Adnan Oktar`ın 16 Aralık 2010 tarihli Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bakın, bunları söylüyorum ama aklı başında insanın kadınlarla bağlantısı ayrıdır, öküzün ayrıdır. Öküzü zaten ahıra bağlamak lazım. Ne kadına göstereceksin, adamı hiç kimseyle görüştürmemek lazım, öküzü. Öküz herkes için tehlikelidir, bir tek kadın için değildir ki. Her türlü melaneti işler o. Hırsızlık da yapar, soysuzluk da yapar, namuzsuzluk da yapar, herşeyi yapar. Biz öküzlere hitap etmiyoruz, ben insanlara hitab ediyorum. Öküzün yeri zaten ahırdır, ahırdan çıkarttın mı, o tehlikelidir. İnsanlar birbirleri ile görüşebilir, öküz görüşemez zaten. Mesela Hz. Süleyman (a.s.)’ın yanına geliyor Sebe Melikesi Belkıs; çok gösterişli bir hanım Sebe Melikesi Belkıs. Hz. Süleyman (a.s.) bir zemin yaptırmış ama zemine baktığın zaman net su gibi görünüyor; daha bu teknolojiye ulaşamadılar. Tam net su, görünüşü su, havuz zannediyor. O hanıma; ‘buyur gir suya’ diyor Hz. Süleyman (a.s.), hanım da orada suya giriyor. Orada Hz. Süleyman (a.s.) onunla görüşüyor mu, o hanımla? Sırtını dönmüyor herhalde Hz. Süleyman (a.s.) kadına, ne yapıyor? Yüzyüze görüşüyor. Kuran’da sırtını döndüğüne dair bir ifade var mı? Yok. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e de Cenab-ı Allah diyor ki; “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de, bundan sonra sana nikah yasak.” Çünkü sürekli evleniyordu, sürekli evleniyordu, maşaAllah. Benim dedem aslandır, aslan. Benim yiğit dedem. Gönlü o kadar coşkulu, o kadar kadın sevgisi ile dolu ki, Allah durduruyor. Ama yine de Cenab-ı Allah ona bir güzellik veriyor, diyor ki; “sana nikah yasak.” Çünkü nikahı yasaklamasının hikmeti şu; çok fazla varis olmuş oluyor, yani mal bölünümünde sorun çıkabilir, çünkü Peygamberimiz (s.a.v.)’in malı belirli. Çok çok hanım olduğunda hepsine mal bölünecek. Ama bak Peygamberimiz (s.a.v.)’i Cenab-ı Allah o kadar çok seviyor ki, “fakat elinin altındakiler müstesna” diyor. O ne demek biliyor musunuz? Uçsuz bucaksız bir kadın güzelliği demektir, ucu bucağı yok. Kendini hibe eden kadınlar, sahabe kadınlar hep aşık. ‘Ya Resulullah (s.a.v.) sen beni al veya alma kendimi hibe ettim, ben seninim’ diyor. Allah onu serbest bırakıyor. Ama bakın dikkat edin, “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de” diyor. Şimdi o odun kafalar bu ayete dikkat etsinler. Bakın; “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de, artık kadınları nikahlamak sana yasak bu andan itibaren” diyor Allah. Bakın; “güzellikleri ne kadar hoşuna gitse de,” ne kadar hoşlansan da, ne kadar onları istesen de, nikahla almak sana yasak diyor Allah ama elinin altındakiler müstesna. Yani kendini hibe eden, yahut cariye olan kadınlar hariç. Onları istediğin gibi alırsın, diyor Cenab-ı Allah. Tabii onlar bu ayetten utanç duyuyorlar bu odun kafalılar. Onların o kadar çok ki utanç duydukları. Bir tane ahmak var böyle, klasik sığır. ‘Yahu biz onları eleştirmeyelim, Kuran’da şöyle bir ayet var’ demiş bizim kardeşlere gelmiş bir tane köpek, ahmak. ‘Şimdi onlar da bu ayeti söyler’ diyormuş. Bakın ağrına gitmiş görüyor musunuz ahmağı? Önce bir namus kavramı meydana getiriyor, namuzsuz köpek. Onu namuzsuzluk olarak görüyor Kuran’daki ayeti; ‘sakın bunu konuşmayalım, onlar da bu ayeti bize söylerler’ demiş. Biliyorsun değil mi o sığırı? Var ya uzun boylu ayı. Leş gibi kokuyordu, ben bizzat yanındayken hissetmiştim, benden uzak oturtmuştum. Böyle ölmüş eşek gibi kokuyordu köpek, ayet ağırına gitmiş, Kuran ayeti. Ve ağırlarına giden birçok Kuran ayeti daha var, adamlar okuyamıyorlar, ağırlarına gidiyor bu ahmakların. Çünkü kendileri bir namus kavramı geliştirmişler, o namus kavramı ile Kuran ayeti çelişiyor. Kuran’daki ayeti namusa uygun görmüyor ve utanç duyuyor o ayetten. Ben de senden utanç duyuyorum kokmuş köpek veyahut köpekler diyeyim. Hayvan herif, mesela insanın kendi kızı da var, hayvan değilsin ki sen, sevgi ile bakıyor insan, şefkatle, merhametle bakar. Veyahut bir yengesi oluyor, ona da sevgiyle, şefkatle, merhametle bakar; aynı evde kalıyorlar çünkü. Ama hayvansa, tabii kontrolü olmuyor hayvanların. O dediği doğru, orada tedbir gerekir. Yani gerici, yobaz güruhuna, bu öküzleri hakikaten ahırda tutmak lazım, bunlar doğru. Bunları bıraktığında her türlü kepazeliği yaparlar. Yine de sokakta geziyor bu hayvanlar, o ayrı mesele. Adam kendini zaptedemiyor ki, hayvan. Çünkü aklı nerede? Beyni devamlı bacaklarının arasında. Müslümanda beyin nerede? Kafatasının içerisinde. İki türlü varlık var işte. Bir, beyni kafatasının içerisinde olanlar, bir de beyni bacağının arasında olan hayvanlar. O dedikleri onlara uygun, inşaAllah. ‘Delil verir misin?’ diyor da, ben de bir kısım deliller verdim. Çok fazla var, hadislerden de verebilirim...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler