Adnan Oktar`ın 16 Aralık 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...En azılı yobazların çocuklarına bakıyorum, en şiddetli dinsiz onlar oluyor çocuklar, en azılı yobazların. Bak şimdi birçok kişi “evet haklısın hocam” diyor yani şu an duyuyorum inşaAllah. Değil mi? Çünkü onların pisliğini o kadar detaylı görüyorlar ki. Gerektiğinde direkt bir dinsiz gibi hareket ettiğini de görüyorlar bu yobazların. Mesela çıkarıyla çatıştığında. Mesela farz edelim “faiz haram” diyor değil mi? Çıkarıyla çatıştığında, hemen faizi alır. Mesela içki haram der, ama bir eğlence yerinde, arkadaşı ısrar etse hemen içer. Mesela “zina haram” der ama Moldovalı kadınları getirdiklerinde, paçalı donla odaya dalar. Yani şimdi kimseyi ima etmiyorum da. Yalan söylemek gerektiğinde sonuna kadar yalan söyler. Namazın, gece namazlarının önemini anlatır, kendisi horlayarak uyur, milleti de gece namazına teşvik eder ama kendisi de horlayarak uyur. Ve münafıkların çoğu da namazlarını kılmayan insanlardır. Yani bu yobaz takımının büyük bir bölümü namazlarını kılmıyor. Ama birisi gördüğünde, huşu içinde namaz kılar. Böyle boynunu büker kendini kaybetmiş şekilde. Cezbelenir, şöyle irkilir, bir şeyler yapar. “Cezbe hali geldi, mübarek temessül etti şu anda kalbimde” diyor. Daha da olmasa bağırıp kendini yere atar, bir şeyler yaparlar. Ama yeni nesil cin gibi maşaAllah. Acayip zekiler. Yani bu yobazların çocukları da çok uyanıklar. Onlar anlıyorlar, o kadar çok tanıdığım var ki öyle, biliyorum çocuklarını. Eve gitmek onlar için böyle bir pislik kuyusuna düşmek gibi oluyor acayip nefret ediyorlar onlardan. Ne gerek bu rezilliğe, niye dürüst samimi Müslüman olmuyorsun? Çünkü yobaz olmak çok zor bir şeydir. Yani münafık olmak, yobaz olmak dünyanın en zor işidir. Yobaz münafık olacağına, üçkağıtçı olacağına dürüst olsana, ne kadar güzel ferah. Samimi olsana. Samimiyet ne kadar beyni rahatlatan bir şey. Doğru söyle, ferahla. Ne güzel. Yalan söylememek çok zevklidir. Yani sürekli doğru söylemek müthiş kafayı dinlendirir, insanı dinlendirir. Sürekli samimi olmak, kuş gibi olursun acayip ferahlarsın. Beynin ferahlar, kafan ferahlar. Üstünden bir ton yük kalkmış gibi olur. Eline yüzüne bir nuraniyet gelir. Konuşman düzelir, üslubun düzelir. Yani birbirlerine bir silsile almışlar, işte Müslüman dediğin kavruk olacak, birbirinden nefret edecek, sadece kendi grubunu savunacak, leş gibi kendilerine klasik kıyafet modeli geliştiriyorlar birkaç tane, onu giyinecek, leş gibi kokacak, biri bir laf söylediğinde şüphelenecek, konuştuğunda laf sokarak konuşacak, böyle sürekli uyuntu bir hali olacak, sürekli ayakta uyuyacak, enerjik olmayacak, canlı olmayacak, hımbıl olacak, bile bile gerçekleri alenen milletin gözünün içine baka baka saklayacak. Bir de münafığın yalanı, o kadar kötü ve ahmakça oluyor ki, şimdi hani çocuk yalanları oluyor ya, çocuk yalanından daha da beter. Çocuklar diyor ya bazen, “kaplumbağa bindim gezdim” falan bahçede bilmem ne, abuk sabuk küçükken çocuklar yalan söyler ya, ondan daha beter bu ahmakların yalanları. Mesela alenen yazıyor Bediüzzaman yani net ifade olarak, “yok” diyor, “orada öyle bir şey yok, nereden çıkardın” diyor. “Orada şahs-ı manevi yazıyor” diyor. Birde genizden acayip bir konuşuyor, şahs-ı manevi, desene şahs-ı manevi normal. İlla ki artistlik yapacak, illaki münasebetsizlik yapacak. Gıcık böyle gevrek bir ses, kavrulmuş, pişmiş şey gibi ya böyle lastik gibi sesleri bir acayip. Onu nasıl elde ediyorlar Berker?
ALTUĞ BERKER:Hocam siz daha iyi biliyorsunuz inşaAllah, o dershanelerde, o okumanın bir makamı var. Yani o makamla farklı bir uhrevi hava, değişik bir şey oluyor. Gerçekçi bir konuşma stili olmuyor. Bir makamla okuma var.
ADNAN OKTAR:Makamla okumak ayrı. O güzel okusun ona bir şey dediğimiz yok. Mesela karşısındaki diyecek, “karşısındakı” diyor. Adam gibi konuşsana. Her şeyleri kıl. Tip kıl, konuşma kıl, yürüyüş kıl, hareketler kıl, mantık berbat. Yani gıcıklığın içine batırmış, çıkarmış gibi. Tam kıl otu yani böyle. Gören de tabi doğal olarak nefret ediyor. Bir de üstüne üstlük o zavallılığına rağmen, enaniyetli ve kibirli, kafa acayip havada, kimseyi beğenmiyor. O zavallılığına rağmen bir de alaycı. Pis pis sırıtmalar böyle alaycı sırıtmalar, kimseyi beğenmemeler, herkese tepeden bakmalar, adam yerine koymamalar. Halbuki Müslüman her an Cehennem’e gidebileceği düşüncesiyle son derece mazlumdur, boyun eğicidir ve sevgi doludur, şefkatlidir. Her insana acır Allah rızası için. Mesela ben Komünistlere de acıyorum, dinsizlere acıyorum. Açıkça söylüyor adamlar. Dua ediyorum Allah’tan, hidayet vermesi için onlara. Ve iyi olmalarını istiyorum. Yani ben hakikaten bu Bayrampaşa’da o Marksist kızların kaldığı bölümde operasyon yapılmıştı. Çocuklar üstlerine elbiseler falan almışlar, eli yüzü yanmış, dumanlar içinde. Yani acayip öfkelenmiştim, acayip acımıştım o çocuklara. Kimi yandı cayır cayır böyle demir parmaklıkların içerisinde yandı. Mesela bazı ahmaklar onlara “oh olsun” dediler. Ben acıdım, şefkat duydum ve asla öyle bir şeyin olmasını istemem. Asla ve kesinlikle. Merhamet etmek gerekir, şefkatle bakmak gerekir. Nihayet sen Darwinist yetiştirmişsin, materyalist yetiştirmişsin. Sen eğitmişsin, o adam da öyle olmuş yani olay bu. Başka bir şey yok. Senin imalatın, sen Darwinist-Materyalist eğitmedin mi? İşte o da öyle olmuş işte. Darwinist-materyalist eğitirsen, adam sonra da Marksist olur. Şaşacak bir şey yok. Yani yapan ilgili kişileri kastediyorum tabi inşaAllah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler