Adnan Oktar`ın 28 Aralık 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bediüzzaman Hazretleri’ne, 13. asrın müceddidine soruyoruz, “bu doğru mu?” diyoruz, “hadisi açıklama şeklimiz, hadisin ifadeleri bu şekilde mi? diyoruz, Bediüzzaman da diyor; “evet, doğru. Üç görevi birden yapacak” diyor. “Hem siyaset, hem saltanat, hem diyanet, yani imani konularda görev yapacak.” Bu üç görevi birden yaptığı için zaten Büyük Mehdi (a.s) deniliyor. Mehdi-i Azam olmasının nedeni üç görevi birden yapması. “Eğer tek bir görevi yapmış olsa zaten Mehdi-i Azam olamaz” diyor Bediüzzaman. “Ama benim zamanımda bu üç görevi birden yapmak mümkün değil” diyor Bediüzzaman. “Zaman, şartlar ve ortam açısından bu mümkün değil” diyor, “yani bu devirde Mehdi (a.s)’ın gelmesi mümkün değil” diyor. Yani kendi bulunduğu zamanda. “Ta hayatın geniş dairesinde, ahir zamanda” diyor, yani televizyonun, radyonun, internetin, her şeyin çok yayıldığı dönemde, “hayatın geniş dairesinde, asıl sahipleri, Mehdi (a.s) ve şakirdleri,” Mehdi (a.s) ve talebeleri, “Allah’ın izniyle gelir, o daireyi genişletir, o tohumlar da sümbüllenir. Biz de kabrimizde seyredip Allah’a şükrederiz” diyor. “Ben o vakitte vefat etmiş olacağım” diyor.
Bunak dedeme sorduğumda, anlamıyor bunak dedem, “nedir bu bunak dedem, kınalı dedem?” diyorum. “Bak, burada açık açık söylemiş, üçe ayırmış” diyor, “Bediüzzaman diyanet görevini yapacak” diyor, “bir Mehdi de gelecek siyaset görevini yapacak” diyor. “Herhangi bir partinin iktidara gelmesi, bu yeterlidir” diyor, “kastedilen bu” diyor. Saltanat? “Saltanat da kolay” diyor, “bol bol yer içersen, yatarsan, bu da saltanat” diyor. “Peki, ne yapacağız bunak dedem?” diyorum. “Kıyameti bekleyeceğiz, ne yapacağız?” diyor. “Ne kadar var?” diyorum. “Bir iki yüz sene ilave edeyim de rahat edeyim bari” diyor. İki yüz sene de ilave ediyor dedem. Kınalı bunak dedem, biz sana mı inanalım, Peygamberimiz (s.a.v)’e mi inanalım, Bediüzzaman’a mı inanalım? Biz Peygamber (s.a.v)’e ve Bediüzzaman’a inanıyoruz. Kınalı bunak dedeme ben inanmıyorum, inşaAllah. Akıllarını başlarına alsınlar. Holdinglerindeki böyle üç-dört tane üçkağıtçı uyanık, bunları yanlarına alıyor, “siz böyle derseniz şimdi holdinge, bilmem neye zarar verirsiniz, milletin şevkini kırarsınız, bir iki yüz yıl daha ilave et, bak palazlandık, tam zengin oluyorduk, şimdi sırası değil” diyor, “Mehdi (a.s)’ın, İsa Mesih (a.s)’ın zamanı değil” diyor. “Milletinin dikkatini dağıtma, zaten din iman da bitmiş, İslamiyet diye bir şey de kalmamış” diyor. “En iyisi bizim Avrupa Birliği’ne girmemiz, Büyük Ortadoğu Projesi içinde yer almamız. Fazla da konuyu uzatma, 200 yıl ilave yap yahut 570 yıl mı olur artık. Bin yıl da yaparsan o da senden” diyor. Cömert olanlar da var, çirkin bir cömertlik. Bu kadar. “Yan gelip yatalım” diyor. Badem bıyığa kına sürecek, kafaya da külahı geçirecek, yan gelip yatacak dedem. Ne Darwinizmle mücadele var, ne materyalizmle mücadele var, ne komünizmle mücadele var. Ne Stalinizm, ne Leninizm, adamın haberi yok. Muhatap dahi olmuyor. O kendi bodrum katlarda, leş gibi kokan ortamlarda kavruk, pis böyle, leş gibi kokunun hakim olduğu şeylerde höpür höpür çayını içecek, hurafeler anlatacak, “Bediüzzaman ne kahraman adammış” diyecek, “ne yiğit adammış” diyecek, işte “şöyle hapis yatmış, böyle hapisten çıkmış.” Peki, sen? “Biz de artık kıyameti bekliyoruz” diyor. Böyle hımbıl bunakların peşinden bir hayli genç de gidiyor. Ama bunları uyardıkça, uyardıkça uyandıklarını görüyoruz. Hipnoz kolay çözülmüyor. Onun için bizim anlatımımız çok uzun sürecek. Bana diyorlar ki; “niye sürekli Mehdiyet’i anlatıyorsun?” Kardeşim, elli sene büyü yapılmış, müsaade etsinler de biz de en az bir beş sene de o büyüyü bozacak faaliyet yapalım. Adam geceli gündüzlü şahs-ı manevi, şahs-ı manevi diyerek adamın beynini pişirmiş, kavrulmuş adamlar. Adam yoluna yürüyemiyor artık, kendini kaybetmiş. Tabii ki çözeceğiz.
Adam şevk içinde, heyecan içerisinde Allah’ın vaadinin meydana gelmesini beklemek durumundadır. Ne kadar güzel İslam ahlakının dünyaya hakimiyeti, ne kadar berrak, ne kadar neşeli. Öyle meyus, öyle hasta, öyle kavruk bir stil meydana getiriyorlar ki şizofren gibi insanlar meydana getiriyorlar. Deli gibi böyle, içine kapanmış, mahvolmuş; konuşmuyor, yemiyor, içmiyor, bir şeyden de haberi yok. Sürekli ölümü bekleyen böyle bitap insanlar meydana getirmek, ölü insanlar meydana getirmek, Büyük Ortadoğu Projesi’nde şeytanın ihtiyacı olan insan türü. Halbuki Müslüman Türk gençliği çok dinamik, aydın, gürbüz, açık kafalı, İttihad-ı İslam’ı büyük bir hırs ve heyecanla isteyen, Türk-İslam Birliği deyince tüyleri diken diken olan, yerinde duramayan, gece-gündüz Türk-İslam Birliği’ni oluşturmak için gayret eden bir insan olması lazım. Onun için böyle kınalı bunak dedelerin peşinde değil, Resulullah (s.a.v)’in peşinde, Bediüzzaman’ın peşinde hareket edecekler. Kınalı bunak dedeleri besleyen holdinglere dikkat edecekler. Adam holdingden de bir faydası yok zaten. Holdinge bakıyoruz; yiyor mu, içiyor mu, adamlar zaten zevksiz, zaten hayattan zevk alan bir şey yok. Sadece kazanmak istiyor, yani ne yapacağı da belli değil parayı. Kazanamıyor da, ayağına dolandırıyor, batırıyor Allah, mahvoluyor. Sadece Müslümanları dolandırdıkları yanlarına kalıyor, o kadar. Müslümanları da mahvediyorlar. Onun için Bediüzzaman’ın bu aslanlarına tam ittiba ederek, onların peşinde giderek güzel bir ortam meydana getireceğiz, inşaAllah, yani Resulullah (s.a.v)’in izinde, Kuran’ın yolunda...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler