Adnan Oktar`ın 28 Aralık 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: ... Bugün Selahattin Demirtaş’ın ilginç bir konuşması vardı Hocam. Başbakan’a demiş. BDP’nin başkanı özellik konusunda “Başbakan diyor ki” demiş; “"ben hepinizi tekleştireceğim. Tek dil olacaksanız. Benim milletim tektir, diliniz tektir"diyor. Şimdi Allah diyor ki; "ben sizleri farklı farklı yarattım."Senin haddine midir bunları tekleştirmek? Sayın Başbakan bu ne biçim Müslümanlık anlayışıdır. Hangi kitapta yazıyor, göster bakalım bize? Başbakan Allah’a şirk koşuyor” demiş Hocam.
ADNAN OKTAR: Selahattin Demirtaş beş vakit namazında, muttaki bir Müslüman kardeşimiz demek ki. Kuran’dan örnek verdiğine göre, Peygamber (s.av.)’den örnek verdiğine göre dindar ama yanlış aktarıyor. Çünkü eğer öyle bir durum olursa, onun dediği gibi olmuş olursa Türkiye’nin yaklaşık en az 90 parçaya falan ayrılması gerekir. En az 90 parçaya ayrılması lazım. “Sizi kavimler olarak yarattık anlaşasınız diye” diyor. Anlaşıyoruz biz işte, konuşuyoruz, seviyoruz birbirimizi. Hepsi ayrı bir kavim. Bizim Kürt arkadaşlarımız da var, Lazlar da var, Arnavutlar var, Çeçen kardeşlerimiz de var, hepsi var. Hepsini seviyoruz. Ayrı bir kavimden olması, kan olarak, onun mutlaka orada ayrı bir toprak parçası oluşturmasını gerektirmez ki. O zaman İstanbul’da Kürt kardeşlerimiz bir bölgeyi istimlak edip; “burası Kürt bölgesi” diyecekler. Laz kardeşlerimiz de; “burası Laz bölgesi” diyecekler. Çerkezler, “Çerkez bölgesi” diyecekler, İstanbul’da. Türk asıllı olanlar; “Türküz” diyecekler. Yabancılar, Avrupalılar, Almanlar ayrı bir bölgede, İngilizler ayrı bir bölge; Türkiye, İstanbul ne olur? En az 70 parçaya bölünmüş olacak, en az. Şimdi Selahattin Demirtaş kardeşin istediği bu olmuş oluyor. Bunun gibi bir mantık oluşmuş olur. Eğer söyleseler ki; “biz federatif devletler istiyoruz. Bak, Allah bizi kavimler olarak yarattı. Hepimiz ayrı diller konuşmak istiyoruz.” Mesela “biz sadece Çerkezce konuşacağız,” “biz de Lazca konuşacağız.” Bu anlamda değildir Kuran’da kastedilen. Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında da bölgede Müslümanlar iç içe kardeşler, hiçbir şekilde öyle bir coğrafi sınır, federe sınır yoktu. Hepsi birlikte kardeşlik içinde yaşıyorlardı. Müslümanlık yeterli oluyordu onlara, kardeşlik yeterli oluyordu. Dolayısıyla bir ülke varsa, o ülkenin vatandaşları içinde birçok kavimler vardır. Birbirlerini severler, koruyup kollarlar, kardeş olurlar ama paramparça olmalarını gerektirmez bu, inşaAllah. Dolayısıyla Türkiye’de olan herkes Türküm dediğinde rahatça, güzel kardeşçe, birleşmiş olarak yaşarlar. Allah “ayrılıp, dağılmayın” diyor, ayet var; bak, “ayrılıp, dağılmayın.” “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi birlikte mücadele edin” diyor. Başbakan’ın dediği bu. “Kurşunla kaynatılmış binalar gibi olalım; ayrılıp, dağılmayalım” diyor. Allah’ın diğer ayetlerini unutup, o ayeti de yanlış tefsir edip açıklarsa, Selahattin Efendi’ye bu yakışmaz. Atalarımız neydi? Selahattin Eyyübi, ona benzeyecek. Selahattin Eyyübi ne yapıyordu? Parçalara mı ayırmaya kalkıyordu? Federe bölümlere mi ayırmaya kalkıyordu? Ne yapıyordu? Müslümanları tek bir bütün olarak alıyordu. Onların içinde kavimler vardı. Kavim olarak vardı. Allah tanışasınız diye. Aileler de var. Aileler de ayrıdır, onlar da tanışırlar. Ama bu federatif veyahut başka bir tür bölünmeyi gerektirmez. Ayrılmayı gerektirmez. Evet, umarım anlamıştır, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgeseller