Adnan Oktar`ın 22 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Hocam, E.Ö. yaşlanmakla ilgili korkularını anlattığı bir yazı yazmış.
ADNAN OKTAR:Yine?
ALTUĞ BERKER: Bundan iki gün evvel yazmış, evet. Yazıda; altmış yaşında olduğu halde oldukça dinç olduğunu, ancak yine de yaşlanmayı hazmedemediğini, kendisini çocuk ruhlu olarak gördüğünü yazmış. Yaşlanmaya kafa tutmak, diklenmek ve karşı koymak gerektiğini, yaşlılığı kabullenmenin ölüme ilk adım olduğunu ve karizmasını bozduğunu söylemiş. Ayrıca Allah’ın kendisine çok güzel bir hayat yaşattığını, ancak onun da Allah ile manevi dünyasında tek başına konuşup, şükrederek Allah’ın verdiklerinin karşılığını ödediğini yazmış.
ADNAN OKTAR:Özetle, adam “ben dünyaya aşığım” diyor. “Ahireti de düşünmediğim için ızdırap içerisindeyim, matem içindeyim” diyor, “gidiş vakti yaklaştı, ne yapacağım?” diyor. “Gemi sahile yaklaştı” diyor, onu anlatıyor. Halbuki Müslüman için Allah’a kavuşmak çok büyük bir nimettir. Sonsuz hayatı asıl Müslüman özler. Derinlik kazanır, Allah’a yakın olmak için gayret eder. Düşündükçe Allah ona Kendini gösterir; güzelliklerini, harikalarını. Harikalarını gösterdikçe aklı, beyni açılır. Daha çok şeyleri idrak etmeye başlar, görmeye başlar. Onları gördükçe daha şevki artar, heyecanı artar, yakini artar. Daha çok derinlikleri gösterir. Allah durduk yere iman vermez. Mutlaka şahsın candan, samimi, ısrarlı talebi olması lazım. Çünkü iman çok büyük lükstür. Öyle herkesin istediği gibi alacağı, elde edeceği bir şey değildir. Mühim bir lüks olduğu için, mühim konsantrasyon gerekir. Çok iyi bir vicdan gerekir, çok iyi bir samimiyet gerekir ve dostu asla bırakmamak, Allah’ı asla bırakmamak gerekir. Bazı insanlar “Allah’ı düşünürken tarafsız düşünüyorum” diyor. Dehşet verici bir şey bu. Tarafsız düşündün mü sevgini, şefkatini, muhabbetini kalbinde öldürdün demektir. Allah’a karşı sevgiyle yaklaşılır, kullarına karşı şefkatle yaklaşılır. Dolayısıyla Müslüman bir an dahi tarafsız düşünme gafletine düşmez. O çok vahimdir. Diyor ki; “ben onu da okuyorum, bunu da okuyorum.” Sen dostça hep Allah’tan yana düşün, bak nasıl yollar sana açılıyor, nasıl güzel kavrıyorsun. İkili düşünme oldu mu, yani hem olumlu, hem olumsuz, beyin hasta olur. Kafasını taşlara vurur, çok ızdırap çeker, çok yanlış olur. Allah bizi böyle yaratmadı, rahatça derin düşünecek şekilde yarattı. Eğer biz samimi olursak O bize Kendini gösterecek gibi yaratmıştır bizi. Biz sadece samimi olup, ısrarlı, kararlı olup Allah’tan yana olmakla mükellefiz. Öyle olunca sürekli yolunu açar ve kul onu görür. Yani sürekli yolun açıldığını görür. Ama sabretmesi gerekir. Adamda sabır yoksa olmaz. Mutlaka sabır, samimiyet ve vicdan ve candanlıkla hep Allah’tan yana, tavrını Allah’tan yana koyarak. İnsan çocuğunu bırakıyor mu, bir şey olsa bile? Çocuğu suç işliyor, yine bırakmıyor çocuğunu. Kendine bir şey yapıyor, yine bırakmıyor. Bilmem ne yapıyor, yine bırakmıyor. Allah bırakılmaz. Adamlar en ufak çıkarıyla çatıştı mı haşa Allah’ı bırakıyorlar. Allah da onları dalalete düşürüyor. Olmaz. Madem her şeyin yaratıcısı olan Allah’a karşı içinde bir sevgi var. O sevgi hiçbir şekilde bırakılmaz.
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler