Adnan Oktar`ın 19 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri röportajından
ADNAN OKTAR: ...Anlat, münafıkların kafasına tokmağı indir, manevi tokmağı, inşaAllah.
ERDEM ERTÜZÜN:İnşaAllah hocam. Hocam, Nisa Suresi’nin 88. ve 89. Ayeti, kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım; “Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye? Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın. Onlar, kendilerinin inkara sapmaları gibi sizin de inkara sapmanızı istediler. Böylelikle bir olacaktınız. Öyleyse Allah yolunda hicret edinceye kadar onlardan veliler (dostlar) edinmeyin.”
ADNAN OKTAR:Şerh et biraz.
ERDEM ERTÜZÜN:İnşaAllah. Mümin topluluğunun içinden münafıklar ayrıldıktan sonra, yanlarına müminleri çekmeye çalışıyorlar hocam. Bunlar akrabaları da olabilir Hocam. Çekmeye çalışıyorlar, çeşitli kuruntularla vesvese sokmaya çalışarak. O yüzden müminin çok imanlı olması, onlarla muhatap olmaması lazım Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Böyle domuz pisliği gibi kokar onlar. Onlardan uzak durmak lazım, üzerine sıçrar insanın. Pislik gördü mü insan nasıl kaçar. Domuz pisliği gibidir onlar. Onlar böyle bez sarılmış domuz pisliği gibidir. Kafasına biz bez sarar. İşte “ben şöyle takvayım, böyle takvayım.” Eline de tespih alır, çok dikkatli olmak lazım. Hurafe bataklığından alır o bataklıkları kafasına sürer. Kuran’ı sorarsın, münafık Kuran’dan nefret eder. Kuran’ı asla kabul etmez ve haşa Kuran’ı yetersiz görür. Kuran’ın anlattığı din onun için şirk, bambaşka bir dindir. Yani dinsizliktir. Kuran’ın anlattığı dini, dinsizlik olarak kabul eder. Şirk dinini esas din olarak kabul eder. İnandığından mı yok. Sırf pislik olsun. Sırf ahlaksızlık olsun. Çünkü o bataklığa Müslümanları çektin mi, orada boğulacaklarını bilir. Çünkü şirk dininin yaşanamayacağını o biliyor. Çünkü o dinde, şirk dininde; gülmek yasak, konuşmak yasak. Böyle dini anlatamazsın, konuşamazsın. Sandalyede de oturamazsın, sandalyede de oturamazsın. Her şey yasaktır. Yiyecekler yasak, içecekler yasak. Ne serbest? Ağlamak serbest, üzülmek serbest, açlıktan sürünmek serbest, leş gibi kıyafetle gezmek serbest. Bunlar güzel, münafıklığa göre. Ümmeti içten boğmak için şeytanın bir oyunu. Osmanlıya yaptıkları oyunu yeni dirilen gençliğe yapmaya çalışıyorlar. Osmanlıyı yıkan zihniyeti buraya getirmeye çalışıyorlar. Hem Darwinizmi körükleyerek, hem yobazlığı körükleyerek ve azılı yobazları, en pislik adamları ön plana çıkararak. Mesela biliyor onun ahlaksız olduğunu, kadın satıcısı olduğunu da biliyor. Karanlık işler çevirdiğini de biliyor. Uyuşturucu mafyası ile iç içe olduğunu da biliyor. Her türlü pisliği biliyor. Ama bakıyor ki dini çökertecek bir münafık, üçkağıtçı, kaçırılmaz adam için fırsat olarak, onu ön plana çıkarıyorlar. Neresine giderseniz gidin İslam aleminin, bunu görürsünüz. Yani karanlık mihraklar, pislik mihraklar, nerde üçkağıtçı yobaz varsa onu ön plana çıkarırlar, dünyası karanlık kendi karanlık ve pislik. Etrafında da münafıklardan bir hale olur. Münafıklar da bunlara böyle domuz pisliği gibi yapışır. Domuzun pisliği üzerine yapışır böyle gezer ya, onlar da domuzun pisliği gibi ona yapışır, onunla beraber gezerler. Azdırlar ama pis kokarlar. Biz bu gürbüz nesli, bu aydın nesli; ne münafıkların, ne komünistlerin, ne PKK’nın eline vermeyiz. Ellerini ilimle, bilimle kıracağız. Allah kırıyor zaten görüyorsunuz, inşaAllah...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler