Adnan Oktar`ın 29 Aralık 2010 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Hocam Milliyet ve Hürriyet bir evrim haberi yapmış. Aynı haber Star ve Zaman Gazetelerinde de var. Bilim adamları 400 bin yıl öncesine ait bir insan dişi bulmuşlar. Evrimci bilim adamları buradan yola çıkarak; etobur olduklarını ve pişirme becerileri olmadığı için nesillerinin tükendiği sanılan Neanderthallerin yemeklerini pişirdiklerini, meyve, sebze ve tahıl da yediklerini ve aynen insan gibi beslendiklerini söylemişler. Milliyet de aynı haberi; ‘Evrim tarihi sil baştan’ başlığı ile vermiş.
ADNAN OKTAR:Milliyet?
ALTUĞ BERKER:Evet Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Kardeşim daha önce de söyledim; benim kanaatim en fazla bir 200 bin yıl önce Hz. Adem (a.s.)’in dünyaya teşrifi. Daha önce Cenab-ı Allah dünyayı hazırlamış, hayvanlarla, bitkilerle böyle şenlendirmiş. İyice olgunlaştıktan sonra o güzellik, Hz. Adem (a.s.)’ı hazır olan dünyaya indirmiş, birden. Çünkü Hz. Adem (a.s.)’ın çıkışı birden görülüyor, yani bu modern insan birden görülüyor. Daha önceki yamuk yumuk tipler, onlar; her zaman söylüyorum, çeşitli maymun cinsleri, çok çok fazla çeşidi var. Halihazırdakiler de öyle, onlar insana çok benzerler, zaten maymunun özelliğidir o. İnsana en yakın görülen, insansı hareketleri en çok yapan varlık. Ama şuuru kapalıdır, ruh sahibi değildir hayvanlar. Ruh sahibi olmayan, insana benzeyen çok fazla canlı vardı. Bir tek ruh sahibi olan insandır. Ben neyim, ben nereden geldim, bu görüntüyü kim yaratıyor diyebilen bir varlığa biz insan diyoruz. Yoksa yaratılışta maymun gibi olan insanlar da var. Böyle ben çocukken falan da görmüştüm, yani dışarıda bayağı maymuna benzeyen insan var, yaratılıştan. Böyle patolojik görüntülü insanlar var. Mühim olan ruh sahibi olmasıdır. Mesela adam 50 santim de olabilir, ki var yani değil mi? Böyle boyu kısa kardeşlerimiz var, çok çok kısa, 50-60 santimlik ama bayağı zekiler, çünkü ruh sahibi. Boyu ile, posu ile, kafatası hacmi ile alakalı değil. Ruh verilmiş olan bedene biz insan diyoruz. Ruh verilmiş olması, bütün mesele bunda. Ruh verilmiş de Hz. Adem (a.s.)’dır. Dolayısıyla daha önce görülmüş olan varlıklar; mesela bir gibon cinsi oluyor, başında da öyle, sonunda da öyle, onlarda hiçbir değişiklik yoktur. Birdenbire insana geçti bu diyor mesela gibon cinsi veyahut bir gorilin bir anda insana dönüştüğünü söylüyorlar. Böyle bir şey yok, yani onların ara fosiller yok aralarında, öyle bir yapı da yok. Bir de o kadar kısa bir sürede, o kadar evrimleştiğini iddia ediyorlar. Kardeşim 350 milyon fosilin hiçbirinde öyle bir olay yok da, bir tek insanda mı bu evrimin yapacağı tuttu bu sistemi. Hiçbir yerde evrimin canı şekillendirmeye yanaşmıyor; ne karideslere, ne balıklara, ne istakozlara, ne kurbağalara hiçbirine dokunmuyor evrim. En iyisi ben şu insanı bir şekillendireyim, diyor. Bıraksınlar bu atışları. Atış istiyorsa poligona gitsin, akşama kadar orada ne yapıyorsa yapsın. Bunlar ham hayaller, ham iddialar. Hiçbir şekilde öyle bir delilleri yok. Verilen süre de zaten çok kısa. Hatta 200 bin yılda, 500 bin yılda akıl almaz değişikliklere uğradığını iddia ediyorlar. Biz size 150 milyon, 200 milyon, 250 milyon yıllık fosiller sunuyoruz. Şimdiki fosillerle karşılaştırıyoruz, milim-santim değişiklik yok. Hayır olabilirdi, gayet de makuldü, Allah mucize olarak oldurtmamış. Zamanla değişmesi kadar makul bir şey olamaz, son derece makul, olabilirdi. Tabii, güneş ışığından etkilenir, bilmem neyden etkilenir, hücreye bir şekilde etki eder, kromozom yapısını bozabilirdi, yani patolojik nesiller oluşabilirdi ileriki aşamalarda; bozulmuş nesiller. Mükemmelleşen değil de, bozulan olabilirdi. Bakın bu mümkündü. Mutasyonlar sonucunda nesillerin bozulması gerekirdi ama Allah, Cenab-ı Allah bozdurtmamış. Jilet gibi; mesela istakoza bakıyoruz, milimi santimine aynı. Duyargaları, gözünün yapısı, eklemler, bacaklar, hepsi. Delil ne kadar? 350 milyonu aştı, 400 milyona doğru gidiyor. Hergün yeni fosil bulunuyor. Mesela bizim evin bahçesinde baktım, bitki fosilleri var; kayalar parçalanmış, aralarında bitki fosilleri görülüyor, o kadar çok. Hatta bazen böyle tebeşirleşmiş kaya parçaları oluyor, içerisinde; inşaatlarda falan bile rastlarsınız zaman zaman, inşaata getirilen kayalarda, midye fosilleri vardır, değil mi? Çok eski, hiçbir şekilde de bozulmamıştır. Bıraksınlar bunu. Her yerden fosil kaynıyor ve Allah’ın hikmeti Allah muhafaza etmiş, bozulmamışlar. Biz ısrar edeceğiz, anlatacağız diyorsunuz, iyi biz de ısrar edip karşıt cevap vereceğiz. Nedir bu?
ALTUĞ BERKER:Bu karides Hocam. 150 milyon yıllık. 150 milyon yıldır hiçbir değişiklik olmamış.
ADNAN OKTAR:Kardeşim 150 milyon yılda bunun; onların iddiasına göre, boylu poslu bir delikanlı haline gelmesi gerekiyordu. Tabii, üniversiteye falan gitmesi gerekiyordu bu karidesin. Bak hiçbir yere gitmemiş, duruyor. Bir de kafayı insana takmış olmaları çok manidar. Bir tek onda evrim istiyorlar, öbürleri onları ilgilendirmiyor.
ALTUĞ BERKER:110 milyon yıllık ringa balığı. Günümüzde yaşayanla aynı, en ufak bir değişiklik yok.
ADNAN OKTAR:Bana portakaldan bahset, elmadan bahset, değil mi? Bak onlardan hiç bahsetmiyorlar, işlerine gelmiyor. Maydanoz değişmemiş, marul değişmemiş, hiçbiri değişmemiş.
ALTUĞ BERKER:95 milyon yıllık deniz kestanesi.
ADNAN OKTAR:Şimdi bunların da normal kestane ağacından buna dönüştüğünü falan da iddia edebilirler bunlar bir süre sonra. Kestane ağacı, deniz kestanesine dönüştü falan da diyebilirler. Çünkü hurma ağacından insan oldu dediklerine göre; tabii hurma ağacından insan oldu diyorlar. İnsandan da hurma oldu derler. Çizmenin, atışın ucu bucağı yok gibi görülüyor, bunu bırakacaklar. Gazetelerde her gördükleri haberin üzerine atlamasınlar. Mesela bakın bu hayali bir çizim, direkt hayali çizim.
ALTUĞ BERKER:Hocam geçen gün kedigillerin demiştiniz. Farklı kedigiller var, onları sıralasalar, demiştiniz. Onunla ilgili resim de var Hocam.
ADNAN OKTAR:Göster.
ALTUĞ BERKER:Mesela kediler var, vaşaklar var, kaplanlar var, çitalar var.
ADNAN OKTAR:Tabii şimdi tabii bunların fosillerini bir araya getirsen, ufaktan iriye hakikaten gelişiyormuş gibi görünebilir, eğer o kafa ile bakarsa bir adam ama hepsi ayrı. Herbiri milyonlarca seneden beri değişikliğe uğramamış ayrı hayvan fosilleri var, hiçbirinde değişiklik yoktur, inşaAllah. Ama mesela Japon kavmi ayrı oluyor, daha küçük oluyor. Danimarka, Norveç falan onlar; işte Vandallar falan zamanında var ya o tipler izbandut gibi, filimlerde falan, boynuzlu, elinde baltasıyla falan tipler var. İzbandut tipler de var, küçük tipler de var. Pigmeler vardır, çok küçüktür Pigmeler ama zehir gibidir. Avrupa’da okuyor Pigmeler üniversitelerde. Adam İngiltere’de okuyor, doçentler var, profesörler var ama köken olarak Pigme. Dolayısıyla iddiaları yanlış.
Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler