Adnan Oktar`ın 14 Aralık 2010 tarihli Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: Hayvanlara ulaşmak o kadar kolay olmuyor. Halbuki devletin böyle bir imkan sağlaması lazım. Bize yani her yerde, her sokakta, her mahallede büyük çiftlikler olması lazım. Değil mi? Hem orada güzel meyve ağaçları olacak, meyve ağaçlarını bir görelim ve güzel hayvanları görebilelim, bir sevebilelim. Sevemiyoruz yani çok zor. Mesela bir kediyi sevmek bile lüks, bir tavşanı sevmek lüks. Halbuki çok kolay sevmemiz lazım ki öbür takım her biri birbirinden tatlı. Mesela eşek sıpası acayip tatlı bir şey, ona sarılmak. Yani acayip tatlı bakıyor.
NADİDE SULTAN: Evet çok, keçilerin yavruları da çok sevimlidir.
ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.
NADİDE SULTAN: Ben bu arada kirpi hiç görmemiştim. Eğer dediğiniz gibi, hayal ettiğimiz gibi her mahallede olsaydı, bütün hayvanları çocukken incelemem olacaktı. Geçen sene kirpinin neye benzediğini gördüm. Hayatımda bu kadar tatlı bir hayvan görmedim ben.
ADNAN OKTAR: Çok şeker.
NADİDE SULTAN: Öyle güzel bir surat olamaz. Allah öyle bir dikenin içine, öyle bir surat koymuş ki tavşanla, kedi arası bir surat.
ADNAN OKTAR: Acayip sevimli, boncuk gibi, burnu da boncuk gibi.
NADİDE SULTAN: Çok tatlı.
ADNAN OKTAR: Geçenlerde bizim çocuklara “bana bir kirpi alın” dedim. “Annesiyle yavrusunu birlikte alın” dedim. “Tamam Hocam” dediler. Gittiler, aldılar, geldiler. Kutunun içinde böyle, karton kutunun içinde annesi akıllı akıllı bakıyor, ufaklık da köfte o da anasının dibinde, o da bana akıllı akıllı bakıyor. Gece 12 gibi falan gelmişti. “Sabah ben bunları seveyim, şimdi acele etmeyelim, biraz da yiyecek koyun” dedim. Sabah bir kalktık, oluk gibi açılmış kutu ikisi, annesiyle beraber pırr kaçmışlar. Geçen günler yine bahçede gördüm. Pıtır pıtır geziyorlardı. Kedi peşinden gidiyor, burnunu değdiriyor, tabii kedi geri burnunu çekiyor. Zaten bırakacaktım bahçeye ama çok iyi oldu, hoşuma gitti. Gece onunla mı uğraşacak hayvan kutunun içerisinde, tabii ki kaçması gerekir.
NADİDE SULTAN: Doğasına gidecek.
ADNAN OKTAR: Evet, mesela sincap da öyle kapalı yetiştirilemiyor. Yazık hayvan çok rahatsız oluyor. Doğada çok iyi oluyor, acayip keyfe geliyor. Mesela benim sincabım vardı. Kapalıydı, baktım hayvan çok sıkılıyor. Çünkü atlıyor, geri geliyor, atlıyor, geri geliyor, sıkıldı. Açtım kapağını, ormana girdi. Offf bayıldı yani böyle acayip hoşuna gidiyor. Bizim böyle su oluğu vardı. Gitmiş onun üstüne çıkmış, orada patisiyle böyle duruyor. Misafir vardı. “Aaa sincap” dedi böyle, müthiş şaşırdı.
NADİDE SULTAN: Onlarda çok tatlı hayvanlar şöyle yiyorlar ya tutup.
ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Hayır diş komik, burun komik, yeme şekli komik, hepsi komik adam.
NADİDE SULTAN: Bir de elleriyle tutuyorlar, şöyle tutuyor.
ADNAN OKTAR: Evet patisiyle haşur huşur temizliyor. Müthiş akıllı, bir de gömüyor da uyanık. Mesela bir fıstık falan olduğunda gömüyor.
NADİDE SULTAN: Aa öylemi sincaplar?
ADNAN OKTAR: Tabii tabii. Mesela meşe palamudu falan oluyor. İlerde yemek için patisiyle onu kudurmuş gibi böyle eşiyor, koyuyor, içini kapatıyor.
NADİDE SULTAN: Buz Devri’nde vardı gömüyordu sürekli ondan gömüyormuş.
ADNAN OKTAR: Yalnız bir sorun var. Bu uyanıklar sonra unutuyorlar. Koyduğu yeri unutuyor.
Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler