Adnan Oktar`ın 2 Ocak 2011 tarihli Çay Tv ve Kanal Avrupa röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Biz Hazreti Mehdi (a.s)’a biat ettiğimizi gönlümüzden geçirsek, biat etmiş olur muyuz? Biat için bir şart var mıdır? İbrahim Ethem.” Biat denince şimdi insanların, birçok şey akıllarına gelir. Biat demeyelim de, Hz. Mehdi (a.s)’ı sevmek, ona yardımcı olmak, İttihad-ı İslam’ı istemek, Türk İslam Birliği’ni istemek, onun için gecesini gündüzüne katarak, canından vazgeçerek, ailesinden vazgeçerek, hayatın sosyal yanlarından vazgeçerek, var gücüyle gayret etmedir. Çünkü bazı aileler İttihad-ı İslam’ı istemez, Türk-İslam Birliği’ni istemez. Şimdi “ailem istemiyor, ben de o yüzden durdum”, olmadı. Ailenle ahirette ayrılacaksınız. Anan-baban şöyle bir ayıracaklar belki cehennem ehline, değil mi, seni de ayıracaklar cennet ehline. Burada da ayrılacaksın, orada da ayrılacaksın. Ailen küfür içindeyse, aynı olamazsın. “Ne yapayım, ailem” diyor. Cehennemde diyebilecek misin, “ne yapayım ailem” diye, o zaman onlarla beraber cehenneme girecek misin? Ailemi ben bırakmam, cehenneme ben onlarla beraber gideceğim diyor musun? Demiyorsun. O zaman burada da yerini alacaksın.
Mesela, Bediüzzaman bir önceki yüzyılın Mehdi (a.s)’ıdır. Var gücümle destekliyorum. Bakın geçmiş Mehdi (a.s)’ı da destekliyorum. Asrımızın Mehdi (a.s)’ı da, bakıyorum o Mehdi (a.s) ne görevler yapacak, mesela “Darwinizm’e ve materyalizme karşı mücadele verecek” diyor Bediüzzaman, “birinci görevi bu olacak” diyor. Ben ne yaptım? Ben de birinci görevim olarak Darwinizm’i ve materyalizmi kendime hedef aldım, dünya çapında ona saldırıyorum. “Mehdi (a.s.)’ın, hayatın bütün sosyal yönlerinden çekileceğini” söylüyor. Bediüzzaman; “evlenmeyecek” diyor, “evlenmesin” diyor. Açıkça söylüyor. Ben de evlenmedim ve hayatın bütün sosyal yönlerinden çekildim, var gücümle mücadele ediyorum. Bunu yaparken, Mehdi (a.s.)’ı gördüm mü, hayır görmedim. Ama onun yapması gereken her şeyi yapmaya çalışıyorum. Ve dolayısıyla ona biat etmiş oluyorum. Ve ona yardımcı olmuş oluyorum. Onu var gücümle desteklemiş oluyorum, onu pişdar bir neferi, öncü bir askeri olmuş oluyorum. Bazı aklı evveller, kafasında fosfor eksiği olan tipler oluyor. Yani kalsiyum almış fakat fosfor itrahı çok fazla, dengesiz beslenmeye dayalı. “Kardeşim” diyor, “eğer biz Mehdi (a.s.)’ı beklersek, o zaman hiçbir faaliyet yapmamamız gerekiyor” diyor. Peki ben niye yapıyorum o zaman? Değil mi, bak Mehdi (a.s.)’ı benim gibi bekleyen çok az insan vardır, çok azdır. Ama ben Mehdi (a.s.)’ı gidip evde oturup beklemiyorum, geceli gündüzlü, var gücümle gayret ederek, Mehdiyet’e zemin hazırlıyorum. İşte bu tarzda biat gerekiyor. Yani biatın nasıl olduğunu merak ediyorsa kardeşlerimiz, bu tarzdadır. İnşaAllah, Cenab-ı Allah bir sevdiğimizi Mehdi (a.s.) olarak zuhur ettirir. Ne fark eder İttihad-ı İslam olduktan sonra, Türk-İslam Birliği olduktan sonra. Çünkü Mehdi (a.s.)’da özel bir güç yok ki, Allah’ın tecellisi var. Allah onda tecelli ediyor. Yani bir ilah değildir Mehdi (a.s.), Allah’ın zavallı bir kulu, Allah onda tecelli ediyor. Allah ona özel olarak hidayet vermiş, seçmiş onu Allah, ayette de var; Allah’ın seçmesi vardır. Allah seçmiş, onu Mehdi (a.s.) kılmış ve Mehdilik görevi yapıyor. Biz de ona zemin hazırlamakla mükellefiz. Dolayısıyla Mehdi (a.s.)’ı beklemek, Mehdi (a.s.)’ı aramak, insanı atalete, gevşekliğe sürüklemez, bilakis coşkusunu, ataklığını, canlılığını, heyecanını kat kat artırır.
Güncel Yorumlar
Devamı ...
Adnan Oktar Diyor Ki...
Devamı ...Cahiliye Toplumunda İnsan Karakterleri
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...