Adnan Oktar`ın 1 Ocak 2011 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv ve Gaziantep Olay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp-düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azap içinde kalıp-yaşamazlardı.” Cenab-ı Allah “boş yere cin çağırıp gaybden haber almaya çalışmayın” diyor Allah. Eğer öyle bir özellikleri olsaydı, Hz. Süleyman (a.s)’ın vefatını bilirlerdi, bilmediler, feci şekilde korkarak çalıştılar. Bilmiyorlardı. Gaybı çıkaramıyorlardı. Allah “gaybı bilmezler” diyor “cinler”. Onun için bazı kişiler çağırıyor cinleri, işte “gaybda ne olacak?” O da onlara yalan söylüyor. O da ona inanıyorlar. Cinler bilmez gaybı. Ama hizmet ederler. Yani cisim haline gelip hizmet edebilirler. Ama tabii bu insanları çok korkutacağı için, insanlar alışık olmadığı için, hazır olmadıkları için, Allah şu an göstermiyor. Ama Hz. Süleyman (a.s) zamanında adamlar, benim gördüğüm taş taşıyorlar cinler. Heykel yapıyorlar. Havuz büyüklüğünde çanaklar yapıyorlar. Yerinden sökülmeyen kazanlar yapıyorlar. Yani büyük parçaları çok çok büyük dev kaya parçalarının taşınmasında görev alıyorlar, cinler. Şimdi eski Mısır’daki o büyük piramitlerin yapımındaki kayaların, kaya parçalarının yüzlerce kilometre ötelerden getirildiği biliniyor. Ama normalde bunu herhangi bir dozer veya greyderlerle çekmeye kalksalar getiremezler. Hiç zedelenmeden, gayet düzgün olarak adamlar alıp getirmişler. Başka yerde kesilip getirilmiş taşlar. Ne adamların kesenler hakkında bilgisi var, ne de o taşı oraya nasıl getirdiklerini daha hala bilemiyorlar. Ve taşlar da, o üçgen kulelerin tepesine nasıl çıkardıklarına dair bir kanaatleri yok şu an. Yani normal bir vincin kaldıracağı gibi bir şey değil, o taşlar. Şu anki teknolojiyle yapılacak bir yönü yok. İnşaatlara falan yük taşıyorlar ya, böyle ince vinçler var, görüyorsunuz. Taşıdıkları ağırlıklar belirli bir derecede, öyle hafif şeyler taşıyabiliyorlar. Ama buradaki taşlar çok çok ağır taşlar ve çok devasa büyüklükteki taşlar. Bunların oraya taşınmasını ve o piramitlerin üzerine çıkarılmasını bilim tespit edemedi, bilemiyorlar şu an. İşte Kuran’da da buna açıklık getiriyor Allah. Yani hangi yöntemlerle yapıldığına açıklık getiriyor. Ama tabii o devirde, onu insanlar normal karşılıyorlardı. Bu normal karşılamanın nasıl olduğu da ayrı bir konu. Yani makul görüyorlardı. Mesela Hz. Süleyman (a.s)’ın sarayında yani bu ağlama duvarının alt kısmında blok taşlar var. Çok büyük blok taşlar. Başka yerlerden alıp getirilmiş. Blok taşın ucu bucağı yok. Ucu bucağı yok, çok çok büyük. Kim getirmiş? Nasıl getirilmiş? Bilinmiyor. Ama Kuran buna açıklık getiriyor işte. Yani onların da bunu hangi yöntemle getirdiğini, nasıl bir yöntemle getirdiğini biz bilmiyoruz. Ama Mısır eski el yazmaları iyi incelenirse, teknik yönden çok kapsamlı incelenirse, biraz bilgiye kavuşabiliriz. Ama o kabartmalarda adamlar sürekli cin resimleri kullanıyorlar. Yani cinlerle bağlantıya dair, orada cinlerle bağlantı kuran rahiplerin görüntüleri var. Onlarla yaptıkları alışverişler, onlarla bağlantılı geçen hayata dair birçok resimler var. O resimlerin çok iyi analiz edilmesi gerekiyor, düşünülmesi gerekiyor. O zaman bir bilgiye kavuşma imkanımız var. Öyle gibi görünüyor. Mesela piramitlerin içinin aydınlatılması. Bir elektrik sistemi kurmuşlar ama yani o kadar büyük bir lambayı aydınlatacak elektrik için, yani o elektrik üretimindeki kullandıkları araç pek makul görünmüyor. Yani o küçüklükteki bir aracın o koskoca devasa bir lambayı aydınlatması ve tam anlamıyla aydınlatıyor demektir. Mükemmel aydınlatma yapıyor. Ve mükemmel orada bir dizayn ve süsleme yapmışlar. Bunlar daha henüz bilinmiyor. Yani bu teknolojiyi onlara kimlerin öğrettiği, bu elektrik elde etmenin yöntemini kimlerin öğrettiği bilinmiyor. Ama Kuran’a göre açık yani cinlerin özel bir bilgi verdiği. Elektriğin elde edilmesinde onların insanlara yol gösterdiği anlaşılıyor. Ve o dev taşların taşınmasının da onlar tarafından gerçekleştirildiği anlaşılıyor. Bunun incelenmesi için tabii bir vakit ayrılması gerekiyor. Özenli bir çalışma gerekiyor. Bir boş vaktimiz olursa bunu da yapabiliriz. Çok yoğun olduğumuz için pek bakamıyorum. Ama özellikle Mısır yazılarına ait dökümler ve fotoğraflar, belgeler bir araya getirilirse bir hayli bir şey çıkar gibi görülüyor, inşaAllah. “Kaleler, heykeller” hep taşla ilgilidir bunlar. “Havuz büyüklüğünde çanaklar” bu da yine “yerinden sökülmeyen kazanlar” bu da ağır bir metal, demir kazanlar, büyük. “Yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.” Yani herhangi bir çalışma değil. Allah’a şükrederek yani sürekli şükrederek, Allah’a hamd ederek çalışın. “Kullarımdan şükredenler azdır” diyor Allah. Yani insanlar Allah’a hamd etmiyorlar. Halbuki Allah’ın verdiği her nimete hamd etmek lazım.
ALTUĞ BERKER: Hocam bahsettiğiniz ağlama duvarının iç tünellerindeki 570 ton ağırlığında taş görünüyor.
ADNAN OKTAR: Evet bakalım. Evet şu taş, blok. Bakın devam ediyor taş. Tek parça, oraya ait bir kaya değil. Oranın kaya özelliklerini taşımıyor. Başka yerden gelmiş.
ALTUĞ BERKER: O yürüdüğü bütün yol boyu tek taş.
ADNAN OKTAR: Tam 570 ton. Çok uzaktan getirilmiş. Yani normal teknolojiyle mümkün değil. Bu tır ile getiremezsin. Dozerle, hiçbir şeyle getiremezsin. Kuş gibi uçup gelmiş taş. 570 ton yani oranın kaya yapısıyla bunun alakası yok. Mesela Mısır’daki kayalar da öyle, çok çok yüzlerce kilometre öteden getiriliyor. Müthiş ağır kayalar, sanki uçarak gelmiş. Nasıl geldiği bilinmiyor. Bakın bilim, felç vaziyette açıklayamıyor adamlar. Bak “biz her şeyi biliriz” diyen adamlar. Soruyorsun, açıklayamıyor. Mesela 570 ton bu kaya buraya nasıl geldi? söyleyemiyorlar. Tek parça blok gayet düzgün kesilmiş. Ama acayip bir düzgünlükte kesilmiş. Mesela iki parçanın arasına bir şey sokmak mümkün olmuyor. O kadar düzgün, tam temas var diğer kayalarla. Ve bakın 570 ton. Bunlara Cenab-ı Allah, Kuran’da dikkat çekiyor, bu olaylara. Cinlerin gücüne Allah dikkat çekiyor. Cinleri nasıl vesile ettiğine Allah dikkat çekiyor. İnşaAllah Mehdi (a.s) devrinde yine cinler devreye giriyorlar. Ama tabii insanların üstündeki o korkunun kalkması gerekiyor. Cinlere insanları yavaş yavaş alıştırmak gerekiyor. O tedirginliği üstlerinden atmaları gerekiyor. Çünkü Allah esirgesin şirk koşmamaları lazım. Cinlerden korku şirktir. Allah’tan korkulur. Cinden niye korkarsın sen? Cin Allah’ın zavallı bir kulu...
Güncel Yorumlar
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler