Adnan Oktar`ın 12 Aralık 2010 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR:... O zamanın yobazları ne diyor; “Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” Yani dikkati çeken topluluk siz olun. Çünkü Mehdi (a.s.) varsa adamın hem mürşidi, hem topluluğu eski süksesini kaybetmiş olacak, onun görüşüne göre. Çünkü her Müslümanların bir kısmında bayağı bir enaniyet ve büyüklük hissi var. “Benim mürşidim en büyüktür, bizim topluluğumuz en büyüktür” diyor. Şimdi Mehdi (a.s.) çıkınca ne olacak? Mehdi (a.s.) ve talebeleri çıkınca onu en büyük olarak görecek, talebelerini en büyük görecek, kendisi ikinci planda olacak. Bunu kaldıramadığı için, bak ne diyor? “Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."” Demek ki bundan kurtulmak için bunu söyleyecekler. Bediüzzaman’a da akıl hastası dediler biliyorsunuz o zamanlar, yani meczup dediler, akıl hastası dediler. Ahir zamanda demek ki ulemaya, alimlere bu tarz iftiralar atılacak, bu tip sözler söylenecek. Ve Mehdi (a.s.)’ye ve talebelerine karşı bir hasetlik ve kıskançlıktan kaynaklanan topluluklar ve onların liderlerinden oluşan organize karşı koymalar olacak. Buna işaret ediyor Kuran. “Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.” Siz sadece dikkati çeken kişiler olun, siz en çok önde olan olun. Yani asrın en büyük alimi sen ol, en büyük müceddidi siz olun; en büyük önde gelen topluluğu, en seçkin topluluğu siz olun. Yani kurtuluşa ermiş topluluk siz olun. “Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." Yani mükemmel, samimi bir topluluk olursunuz. Yani diyor mesela; “bu cemaat üstüne cemaat yok” diyor. “Kurtuluşa eren cemaat” diyor. “İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u."” Demek ki Mehdi (a.s)’yi de öldürmeye çalışacaklar. Bütün Peygamberleri şehit etmeye çalıştılar, Mehdi (a.s.)’yi de şehit etmeye çalışacakları anlaşılıyor Kuran’ın anlatımından. “Onu kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın.” Yani “öyle bir yere atın ki” diyor, “öldürülme ihtimali de olsun veyahut onu etkisiz hale getirecek bir sistem olsun.” Mesela bir insanı bir insan öldürmeye cesaret edemiyorsa, ne yapıyor bazen? Onu rahatça öldürebilecekleri bir yere bırakıyorlar, rahatça öldürülebilecek bir yere. Böylece eğer öldürülürse veyahut şehit edilirse diyecekler ki; “ben öyle bir şey kast etmedim. Ama o orada, o adamlar tarafından öldürülmüş yahut şehit edilmiş, benim bir bilgim yok” denilecek. Kuran böyle kalleşliklerin yapılacağına da işaret ediyor. “"Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz."”Demek ki Ahir zamanda üçkağıtçı, sahtekar Hocalar çıkacak. Bak, burada mesela yalan söylüyorlar açıkça. Taktik yapacaklar, oyun oynayacaklar, kurtarıyoruz gibi gösterip alçakça tuzağa düşürmeye çalışacaklar. Kuran buna işaret ediyor. “Onu yarın bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz.” Yani gören de çok dürüst, efendi, koruyucu zannediyor ama değil. Kalleş, öldürücü ve yıkıcı. Böyle insanların türeyeceğini işaret ediyor Kuran.“Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken onu kurdun yemesinden korkuyorum."” Şimdi burada iki tane Peygamber zellesi var. Bir kere üzülme haramdır, Peygamber üzülmez, bu bir zelledir, Peygamber zellesidir. İkincisi; zaaf bildirilmez. Yani bir topluluğun, bir cemaatin veyahut bir şahsın zayıf yönünü bildirildiğinde adamlar gelir oradan vurmaya kalkarlar, bildirilmez. İki tane zelle var. “Onu kurdun yemesinden korkuyorum.” Bak, adamların aklına düşürmüş oluyor, fikir vermiş oluyor. “Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz."” Yani kendilerince taktik yapıyorlar. “Kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan (aciz) kimseler oluruz.” Garanti veriyorlar, yani demek ki bir üçkağıtçının verdiği bir garantiye güvenmemek gerekiyor. Yani Mehdi (a.s.) devrinde de mesela Mehdi (a.s.) karşıtı hareketlerde de böyle sinsi oluşumlar olacaktır. Buna karşı Müslüman tetikte ve çok uyanık olacak.“"Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin."” Ahir zamanda işte Mehdi (a.s.) karşıtı hareketin ne kadar aptalca, ne kadar avanakça, sahtekarca yalanlar söyleyeceğini ve halkı aldatmak için böyle abudik-gubidik yapacağını, üç kağıtçılık yapacağına Kuran işaret etmiş oluyor. Ve buna karşı çok uyanık olacak Müslüman. Demek ki yalancılık yayılacak, üçkağıtçılık yayılacak. Bir kısım alimler, Hocalar insanların gözünün içine baka baka, alenen ve açıkça yalan söyleyecekler. Çünkü bu çok acemice ve aptalca bir yalan görünüyor bu. Bak, “biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş.” Mesela bu hem cinayete teşebbüs var, hem zulüm var, hem yalan var. Müslüman bunu yapmaz. Fısk içindeler. İnşaAllah Allah affetmiştir sonra.“Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize inanacak değilsin.” Demek ki Müslüman her lafa hemen inanmaz. Bak onlar da biliyorlar, onlar da kendi zaaflarını ortaya koyuyorlar. Bak, “doğruyu söyleyecek olsak bile sen bize inanacak değilsin.” Bunu söyledi mi bir insan tamamdır, değil mi? Allah onu uyarmış oluyor, Peygamberi. Yani yalan söyleyeceklerine dair bir alamet olmuş oluyor, onların verdiği zaaf da bu. “Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler.” Demek ki dalalete düşen, böyle sahtekar insanlar, bu tip sahte deliller de oluşturabilecekler. Yani Mehdiyet’e karşı sahte deliller, oyunlar. Yani Mehdiyet’i çökertmek için hakikati bozabilecekler. Mesela hak olan delilleri yok edebilecekler.“"Hayır" dedi. "Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır."” Müslüman’ın özelliği zaten sabretmek. Sabır özelliklerinden bir tanesidir Müslüman’ın. Bak, “Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı,” düzüp uydurma, şimdi de bak, asrımızda münafıkların, yobazların, üçkağıtçı Hocaların sürekli yalan uydurdukları, düzmecelerle ortaya çıktıklarını görüyoruz. Ayet ne diyor?“Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı,” uydurmacılık yayılacak demek ki, “karşı (Kendisi'nden) yardım istenecek olan Allah'tır."” “Allah’tan ben yardım isteyeceğim” diyor. “Bir yolcu-kafilesi geldi, sucularını (kuyuya su almak için) gönderdiler. O da kovasını sarkıttı.” Kova burcuna işaret. Ayrıca o sucularda da bir işaret var tabii. Kafilede de ayrı bir işaret var.“"Hey müjde...” Biz ne yapıyoruz? Mehdi (a.s.)’yi müjdeliyoruz. Bak, “Hey müjde... "Bu bir çocuk."” İşte bu Mehdi (a.s.)’nin müjdesi. “Hey müjde,” bak Mehdi (a.s.)’yi müjdelemenin önemi. Peygamberimiz (s.a.v.) ne diyor? “Mehdi (a.s.)’yle müjdelenin.” Biz ne yapıyoruz? Mehdi (a.s.)’yi müjdeliyoruz. Burada ne diyor? “Hey müjde... "Bu bir çocuk."” Yani Mehdi (a.s.)’nin müjdelenmesine açıkça işaret eden bir ayet. “Başlangıçta onu pek önemsemediler” diyor bak.“Onu ucuz bir fiyata, sayısı belli (birkaç) dirheme sattılar.Onu pek önemsemediler.” Mehdi (a.s.) de başlangıçta hiç önemsenmeyecek. “Kendi kendine konuşuyor işte, kendi kendine çıkıyor” falan, “Ehl-i Sünnet harici, din harici, İslam harici bir adam, dolayısıyla da hiç kale almaya gerek yok” diyecekler. Bu Mehdi (a.s.)’nin Allah tarafından perdelenmesidir. “Böylelikle Biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık.” Mehdi (a.s.) ne yapacak? Yeryüzünde hakim olacak. “Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik.” Mehdi (a.s.) ne yapacak? Çok güzel bir yorum kabiliyetine sahip olacak. Yani ayetleri ve hadisleri çok güzel yorumlayacak. Ona işaret ediyor.“Allah, emrinde galib olandır.” 2014, ayet. Bak, bu cümle; “Allah, emrinde galib olandır.” Allah galiptir, Allah galip olacak, Allah taraftarları, Allah hizbi galip olacak. 2014 tarihini veriyor. “Ancak insanların çoğu bilmezler” diyor. Ahir zamanda da şimdi Mehdi (a.s.)’nin dünyaya hakim olacağını çok az insan biliyor.İki, iki,yirmi iki. “Erginlik çağına erişince,” mesela bak ayeti çok manidar, yirmi iki; iki, iki. “Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.” Ledün ilmi ve vehbi ilim. Demek ki Mehdi (a.s.)’nin şahsi kabiliyeti, şahsi aklı değil. Nasıl? Doğrudan Allah’ın ilkasıyla, an an Allah’ın akıl vermesi ile Mehdiyet mevzu bahis oluyor. Yoksa Mehdi (a.s.) zaten akıllı insandır, kendi telif eder diye bir konu yok. Her şeyini konuşturan Allah’tır Mehdi (a.s.)’nin. Her hareketini meydana getiren Allah’tır...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler