Adnan Oktar`ın 12 Aralık 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... Mesela Bediüzzaman’ın gelmesi kaderdedir, Risale-i Nur Külliyatı’nın yazılması kaderdedir, Risale-i Nur Külliyatı’ndaki cümlelerin değiştirilmesi kaderdedir. Çünkü Mehdiyet ile ilgili kısımlar değiştiriliyor Risale-i Nur'da. Yani öbür kısımlara hiç dokunulmamıştır. Onlarda bir değiştirme yapılmıyor. En çekinilen konuda yapılıyor, Mehdi (a.s.) konusunda yapılıyor değiştirmeler. Hem tarih değiştirmeleri hem de şahıs olduğuna dair ifadeler Risale-i Nur'dan çıkarılmaya çalışılıyor ama çok acemice ve çırpınma tarzında. Mesela bu şahs-ı manevi inancı kaderde olduğu için çıkarılmıştır, Mehdiyete karşı bir çözüm olarak. Mehdi (a.s.)’yi durdurmak için yapılan bir harekettir. Mesela Ehl-i Beyt düşmanlığı da kaderde olduğu için vardır. Bunların hepsi insanların heyecanını ve şevkini artırır. Mesela Mehdi (a.s.) çıkıyor ama Risale-i Nur’da değişiklik yapılmasa, hadisler kapatılmasa, Mehdiyet için bu büyük bir kolaylıktır. Ama Risale-i Nur Külliyatı’nda Mehdi (a.s.)'nin çıkış vaktine ait cümleler çıkarılmaya başladı mı bu bir harikadır. Bu bir mücadelenin varlığını gösterir artık. Zamanını bildiren cümleler çıkarılmaya başladı mı bir harikadır. Hadisler hiç okunmuyorsa Nur dershanelerinin bir kısmında, Mehdi (a.s.)'den ve Hz. İsa Mesih (a.s.)’in gelişinden bahsedilmesi yasaklanıyorsa, bu çok büyük bir harikadır. Mehdiyetin karşılaştığı bir zorluktur ama aynı zamanda Mehdi (a.s.)'nin de çıktığının bir alametidir. Çünkü şiddetli korku başladıysa birdenbire harika bir şey olmuştur demektir. Durduk yere olmaz. Yani olay ciddiyet kesbetmiş demektir artık. Mehdiyet ciddiyet kesbetmiş demektir. Daha önce hurafe dinler gibi dinleyen adamlar bir de bakıyorlar ki, Mehdi (a.s.) bir gerçek. Bu onlarda müthiş bir ajitasyon ve panik meydana getirdi, bayağı bir kısmında. Mesela Cübbeli de eskiden Mehdi (a.s.)'den keyifle söz ediyordu, hurafe gibi anlatıyordu. Büyük bir heyecanla, sevinçle, coşkuyla anlatıyordu, gelmeyecek zannediyordu. Bir de baktı, hakikaten Mehdi (a.s.) doğruymuş, hakikaten alametler çıkıyormuş. Orda anlattığı alametlerin Allah-u alem olacağına asla ihtimal vermiyordur, asla. Yani hep böyle hurafe zannederler bazı kişiler ama insanları şevklendirmek için böyle şeyler söylenmiştir, söylenir. “Mehdi (a.s.) çıkacak” denir, insanlar ümitvar olsunlar diye. “Deccal çıkacak” denir, biraz da korksun insanlar, ayağını denk alsın diye söylenir. Bir de baktı ki adam hakikaten deccal çıktı, dünyaya hakim oldu ve dünyanın % 99'unu dinsiz yaptı ve Mehdi (a.s.)'nin bütün alametleri çıktı, teker teker. Daha önce saydığımız, Fırat'ın suyunun kesilmesi, Ramazan ayında Ay ve Güneş tutulmaları ve diğer alametler. O zaman ciddi bir panik meydana geldi, çok acayip şaşırdılar. Nur talebelerinin bir kısmı da Bediüzzaman ve Risale-i Nur Külliyatı’yla ilgili bir sistem kurmuşlardı. Yani çok rahat bir sistem, riski de yok, nefse de hoş gelen bir sistem. Kırmızı Risale-i Nur Külliyatı bulunan bir ev oluşturacaksın, yer halı olacak, içeride bir çay düzeni olacak, otuz-kırk tane de bardak olacak altlığıyla beraber, kaşıkla beraber, biraz da şeker; Risale-i Nur Külliyatı’nın bir yerini açacaksın, gayet sakin, uhrevi bir sesle yavaş yavaş okuyacaksın. Hiçbir riski yok. Evlenmene mani değil, Avrupa'ya gitmene, gezmene mani değil, tatiline mani değil, hiçbir şeye. Tahsil yapmana mani değil, ticaretle ilgili faaliyetler yaparsın ve hiçbir riskin içine gireceğin bir durum da yok; hapse de düşmezsin, olay da çıkmaz, hiç bir şey olmaz. Yorulmazsın, uykusuz kalmazsın. Gayet kolay bir sistem. Ve Bediüzzaman'ın kahramanlıklarını anlatırsın, böyle menkıbe. Mesela elini yüzüne koyuyor, “vay, Allah’ım ne kadar kahraman insanmış Bediüzzaman” diyor, hayretler içinde kalıyor. Halbuki Müslümanlar en az o modelde olmakla mükelleftir. Bediüzzaman modelinde olmakla mükelleftir. Böyle hikaye dinler gibi onları dinlemekle mükellef değildir. Sahabelerin kahramanlıklarını yine hikaye dinler gibi dinliyorlardı. Bir de baktılar ki Bediüzzaman'ın dedikleri de doğru, Mehdi (a.s.)’yle ilgili sözleri.
Aslında bakın göreceksiniz. Bir çok alim denilen, Risale-i Nur uzmanı denilen kişiler, “Bu Bediüzzaman'ın bir temennisiydi” diyor, Mehdi (a.s.) konusu, “Mehdi (a.s.) diye bir şey zaten yok” diyor. “O bir temenni, Hz. İsa (a.s.)'nın inişi de, o da bir temenniydi” diyor. Yani inse şöyle güzel olurdu gibisinden. Müthiş bir iman zaafı ve müthiş bir itikat bozukluğu var, inanç bozukluğu var. Olay ondan kaynaklanıyor. Mehdiyetin gerçek olduğunu anladılar, panik oldular, bu sefer Mehdi (a.s.)'nin makamını düşürmenin peşine düştüler. Mesela; “Bediüzzaman'ın yanında Mehdi (a.s.) nedir? Bediüzzaman'ın tozu bile olmaz o. Herhangi bir talebesidir Mehdi (a.s.). Risale-i Nur'u alıp okuyacak, onu; siyasete atılacak, siyasette uygulamaya çalışacak. Dolayısıyla siyaset Mehdisidir, hiçbir önemi de yoktur, önemi olmadığı için de anlatmamıza gerek yoktur. Konuşmaya dahi gerek yok. Çünkü asıl Mehdi (a.s.) de çıkmıştır. O siyaset Mehdisidir, saltanat Mehdisidir. O da temennisidir Bediüzzaman'ın. Çıkarsa çıkar, çıkmazsa çıkmaz denmiştir” diye şeytani bir çılgınlıkla Mehdiyeti örtbas etmek istiyorlar. Yani yoğun bir faaliyet var. Biz de buna karşı yoğun bir atakla, geceli-gündüzlü doğruyu anlatıyoruz. Alenen, milletin gözünün içine baka baka bu büyük gerçek insanların gözünden kaçırılmaya çalışılıyor. Bir kere Kıyametin yakın olması ve Bediüzzaman'ın verdiği tarih doğru. Allah-u alem doğru. Mehdi (a.s.)’nin çıkmasıyla ilgili sözü doğru, Hz. İsa Mesih (a.s.)’in inişiyle ilgili sözü, ikisi de doğru. Mehdi (a.s.)'yle ilgili alametler alenen çıktı. Bir tanesi, iki tanesi de çıkabilirdi, hepsi çıktı...
Makaleler
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler