenizle ölün” diyor. Allah onları psikolojik azapla çökerteceğini söylüyor ve münafıklarda da hep bu vardır, psikolojik azapla çökerler.
Mümtehine Suresi, 2. Şeytandan Allah’a sığınırım. “Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa,” sizinle bağlantıya geçerlerse, herhangi bir şekilde size ulaşma imkanları olursa, televizyondan olabilir, gazeteden olabilir, radyodan olabilir, yüzyüze olabilir, ne şekilde olursa, “size düşman kesilirler.” Vasfıdır, Müslüman gördü mü, Müslüman’a karşı kinlidir münafık. Küfür ile geçinir, yani pislik adamlarla. Zaten pisliğin içinde yaşar onlar. “Ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar.” Ellerini derken, bazen de cinayete veyahut yaralamaya kadar olayı vardırabilirler, anlatımı budur Kuran’ın. Veyahut tahribat yaparlar, mesela eşyaya saldırabilir, Müslümanlara ait bir şeye saldırabilir, yani münafığın vasfıdır. Onun için birinci dereceden zanlı olarak; Müslüman’a bir olay olduğunda hemen münafıklara dikkat kesilmesi lazım, çünkü küfür pek yapmaz böyle bir şey, münafık yapar. Her olayda diyeceksin ki, falanca münafık, en azılı münafık kim, bunlar yapmıştır, diyeceksin. Hakikaten de perdeyi kaldırdığında altından münafık çıkar. Müslümanların karşısındaki en büyük düşman münafıklardır, küfür değildir, küfür ikinci derecede alınır. Çünkü küfür merttir, açıkça söyler, ben kafirim der adam, Allah esirgesin. Açıkça söylüyor, yani dürüst. Münafık gizler. “Ve dillerini kötülükle size uzatırlar.” Mesela internette Müslümanların aleyhine bir yazı yazar veyahut Müslümanların aleyhinde televizyonda konuşur. Ama Ahir zamanda münafıklar en ziyade neye saldıracaklardır? Mehdi (a.s.), talebeleri, Mehdiyet ve İttihad-ı İslam, bunlara saldıracaklardır. Bunlara saldıranlara dikkat etmek lazım. Mehdi (a.s.), Mehdiyet, Mehdi (a.s.) talebeleri, İttihad-ı İslam ve Türk-İslam Birliği. Münafığın şeytani hedefi budur. Bunlara saldırdıkça da Mehdiyet coşar. Mehdiyet’i coşturan, heyecana getiren, şevklendiren bir sistemdir, onun için Allah münafıkları yaratır. Münafığın olması, Müslümanların boy atıp gelişmesi için gerekli bir sistemdir. Nasıl bir bitkinin toprağa ihtiyacı varsa, suya ihtiyacı varsa, güneşe ihtiyacı varsa, Müslüman’ın da güçlenmek için düşmana ihtiyacı vardır. Onun içinde Necip Fazıl’ın güzel bir sözü vardır düşmanı ile ilgili, düşmanın makbullüğünü anlatır. Müslüman’ın da bir ihtiyacı olduğu için, Müslüman’ın şevkini arttıran bir ihtiyaç olduğu için, Allah münafıkları Müslümanlara musallat kılar ve onlara o gücü verir. Ve Müslüman böylece harikalar yaratır, Allah’ın dilemesiyle. Harika ataklar yapar, harika bir mücadele gücüne sahip olur. O yüzden biz zaman zaman münafıklara yönelik bu tarz dersler yapacağız, sohbetler yapacağız kardeşlerimizin faydalanmaları için, inşaAllah...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Sizden Gelen Güzellikler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler