Adnan Oktar`ın 14 Aralık 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: O devirde münafıklar Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e çok acayip baskı yapıyorlardı. Bak, ayette o çok manidardır; “Az da olsa neredeyse onlara meyledecektin.” diyor. Yani genellikle münafıkların, müşrikatın namus kavramı çok katıdır, çok acımasızdır. Müslümanlık daha özgür, daha candan, doğrudan sevgi doludur. Münafık ve müşrik hayatı kontrollü hale getirdiklerini, mesela bir kadını farz edelim böyle insanlıktan çıkartırsa, onu bir odaya kilitlerse, ona hayatı yaşatmazsa, onu güldürmezse, onu konuşturmazsa, onu aşağılarsa, ona Kuran'a el sürdürtmezse, İslam’a yaklaştırmazsa, Müslümanların bulunduğu yere sokmazsa, onu takva olarak görür. Onu yapanları da gayri ahlaki tavır göstermekle itham eder. Mesela Müslüman Hanım mescide girip namazını kılıyorsa, onu gayri ahlaki bir şey olarak görür. Ama camiye gelmezse Müslüman kadın, onu takva olarak görür, yani böyle. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadınlara karşı müthiş bir sevgisi vardı. Münafıkların en çok bunaldığı noktanın o olduğunu Kuran’a bakan görür. Yani onunla ilgili hem sureler inmiştir, hem çok geniş açıklamalar inmiştir. Hasan (r.a.)’ın ve Hüseyin (r.a)’ın evlilikleri, Peygamberimiz (s.a.v.)’in evlilikleri münafıkların içine bir dert olmuştur. Onların neşesi, sevinci, kadınlara olan sevgisi, muhabbeti bayağı onların içlerine oturmuştur. Yani ızdırap vesilesi olmuştu. Peygamberimiz (s.a.v.)’e özellikle hanımların kendini hibe etmeleri, çok fazla kadının kendini hibe etmesi, sevgiyle Peygamberimiz (s.a.v.)’e yaklaşmaları büyük fitne unsuru olmuştu o devirde. Cenab-ı Allah bu konuyla ilgili ayet indirdi. Hem Cenab-ı Allah yaptığı bu hoş uygulamayı, onun bu coşkun sevgisini, muhabbetini tasdik eden mahiyette bir de ilave olarak münafıkları daha da kızdıracak yeni ilave hükümler indirdi Allah. Mesela Peygamberimiz (s.a.v.) eskiden teyzesinin bir kızını alıyordu. Mesela halasının bir kızını alıyor. Allah “hepsini al” dedi. “Hepsini alacaksın” dedi. Münafıkları delirtti bu o devirde. Onların namus anlayışıyla bu çok çelişiyor. Yani Peygamberimiz (s.a.v.)’in yaptığını namuslu bir tavır olarak görmüyordu münafıklar. Allah bunun güzel olduğunu söyledi ve “mehirini verdiğin eşlerini, cariyeleri ve kendisini hibe eden kadınları Allah sana helal kıldı” diyor. Cenab-ı Allah helal kıldı. Ayrıca özel bir hüküm indirdi Allah; “Sırf sana mahsus olmak üzere teyzenin kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını da sana helal kıldık” diyor. Münafıkları işte çileden çıkaran husus bu olmuştu. Ve çok baskı yaptılar Peygamberimiz (s.a.v.)’e. Yani evlilik yapmaması için, Hz. Hasan (r.a.) ve Hz. Hüseyin (r.a.)’a da çok baskı yaptılar. Yani bu şekilde yapmaması, yani kadınlara olan sevgisi onların acayibine gidiyordu, garibine gidiyordu. Hâlbuki kadına olan sevgi, Allah’a olan sevgiden kaynaklanıyor. Çocuğa olan sevgi, Allah’a olan sevgiden kaynaklanır. Mesela kediye olan, köpeğe, tavşana, çiçeğe olan sevgi, Allah’a olan sevgiden kaynaklanır. Münafıkların kalbinde de sevgi olmadığı için bunu gayri ahlaki ve namus dışı bir hareket olarak görüyorlardı. Münafıkların aklı bacaklarının arasındadır. Beyni orada yaşar. Onlarda beyin yoktur, münafıklarda. Beyni onların aşağı taraftadır. Hep oradan düşünürler. Yani ona göre, kafaları oraya göre gider. Kafataslarının içi bomboş, böyle saman doludur, odun kafadır. Onun için Allah “kof kütüğe benzetiyor” onları. Ve bütün kâinatı da bacaklarının arasına göre yönetirler. Yani bütün sisteme bakın, münafıklarda, kadınlara yapılan baskı ona göredir, kendi aralarındaki münasebetleri, bağlantıları ona göredir. Bütün hayatı, bacaklarının arasındaki o kavruk beyne göredir. Ölmüştür bunlar, hayatta hep kavrulmuş, hep içi çekilmiş, çökmüş bitmiş tiplerdir. Allah bütün gücü üstlerinden almıştır. Müslümanlar da son derece neşeli, güçlü, hayat dolu, cıvıl cıvıl, gürbüz bir beyne sahip, gürbüz bir hayata sahip, bayramın, düğünün insanlarıdır. Dolu dolu bir hayat yaşatırlar. Dolu dolu bir hayat isterler. İşte demin anlattığım münafık karakterinin zamanımızdaki açıklamasının da adı yobazlıktır. “Örümcek kafalı yobaz” dedikleri işte bunlardır. Pislik mahlûkat, iblisun ve iblisat. Yani kadın ve erkek iblisler. Bunlar leş gibi pislik, böyle leş gibi kokan, akılsız, ahmak ve sevgiden nasip almamış insanlardır. Bunlardan tek kelime insan sevgisi duyamazsın. Git yanlarına iblis gibi sana bakarlar, hayvan gibi. Ayı gibi homurdanırlar. Yani yanından birisi geçsin, böyle çamura basmış ayı gibi homurdanır. Hiç tahammülü yoktur. İllaki onun mezhebinde olacaksın, cemaatinde olacaksın. Buna rağmen yine hasutturlar. Kendi cemaatlerinde de birbirlerinden nefret ederler. Yani kendi toplulukları içerisinde can güvenlikleri bile olmuyor. Bakın, kendi cemaati içinde de can güvenliği olmuyor. Yani namus güvenliği zaten yok da, can güvenliği de yok. Onun için hayvani ve çok sert, acımasız tedbirlerle kendilerini korumaya çalışırlar. Hâlbuki Müslümanlıkta vicdan yeterlidir. İnsan vicdanıyla hareket eder. Allah’tan korkarak hareket eder. Bunlar hayvan gibi ağıllara ayırırlar. Mesela ayı gibi böyle hayvan sürüsü gibi. Arayı açtığında perdeyi, bunlar kırar geçirir birbirini. Onun için sert disiplin meydana getirir münafikun ve münafıkat. Ve acımasız bir dünyaları vardır; simsiyah karanlık bir dünya. Mesela gülmek yasaktır. Neşe yasaktır. Bir arada yemek yiyemezsin. Bilim yasaktır. Sanat yasaktır, her şey yasaktır. Ve o pis karanlık dünyalarına Müslümanları çekmek isterler. O zamanlar işte Peygamberimiz (s.a.v.)’e çok baskı yapmışlardır. Birkaç ayette belirtiliyor bu baskı. Ve hiçbir şekilde Peygamberimiz (s.a.v.) taviz vermedi, kabul etmedi onların baskısını. Hz. Ali (r.a.)’ın şehadeti, Hz. Hüseyin (r.a.)’ın, on iki imamın şahadetlerinde, Ehl-i Beytin şahadetlerinde bu iblisat ve iblisun ordusuyla Hizbullah’ın, Allah Hizbinin mücadelesi olmuştur. Bu iblisat ve iblisun ordusuyla hizbullahın, Allah hizbinin mücadelesi olmuştur. Ve bu mücadelede de onlar şehit edilmişlerdir. Olay budur. Ve bu asrımıza kadar da devam etmiştir. Mesela şu an Mehdi (a.s.)'i istememelerinin nedeni, adam Mehdi (a.s.)'ın, kendi kavminden olmasını istiyor. O nedenle istemiyor. Yani Ehl-i Beyt düşmanlığından oluyor. Bu kahpelerin özelliği budur. Çünkü İbrani soy, Arap soyu, Kureyş, beni Kureyş'ten, beni Adnan olması, adamların ağırına gidiyor. Kendi hemşehrisi olacak. Kendi adamı olursa onu kabul eder. Yani burada ırkçı ve kavmiyetçi azgın ruh ve faşizan bir kafa olduğu için ayrıca Mehdiyet’e karşı tavır alıyorlar. Bir kısım zevat diyelim, inşaAllah.
Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler