Adnan Oktar`ın 12 Aralık 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bu benim iltifatlarım sevgisiz olanlara da güzel örnek olmuş oluyor. Kemik kafalı, odun kafalı olanlara bir darbe. Çünkü hayatlarında ağızlarına sevgiyi almayan adamlar, muhabbeti almayan insanlar. Nasıl o soğuk ifadeyi verebiliyorlar yüzlerine, o kemik kafayı nasıl elde edebiliyorlar, ben anlayamıyorum. İnsan yanar, nasıl yaşıyor insanlar. Kravatı ümüğüne kadar oturtturmuş, kravat giymesine bir şey demiyorum, kravat güzel bir şey de yani sicim gibi, tam yassı odun kafa mantığı. Ne bir sevgi ruhunda ne bir şefkat ne bir merhamet. Mesela bazen genç kızlarla konuşuyorlar, sohbet ediyorlar, yüzünde sığır ifadesi var, bomboş. Sanki karşısında Allah’ın güzel bir tecellisi yok, karşısında sevilecek insan yok. Ne bir nezaket ne bir iltifat ne gönül alınacak bir söz tam kazıklaşmış bir ruh. Tam kazık kafa, odun kafa. Halbuki Müslüman’ın ruhu Allah coşkusuyla adeta sarhoş haldedir. Allah aşkıyla insan yerinde duramaz, müthiş bir muhabbet duyar. Şimdi böyle taş kafalı ayılara bunu anlattığımızda, homur homur ayı gibi homurdanmaya başlıyorlar. “Niye böyle iltifat ediyorsun, niye böyle söylüyorsun?” Ben de sana şaşıyorum, senin öküzlüğüne şaşıyorum. Sen bana şaşıyorsun, ben de senin öküzlüğüne şaşıyorum. Bir insan böyle nasıl öküz gibi olabilir, ben onu kavrayamıyorum. Nasıl bir ruhtur ve sen o ruhla nasıl yaşabiliyorsun, bu kütük kafayla nasıl hayatını devam ettirebiliyorsun? İnsan yanar kavrulur o sevgisizlikle, o muhabbetsizlikle. Gerici, bağnaz, öküz sistemde insan sevgisi yoktur. Gülmek yoktur, neşe yoktur, sevinç yoktur. Fitne fücur vardır, üçkağıtçılık vardır. Gizlice ahlaksızlık yapmak vardır ve dünyayı kapkara hale getirmek vardır. Onun için örümcek kafa derler ya, örümcek kafa, hakikaten tam yerinde bir ifadedir bu. Mesela karanlık derler ya hakikaten karanlık adamlardır, karanlığı getirmek isteyen insanlardır. Müslüman nuru ve ışığı getirir. Aydınlığı, ferahlığı ve güzelliği getirir. Onun için şu an bağnazlarla ve yobazlarla boğuşmamızın kökeni bu. Karanlıkla aydınlığın bir boğuşması var. Onların o pis dünyasını dağıttığım ve parçaladığım için böyle böğürüyorlar. Çünkü bunlar yarasa gibi karanlık dehlizlerde saklanan, karanlık pis bir dünyaları vardı. Bunlar ışığı görünce yanmaya başladılar, sıkıldılar bunlar, bunaldı. Delil de bulamıyorlar bana karşı, açıklama da getiremiyorlar, sadece böğürüyorlar. Hiçbir şey yapamadıklarını göreceksiniz, Allah’ın izniyle. Adam olacaklar, inşaAllah. Bak dikkat ettiysen birer ikişer başladılar adam olmaya, inşaAllah. Çünkü ben bayağı samimiyim, Allah’tan başka da kimseden korkmam, gayet de candanım. Mesela o üç kağıtçılarda olsa kalbi bambaşka oluyor, üslubu bambaşka oluyor. Benim kalbim ne ise dışa vuran da odur. Ben deli doluyum, Allah aşkıyla deli olan bir insanım. Ruhum da çok coşkulu, içimden ne geçiyorsa candan fikirlerim, doğru fikirlerim neyse onları şakır şakır söylerim. Kimseden de çekinmem ve devam edeceğiz, inşaAllah. Sevgisizliği insanlara öğrettiler, dünyayı kapkaranlık hale getirdiler. Önce sanatı aldılar, bilimi aldılar ve sevgiyi aldılar. Dünyayı Cehenneme çevirdi bağnazlık. Biz dünyaya yeniden hem sevgiyi hem bilimi hem muhabbeti hem sanatı hepsini geri vereceğiz, inşaAllah, Allah’ın dilemesiyle, Mehdi(a.s.) talebeleri olarak. Çırpındıkça batıyorlar, battıkça da biz fikren üstlerine gideceğiz, inşaAllah...
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler