Adnan Oktar`ın 10 Aralık 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Said Nursi Hazretlerinden, Risale-i Nur’dan çok sayıda örnekler veriyorsunuz. Said Nursi Hazretlerinin ahir zaman hakkındaki düşüncelerini biliyorsunuz” diyor. “Hepimiz biliyoruz, sizin bu konudaki görüşünüz nedir” diyor. “Samimi bir açıklama yaparsanız memnun kalırım.” Aleyküm selam ve rahmetullahi ve berekatühü. Samimi açıklama, samimi olmayan açıklama. Benim açıklamalarım zaten samimi, samimi olur yani inşaAllah. Şimdi bana bu konuda o kadar çok soru geliyor ki, yani Erhan Akata kardeş, senin tarzında. Ama sen kendi sorunun cevabının kendi yazının içinde vermişsin. Sana şöyle cevap vereyim o zaman bak, Kuran’dan cevap vereyim. Ama bir tek sen değil, yüzlerce kişinin de cevabı olmuş olur. Erhan kardeşim dikkatlice dinle beni, Almanya’daki kardeşler de, Avusturya’daki arkadaşlar da orada da çok bu tarzda yazılar geliyor, sorular geliyor.
Kehf Suresi, 65,bakın; “Derken” diyor Cenab-ı Allah, şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Katımız’dan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. Musa ona dedi ki; “Doğru yol (rüşd) olarak sana öğretilenden bana öğretmen için sana tabi olabilir miyim?” Şimdi kardeşimiz bana ne diyor? Hocam, sizin doğru olarak öğrendiğiniz bilgilerden, bana öğretmeniz için size tabi olabilir miyim, bana bilgi verebilir misiniz, yani bana samimi olarak bu konuları aktarabilir misiniz diyor. “Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin.” Şimdi ben de ona diyorum ki; sen benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin. “Dedi ki: “Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin. (Böyleyken) “Özünü kavramaya” bakın “özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” Ben de ona diyorum ki kardeşime; “özünü kavramaya kuşatıcı olmadığın şeye nasıl sabredebilirsin?” “(Musa) “İnşaAllah, beni sabreden bulacaksın. Hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim” dedi. Dedi ki: “Eğer bana uyacak olursan, hiçbir şey hakkında bana soru sorma.” Ben de Erhan’a bunu diyorum. “Ben sana öğütle söz edip”, öğütle anlatıp, bu konuları açıklayıncaya kadar, yani Kuran’da da; “sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar” diyor. “Böylece ikisi yola koyuldular. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deldi.” Neyle deliyor? Çekiçle. Masonlarda da çekiç biliyorsunuz bir semboldür. Çekiçle, kayayı da yontuyorlar, çekiç çok önemlidir, masonluğun sembolüdür inşaAllah. “(Musa) Dedi ki: “İçindekileri batırmak için mi onu deldin? Andolsun sen, şaşırtıcı iş yaptın.” Şimdi bana kardeşim ne diyor? Hocam diyor, “sen şaşırtıcı bir söz söyledin.” Değil mi? Ben de diyorum ki; Ledünidir, batınidir, zahir gözüyle bakma diyorum. Sana diyoruz, İbrahim kıssasını örnek veriyorum. Bediüzzaman da Ledün ilmi ile hareket eden bir insandır, batın ilmiyle hareket eden insandır. Değil mi? Ben dünya çapında mücadele yürütüyorum. Tabi ki batini ve ledüni bir yönüm olacak. Değil mi? Hikmet gözüyle bakan, hemen anlar ve çözer. Sen Erhan çok yüzeysel baktığın için göremiyorsun. Yoksa ben o kadar açık anlatıyorum ki. Kardeşim bir kere Mehdi (a.s.) varsa, zaten deccal ve süfyan vardır. Yani Mehdi (a.s.) niçin gelsin o zaman değil mi? Ben Mehdi (a.s.) geldi dediğime göre, süfyanı boğuyor demektir şu an, altına almış boğuyor şu an. Süfyanı böğürttürüyor, dana gibi böğürttürüyor şu an. Süfyan nedir? Şeytanlıktır, deccaliyettir, Darwinizm’dir ve materyalizmdir. Diyorsun ki; “sen bunu temsil eden şahsı göster.” Hafız Esad işte. Şam’da, şekli şemali de uyuyor. Ne yaptı bu? Camileri yıktırdı, Müslümanları mahvetti, Allah demeyi yasakladı, Suriye’de bütün tekkeleri kapattırdı. Ve onun etkisinde kalan Saddam ne yaptı? Her yeri batakhaneye çevirdi ve her yere komünist partisinin bürolarını kurdurdu, her yeri dinsiz imansız yaptı ve kitle halinde Müslümanları katletti, şehit etti.İşte bunun adına süfyaniyet denir. Allah süfyanları tepeledi, şu an Mehdiyet gürül gürül faaliyetini yapıyor. Süfyan ilk çıktığında yenilemez. Yani süfyan gürül gürül faaliyetini yapar. O andaki Mehdilerin onu yenmesi mümkün değildir. Yani süfyanın devrindeki Mehdilerin süfyanı yenmesi mümkün değildir. O zaman o süfyanlığını yapamaz zaten. O yüzden onu yenemediler, Süfyanı yenemediler o devrin alimleri, o devrin Mehdileri yenemediler. Bilakis o onları ezdi. Kendi kafasına göre ezdi. Bediüzzaman da süfyanı Mehdi (a.s.)’a bıraktı kafasının ezilmesini, parçalanmasını. Ne diyor; “Fen ve felsefenin tasallutuyla, maddiyun ve tabiyyun tağunu beşer içinde intişar etmesiyle, her şeyden evvel” diyor, “felsefeyi tam susturacak tarzda imanı kurtarmaktır.” Bak süfyaniyeti ne kadar kısa ve öz tarif ediyor Bediüzzaman. Mehdi (a.s.)’ın karşıt olduğu ana düşüncenin adı süfyaniyettir ve münafıkane sistem. Karmaşık bir şey yok bunda. Mehdi (a.s.) şu an, hem münafık sisteme, hem yobaz sisteme, hem süfyaniyete, hem deccaliyete karşı müthiş bir faliyet içerisinde...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler