Adnan Oktar`ın 13 Aralık 2010 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ... “Selamun aleyküm çok muhterem Hocam.” Ve aleyna aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. “Büyük Mehdi (a.s.) bir şahıs olarak geldiğinde, niçin deccali karşısında bir şahıs olarak değil de, şahs-ı manevi olarak buluyor. Darwin büyük bir deccal ise, Mehdi-i Azam niçin onun şahsı ile karşılaşmıyor?” Şimdi eğer deccal çıktığında Mehdi-i Azam onunla karşılaşırsa ve onu da etkisiz hale getirirse, daha doğmadan deccaliyet ölmüş oluyor. Halbuki deccalin vasfı nedir? Deccal çıkacak, dünya çapında çok büyük bir tahribat yapacak, büyük bir katliam yapacak, insanları öldürecek, insanların dinini, imanını ellerinden alacak, dünyayı mahvedecek, dünyayı hercümerc edecek, dünyaya acı, ızdırap ve çile getirecek, dünya artık yaka silkecek, yani çar naçar kalacak. İşte o anda Allah kurtuluşu gönderiyor. Yoksa Süfyan çıktığında anında Mehdi (a.s.) karşısına çıkmış olursa, zaten Süfyan etkisiz hale gelir. Deccal çıktığında anında karşısına Hz. İsa (a.s.) çıkarsa etkisiz hale gelir ve o deccaliğini yapamaz. Onun için Mehdi (a.s.) çıktığında da, Mehdi (a.s.) eze eze devam ediyor, şahs-ı manevisini yok ediyor ve onun vazifesi tamamen bittiğinde yeniden deccaliyet harekete başlıyor, deccal hareketi başlamış oluyor. Mehdi (a.s.) geldiğinde deccaliyet zaten tutunamıyor artık. Hatta Bediüzzaman diyor, deccalin üç devresi vardır, üç devresini hadislerden açıklıyor. Birinci devresi; üç yüz yılda yapılanı çok kısa süre içerisinde yapar. İşte bu Bediüzzaman’ın olduğu devirdir. Bediüzzaman’ın olduğu devirde deccal bütün azgınlığı ile gücünü gösterdi. Bediüzzaman o devirde sadece Mehdiyet’e bir zemin hazırladı, zemin izhar etti. Yoksa deccaliyet çepeçevre Müslümanları kuşatmıştı ve daha yeni başlamıştı deccaliyet ve adım adım adım ilerledi. Bediüzzaman’ın zamanı, deccaliyetin çocukluk yıllarına geldi Bediüzzaman. Halbuki deccaliyet sonra büyüdü, gelişti ve bütün dünyayı kapladı, yani çocukluk ve gençlik yıllarına geldi. Ama asıl olan hacim aldığı ve bütün gücünü ve dişlerini gösterdiği devirdir. İşte o devir, Ahir zaman, Bediüzzaman’ın da söylediği Ahir zaman şu anki zamandır. Bediüzzaman zaten Ahir zamanı söylüyor, “Ta Ahir zamanda” diyor. Ahir zaman olarak bu devri söylüyor. “Ta Ahir zamanda hayatın geniş dairesinde” diyor, hayatın geniş dairesi daha yeni oluştu. “Mehdi (a.s.) ve şakirdleri gelir, Cenab-ı Hakk’ın izniyle o tohumlar sünbüllenir, biz de kabrimizden Allah’a şükredip bu güzelliği seyrederiz.” diyor, değil mi? Onun için burada karmaşık bir yapı görmüyoruz. Deccalin anında yok edilmesi, deccallik görevini ortadan kaldırır. Onun için deccalin görevini yapmış olması ve tahribatını gösterip, insanlara yaka silktirmesi gerekiyordu ve bu oldu. Şu an bunu kimse inkar edemiyor. Öbür türlü deccal çıkmadı derlerdi. Mehdi (a.s.) deccali, deccaliyeti anında yok etse, adam o zaman soracak, deccal nerede, diyecek. Öldürmüş, yani daha doğmadan ölmüş deccal. Böyle olmaz. Deccal doğacak, ölmeyecek, sonuna kadar görevini yapacak, muazzam bir tahribat yapacak, bütün dünya buna şahit olacak. Sevgisizliğe, merhametsizliğe, acımasızlığa, gaddarlığa, Müslümanların perişanlığına, bölünmüşlüğene herkes şahit olacak. Ve Müslümanlar da ayrıca kendi içlerinde bölünecekler. Mesela Nur talebeleri de kendi içlerinde bölündüler ve deccaliyetin şiddetini ve acısını herkes görmüş oldu. İşte böyle bir ortamda Mehdi (a.s.) çıktığında bir anlamı olmuş oluyor. Çünkü Mehdi (a.s.) çıktığında Nur talebelerini topluyor, cemaatleri de topluyor, mezhepleri de topluyor, Müslümanların bölünmüşlüğünü de ortadan kaldırıyor ve bütün dünyayı kardeş yapıyor. Hepsinin İslam’a ulaşmasını sağlıyor. Aradaki zıtlık ne derece? Gece ile gündüz gibi. Onun için İslam’ın hakimiyetini güneşin doğuşu olarak belirtiyor Bediüzzaman. Deccaliyeti da simsiyah karanlık olarak belirtiyor. Kapkara bir gece olması gerekir, pırıl pırıl da bir aydınlık olması gerekiyor. Ama sonra güneş ikindiye doğru gider biliyorsunuz, yavaş yavaş gider sonra güneş batar. Biz şimdi güneşin öğlen vaktine geldik, öğlen vaktine doğru ilerliyoruz. Güneş doğdu, öğlen vakti pırıl pırıl her yeri aydınlatıyor. Bu ilerleyiş ne zamana kadar? 1543, Hicri 1543’e kadar. Güneş yavaş yavaş, artık 1543’lere doğru ışığı iyice cılızlaşacak, 1543’ten sonra artık ışığı göremeyeceğiz, simsiyah karanlık oluyor. Bu iki yıl kadar devam eden bir karanlık. O simsiyah karanlığın üzerine de Kıyamet kopuyor işte, inşaAllah. “Darwin büyük bir deccal ise Mehdi-i Azam niçin onun şahsı ile karşılaşmıyor?” İşte onun için. Darwin’i anında yok etseydi, Darwinizm dünyaya böyle hakim olmazdı. Şu an dünyanın %95’ine, işin doğrusu %99’una hakim Darwinizm ve materyalizm. Mehdi (a.s.) başında gelmiş olsaydı, ne kadarına hakim olabilirdi? Yüzde sıfır virgül, sıfır virgül birine hakim olabilirdi. O deccal olur muydu? Olmazdı. Deccal olması için dünyaya hakim olması lazım. Dünyaya hakim olması için de karşısında bir Mehdi olmaması gerekiyor, onu durduran bir Mehdi olmaması gerekiyor. O çıkacak, dünyaya hakim olacak, onu en geliştiği dönemde, en yıkılmaz görüldüğü dönemde çok küçük ordusu ile, çok küçük grubu ile Mehdi (a.s.) yerle bir ediyor. Allah’ın harikası budur işte. Nice az topluluklar galip gelir yığın yığın çokluklara. Kuran’da da bu ayet olarak vardır, inşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler