Adnan Oktar`ın 19 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bediüzzaman, Tur Suresi 42. ayette münafıkları açıklıyor. Çok şahanedir Bediüzzaman’ın tefsiri; çok detaylı, çok akıllı, girift tarafları çok şahane vurgulayan bir üslubu vardır. Şeytandan Allah’a sığınıyorum. Tur Suresi, 42; “Yoksa sana bir tuzak mı kurmak istiyorlar?”Demek ki Müslümanlara tuzak kurmak için küfür her an tetikte ve ataktadır. “Fakat o kafirler, o alçaklar, tuzağa düşecek olanların ta kendileridir.” Ne yapmak istiyor? Müslümanları dağıtmak, birlikteliğini bozmak. Mesela Hz. Mehdi (a.s)’ın cemaatini düşünelim. Onu bozmak, onu kamuoyunda zor duruma düşürmek, itibarını sarsmak için münafıklar vargüçleriyle gayret edecekler. Ama Cenab-ı Allah diyor ki; “yoksa sana bir tuzak mı kurmak istiyorlar?” “Seni dağıtmak, gücünü kırmak, etkisiz hale getirmek mi istiyorlar?” “Fakat o kafirler, o alçaklar “tuzağa düşecek olanların ta kendileridir”. Allah “kendi tuzaklarını kendi başlarına çevireceğim” diyor. Bak, Bediüzzaman şimdi açıklıyor. “Veyahut fıtratları bozulmuş, vicdanları çürümüş,” bak; “fıtratları bozulmuş,” insani fıtratını kaybetmiş; “vicdanları çürümüş,” böyle tam satılmış kahpe; “vicdanları çürümüş şarlatan,” bu Bediüzzaman’ın bir kerameti, bak; “şarlatan münafıklar,” demek ki şarlatanlık yapıyor. Çıkıyor orada, burada; hokkabazlık, soytarılık, üçkağıtçılık, yalancılık, düzenbazlık, şarlatanlık… “Şarlatan münafıklar, hilekar dinsizler gibi, ellerine geçmeyen hidâyetten halkları aldatıp çevirmek, hile edip döndürmek mi istiyorlar ki, sana karşı kâh kâhin, kâh mecnun, kâh sihirbaz deyip, kendileri dahi inanmadıkları halde başkalarını inandırmak mı istiyorlar?” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’e yapılan iftiraları anlatıyor. Mehdiyet’e bakan yönüyle, asrımıza bakan şekliyle yorumlarsak; “hilekar dinsizler gibi, ellerine geçmeyen hidayetten halkları aldatıp çevirmek, hile edip döndürmek mi istiyorlar?” “Çünkü bunlar gizli dinsiz” diyor Bediüzzaman. Şarlatan, sahtekar, gizli dinsiz. Onun için nefret ediyor Müslümanlardan. Müslümanları bölmek istiyor. Allah diyenlere karşı içinde kin var. Alevisine, Şiisine, Vehhabisine, hepsine karşı içinde birnefret oluyor. “Lailahe illAllah Muhammeden Resulullah” demesi onun coşkusunu artırmıyor. Bilakis nefretini artırıyor. Eline geçmiş bir fırsat olarak görüp, Müslümanları yok etmek için azgın bir dil kullanıyor. “Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp hilelerinden, inkarlarından etkilenmiş olarak gevşeklik gösterme”. “Böyle hilebaz şarlatanları” hileci, yalancı, üç kağıtçı, “şarlatanları insan sayıp hilelerinden, inkarlarından etkilenmiş olarak gevşeklik gösterme. Belki daha ziyade gayret et.” Böyle bir şey gördü mü bir Müslüman, istinasız olarak, tavizsiz olarak daha fazla gayret eder, inşaAllah. Hilebaz, şarlatan ne yapar? Kendine benzetmeye çalışacaktır Müslümanı. Ne yapacak? Hidayetten mahrum kendisi, hidayetten mahrum etmek için ne yapacak? Şimdi dese ki, dinsiz olduğunu açıklasa, tabii kaale alınmaz. Müslüman olduğunu açıklarsa, ondan da bir şey yapamaz. Ne diyecek? Ben senden daha yüksek Müslümanım; daha bilgili, daha takva, daha üstün Müslümanım. Takva olması için ne yapmalı? Kuran’la çıksa bunu diyemiyor. Çünkü Kuran’da; “bütün Müslümanlar eşit konumda” diyor. Hükümler aynı, herkese aynı hükmü uygulayacak. O zaman diyor ki; “ben Kuran’a inanıyorum ama senin bir eksiğin var” diyor, “sen hurafeye inanıyorsun. Ben senden hurafe yönünden üstünüm” diyor. “Daha takvayım” diyor. Bak “bende ne hurafeler, ne helaller, ne haramlar var” diyor. “Benim helallerim ve haramlarım, senin helal ve haramlarınla uyuşmuyor” diyor. “Ben gerçek dini temsil ediyorum, sen sahtesin” diyor Müslümana. “Benim oluşturduğum dini sen yaşayamazsın” diyor. “Ben, o kadar karmaşık, o kadar ilaveli, hurafelerle karmakarışık hale getirilmiş bir din yaşıyorum” diyor. “Böyle hilebaz şarlatanları insan sayıp hilelerinden, inkarlarından etkilenmiş olarak gevşeklik gösterme.” Çünkü bunlar hep Ehl-i Sünnet iddiasıyla, titizlik iddiasıyla, takva iddiasıyla ortaya çıktığı için Müslümanlara muazzam bir baskı kurabilirler ve etkilenebilirler. Ki Bediüzzaman’a öyle yaptılar. Bediüzzaman’a Ehl-i Sünnet konusunda; “yirmi konuda, otuz konuda, kırk konuda Ehl-i Sünnet’e uygun değil” dediler, o zamanın bazı sahtekar alimleri, bazı üçkağıtçı alimleri. Ve küfürle ittifak ettiler Bediüzzaman’a karşı. Küfürle iş birliği yaptılar ve onu çok zor duruma sokmaya kalktılar. Bediüzzaman anlatımında aynı zamanda onlara da işaret ediyor. “Çünkü onlar kendi nefislerine hile ederler, kendilerine zarar ederler. Ve onların kötülükleri, başarıları geçicidir.” Müslümanı mesela ihbar eder. Tutuklattırabilir, hapse attırabilir veyahut kamuoyunda yanlış bir imaj verdirtmeye çalışabilir kendince ama “onların kötülükleri ve başarıları geçicidir ve istidrâcdır.” Yani “onlar onu keramet gibi görebilirler ama kafirde olan başarıdır o” diyor. Yani istidrac gösterirler. “Bir mekr-i İlâhîdir (onların hilelerine karşılık Allah’ın düzeni, oyunudur).” “Allah’ın mekridir” diyor. Allah’ın onlara karşı bir düzenidir, inşaAllah. Yani yaptıkları oyun. Ve “Allah ayaklarına dolandıracak” diyor, inşaAllah...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler