Adnan Oktar`ın 3 Ocak 2011 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:... Milliyetteki bir haberde Hocam, bugün bölücübaşı pervasız ve tehditkar açıklamalarını devam ettiriyor. Geçen gün “İmralıdayken ölürsem eğer ölümüm savaş nedeni olur. Ölüm şeklim fark etmez. Deprem nedeniyle de ölsem, hastalanıp da ölsem bu savaş nedenidir. Burada her ölüm, öldürülme olarak algılanır. Yarın ne gelişeceği belli değil, olaylar Başbakan’a da yönelebilir. Öylesi bir süreçte Özal öldürüldü. Yarın Erdoğan da öldürülebilir” şeklinde tehditkar bir açıklaması olmuş. Gazeteler bu haberi “Öcalan; ben ölürsem, Başbakan da ölür şeklinde” vermişler.
ADNAN OKTAR:Kapalı kalmak onu sıkmış anladığım kadarıyla. Üslubuna da bu yansımış. Psikolojik durumuna da yansımış. Bir kere Saddam dedi ki; “eğer beni etkisiz hale getirirseniz, işte buraları işgal ederseniz halk sizi perişan eder. Karmakarışık olur” dediler. Saddam ölünce halk sokağa çıktı, mastika yaptı, eğlendiler. Ben kimsenin ölmesini istemem tabii. Saddam ölsün demiyorum ben adama da fakat zannedildiği gibi olmuyor. Halk bir tiranın, bir diktatörün, bir zalimin herhangi bir şekilde etkisiz hale getirilmesi durumunda mutlu oluyor. Öyle olmuyor. Yani içinde derin bir sevinç duyar. Derin bir rahatlama hissi duyar. Mesela azılı psikopatlar vardır. Böyle mafya mensubudur, dehşet saçıyordur. Etrafındakiler çok derin saygı duyarlar ama vefatının haberini alınca herkeste derin bir huzur ve rahatlık olur. Apo bunu biliyordur. Bunun böyle olduğunu biliyordur. Onun için zannettiği gibi değil. PKK’yı yöneten en fazla 100 kişilik bir teorisyen grubudur. Yani asıl başı çekenler. Bunların etkisiz hale getirilmesi durumunda PKK bütün gücünü, şevkini, hareket kabiliyetini kaybeder. Ama en ziyade fikri etkidir. Fikri çalışma, anti-komünist, anti-Marksist, anti-Leninist çalışma yapılacak. Evet başka bir şey yok.
ADNAN OKTAR:Abdullah Öcalan’da mafya karakteri tam oturmuş. Üslup tam mafya babası ve hep ölümden bahsetmesi. Mafya hep ölümden bahseder, öldürülmekten bahseder. İnsanların hassas olduğu bir konu olduğu için bir irkilmelerini sağlarlar; öldürürüm, asarım, keserim. Bu da Başbakan’ın tedirgin olacağını, adamın bir bildiği vardır diyeceğini halbuki Erdoğan diyor; “Biz kefenimizle geziyoruz” diyor. O Müslüman insan, hiçbir Müslüman ölümden korkmaz, Allah’tan korkar, öyle bir konu yok kendisi korkuyorsa ayrı mesele. Ayrıca bana inansın ve güvensin. Ben hiç kimsenin illegal öldürülmesini istemem. Hiç kimsenin ve hiçbir şekilde, öyle bir şey aklımdan dahi geçmez. Ama herhangi bir şekilde tabii bir nedenden vefat ederse; inan Güneydoğuda bayram olur. Acayip sevinirler tahmin ettiği gibi olmaz, acayip. Davul zurnayla oynarlar öyle bir konu olmaz. Bir insan mafya baskısından kurtulursa Güneydoğu insanı; komünist çeteden, Stalinist çeteden, kan döken azgın bir örgütten kurtulursa halk nasıl bayram etmez, nasıl ferahlamaz? Çok büyük bir bela üzerinden kalkmış oluyor adamın. Ve yıllarca onun sevinciyle onlar bayram ederler. Bir gün, on gün, yirmi gün değil. İttihad-ı İslam olduğunda, Türk-İslam Birliği olduğunda Abdullah Öcalan doğal olarak manen ölecek, manen maddeten değil manen ölecek. PKK da manen ölecek. Güneydoğu halkı da günlerce düğün yapacak bayram yapacak davul sesleri kulağına gelsin şimdiden gelsin. Yeri göğü inletecek orada kardeşlerimiz. Zılgıtlar göklere çıkacak, inşaAllah. Onlar Mehdi (a.s)’ı seviyor; Güneydoğu halkı. Abdullah Öcalan’ı değil, deccali değil; Mehdi (a.s)’ı severler. Deccalden nefret ederler. Hadiste ne diyor Peygamberimiz (s.a.v); “deccal bir adada bağlıdır. Zincirlerle bağlıdır” diyor. O da Ahir zaman’ın bir deccalidir. Bir adada zincirlerle bağlı olarak muhafaza ediliyor şu an. Kastedilen hadis zamanla değişikliğe uğramış, kastedilen Abdullah Öcalan’ın deccalliğidir. Muhtelif deccallerden bahseden hadislerden bir tanesi bu şekildedir. Bir çok muhtelif deccal vardır, o deccallerden bir tanesi açıklanırken onun bir adada bağlı olduğu ve zincirlerle muhafaza edildiği söylenir hadiste. Ahir zaman’ın deccalidir halk deccalden nefret eder. Güneydoğu halkı Allah’a dua ederken deccalin adı geçtiğinde ellerini ters çevirirler. Nefretlerini belirtmek için. Dolayısıyla Abdullah Öcalan’dan güneydoğu halkı tahmin tahayyül edemeyeceği kadar nefret ediyorlar. Çok şiddetli nefret var. Öfkeyle karışık bir nefret var; çocuğunu öldürmüş, babasını öldürmüş, asmış kesmiş, lafı sözü en çirkin şekilde kullanmış, dinine mukaddesatına saldırmış, haysiyetine şerefine saldırmış, olmadık laflar etmiş, kan dökmüş, kardeşlerimizin hayatını adeta bir ızdırap ve acı hale getirmiş. Izdırabın ve acının tam yaşandığı bir yer haline getirmiş. Dolayısıyla onu nasıl sevebilirler? Bunu düşünmesi lazım. Bizim Güneydoğu’daki mücahit halkımız, mübarek halkımız Allah’ı sever. Ben Abdullah Öcalan’a ben bir öğreteyim. Resulullah (s.a.v)’i sever. Ve Resulullah’ın mübarek torunu olan Mehdi (a.s)’ı severler. Deccalden ve şeytandan nefret ederler. Abdullah Öcalan şeytana teslim olmuş bir insan. PKK şeytanın bir örgütlenmesidir, deccali bir örgütlenmedir ve deccal örgütüdür. Yani aksi zaten mümkün değil. Açık belli, deccal örgütü olduğu. Çünkü ben bunu hadislerle de ispat ederim. Her yönden ispat ederim, çok net açık. Klasik bir deccal yapılanmasıdır. Güneydoğu’daki mümin, muttaki, tertemiz, 5 vakit namazında başında takkelerle gezen o muhterem insanları, başörtülü annelerin böyle azılı bir deccalı ve deccal ordusunu, PKK’yı seveceğini iddia etmesi; tam hayaldir. Yani çok çok çok akılsızca ve tam bir zeka çöküntüsüyle söylenmiş bir ifadedir. Ben ona tekrar söylüyorum; halk sadece tiksiniyor ve nefret ediyor ondan. Başka bir şey yok, PKK’dan da tiksiniyor ve nefret ediyor. Başka hiçbir şey yok. İsterse özel sohbet edelim. Alalım Güneydoğu’dan bir kardeşimizi, alıp İstanbul’a getirelim. Diyelim ki; “artık bir daha sen inşaAllah o mikropların PKK’nın muhatabı olmayacaksın, artık kardeşimizsin. PKK’ya ne diyorsun?” dersek. “Allah lanet etsin, Allah belalarını versin” diyecektir. Başka ne diyecek ki yani. “Nefret ediyorum. Pislik herifler” diyecektir. Başka ne desin. Çocuğu gitmiş, kocası gitmiş, evi gitmiş, barkı gitmiş, hayatı gitmiş, mahvetmiş adamları. Ve bak diyor ki “size müjde, müjde” diyor, Abdullah Öcalan. “Ne yapacaksın?” diyor. “Size Stalinizmi getireceğim. Komünizmi getireceğim” diyor. Sen delirdin mi? Adam 5 vakit namazında, yerde oturup yemek yiyor, sohbet ediyor, Hz. Ali (r.a)’ın menkıbelerini duyduğunda içi açılır onun. Resulullah (s.a.v)’ın hayatını duyduğunda içi açılır. Lenin’in karıştırdığı kepazelikleri, pislikleri, Stalin’in alçaklıklarını anlatınca nevri döner onların. İçi kararır adamların, mübarek insanların. Değil mi? Benim Güneydoğulu koçyiğit kardeşlerimin ne kadar tiksineceklerini düşünemiyor mu bu adam? Stalin şöyle astı, böyle kesti. Lenin şunu yaptı, bunu yaptı. Dinsiz, imansız, alçak heriflerin sözünü dinleyecek, yüzünü görecek, resmini görecek, nevri döner. Cehenneme düşmüş gibi olurlar, Allah esirgesin. Ne konuştuğundan haberi yok. Aklını başına alsın, iman etsin, tevbe etsin. Bu rezil ifadelerden de vazgeçsin, inşaAllah. Gayet rahatça tevbe edebilir. Tevbe etsin, iman etsin. Allah zaten ahirette onun neyse hükmünü verecektir.
Tekrar söylüyorum Güneydoğu halkı şu an deccaliyetin, iddia edilen Ergenekon örgütünün muhasarası altında. O mübarek kardeşlerimizi bağrımıza basalım. Deccalin elinden kurtaralım onları. Deccalin ağzına girdiler, deccal onları parçalamak istiyor. Asla müsaade etmeyiz. Mehdi (a.s)’ın manevi kılıcı tepelerinde, ilim kılıcı tepelerinde. Mehdi (a.s) manen hepsini tepeleyecektir, inşaAllah. Bıraksınlar bu cahilce ve münasebetsizce izahları...
Web siteleri
Devamı ...Makaleler
Devamı ...İlanlar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler