Adnan Oktar`ın 4 Ocak 2010 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Kuran’ın yeterliliği özellikle çok hayati bir noktadır. İslam aleminin böyle mahvolmasının nedeni, Kuran’ın yeterliliğini kabul etmeyen, bazı yobaz güruhatının verdiği tahribattır. Allah Kuran için “yeterli” diyor. Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.)’in tefsir ettiği gibi, biz Kuran’a tabi olacağız. Kuran’ı nasıl yaşadıysa Peygamberimiz (s.a.v.), biz de aynısını yaşayacağız. İlave, ek, çıkartma hiçbir şey olmaz. İlavelerle, çıkartmalarla bambaşka bir şey yaptılar. Asr-ı Saadet dönemi esastır inşaAllah...
ADNAN OKTAR:... Ama bizim oradaki asıl üzerinde durduğumuz şey, o zihniyet. Sevginin olmadığı, dürüstlüğün olmadığı, yalanın kol gezdiği, hurafelerin kol gezdiği, kadınların ezildiği, kadınlardan nefret edildiği, çocukların ezildiği, azılı münafıkların, gösteriş yapan sahtekarların baş tacı edildiği, zift gibi karanlık bir dünyanın oluşturulduğu, sanatın, bilimin tamamen ortadan kaldırıldığı, korkunun kol gezdiği, her lafın karşılığı, her hareketin karşılığı sopa değnek ölüm olan korkunç ve kabus dolu bir faşist sistemi, biz istemiyoruz. “Ben yaparım” diyor, yapabilirsen yap bakalım, adım attırmayız. Öyle bir şey olmaz. Yani bunu unutacaklar. Havada yakalarım, karada da ezerim Allah’ın izniyle. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in, o sıcak iklimini istiyoruz biz. Sevecen, dostane, bütün kafaların, beyinlerin, ruhların gevşediği, herkesin kendini emin saydığı, elini kolunu sallayarak sokaklarda gezdiği sistemi istiyoruz. Bakın Resulullah (s.a.v.) ne kadar güzel anlatmış; “benim evladım Mehdi (a.s) çıkacak, kadınlar” diyor, kadın sevgisi burada devreye çıkıyor. Bakın “kadınlar Şam’a kadar tek başına gidebilecekler” diyor. Bu ne demektir? Demek ki, kadınların üstünde, müthiş bir baskı ve nefret sistemi oluşturuluyor. Yobaz sistem, komünist sistem, faşist sistem, Darwinist-materyalist sistem. Ne diyor Darwin kadınlar için? “Köpek gibidirler, evde bir köpek beslemenizden farkı yoktur” diyor kadın için. “İlkel varlıklardır” diyor. “Evrimini tamamlamamış ilkel varlıklardır ama her halükarda da köpekten de iyidirler” diyor. Yani “köpeğe bakmaktan daha kolaydır onlara bakmak.” Yani “daha iyi söz dinlerler” diyor. O zihniyet aslında dinsiz bir zihniyet oluyor. Yani kökeninde dinsizdir yobazlık. Yani halk bunu bilmiyor. Kendi aralarında yobazlar birbirlerinin dinsiz olduğunu bilirler. Yani Allahsız, Kitapsızdır münafıklar. Onun için rahmetli Atatürk de diyor: “İmansız Hocalar” diyor. Yani çok muazzam bir vurgu “imansız Hocalar.” Atatürk’ün karşı olduğu bu tiplerdir. İnşaAllah. Ve hep Allahsız, Kitapsız, dinsiz imansızlardır. Ama halka çok iyi kendini dindar gösterirler. Yani hakikatten muttaki zannedersin. Gerçek dünyaları çok korkunç oluyor. Çok karanlık ve çok iğrenç oluyor. Yobaz zihniyet diyeyim yani gerici zihniyet. Mesela yobazlığa, bir kısım çevreler karşı olurdu fakat onlar da çok akılsız bir yöntemle direkt dine saldırıyor. Yani o kadar akılsızca bir yöntem ki o. Sen ne yapıyorsun, Allah’a karşı tavır alıyorsun, yobazlığa karşı oluyorum diye. Daha beterini yapıyorsun sen, daha yanlış bir şey yapıyorsun. İslam’a, Kuran’a sarılsana yobazlığı ortadan kaldırmak için. Madem hürriyet, sevgi istiyorsun, güzellik istiyorsun, güzelliğin kaynağına sarılsana. Bak şimdi Kuran, 70 yıl sonra yavaş yavaş kalkmaya başlayacak. Şimdi mesela 30 yıl sonra evlenen gençler düşünelim, çocuğu oluyor, 30 yıl sonra çocuğu oluyor, 30 yıl sonra evlenen kişilerin çocukları, dinin yıkılış tarihlerini görecekler, İslam’ın yıkılış tarihlerini görecekler, gerileme tarihlerini görecekler. Orada dinsizliğin nasıl korkunç olduğunu, nasıl acımasız bir sistem olduğunu, nasıl medeniyeti, kültürü, sanatı, sevgiyi, aileyi, devleti, her şeyi mahvedip bitirdiğini bizzat gözleriyle görecekler. Şimdi biz tarif ediyoruz, “acaba nasıl bir şey” diyor. Fiilen göreceksiniz. Bakın ekonomik krizin nedeni şu an dünyadaki dinsizlik. Ekonomik krizin tek nedeni budur, başka bir şey yok. Mesela ailelerin parçalanmasının nedeni; dinsizliktir. İntiharların nedeni; dinsizliktir, uyuşturucunun nedeni; dinsizliktir, sapıklığın yayılmasının sebebi; dinsizliktir, mutsuzluğun ve neşesizliğin nedeni; dinsizliktir. Halkın yüzde doksan dokuzunun suratı asık, neşesiz, ızdırap içinde ve gerginler; bütün dünya. Aksi varsa gelsin bana söylesinler. Kardeşim diskolarda bile bakıyorum, çekim yapıyorlar, hiçbiri mutlu değil. Ayakta böyle suratı bir karış, kızgın sacın üstünde ayağı iniyor gibi, bir ayağını kaldırıyor, bir ayağını aşağı indiriyor, suratı bir karış, gülmeye çalışıyor, gülemiyor acı acı. Mesela dilini çıkartıyor bilmem ne yapıyor ama daha da onların gerginliğini artırıyor o. Çünkü daha da korkutucu, daha rahatsız edici bir ortam meydana getiriyor. Kendini yerlere atıyor, bağırıyor çağırıyor fakat milletin asabını bozmaktan başka bir şeye yaramıyor. Neşelenemiyor, neşelenemez. Din olmadan neşe olmaz. Adam, “o zaman sana dini sunalım” diyor, bakıyoruz yobazlığı getiriyor. Sen delirdin mi kardeşim? Ya komünistlik, ya faşistlik, ya yobazlık. Üçünü de bir kenara alalım. Asr-ı saadet Müslümanlığını istiyoruz biz. Hz. Hasan (r.a), Hz. Hüseyin (r.a.), on iki imam nasıl neşeliydiler, Hz. Ali (r.a) nasıl neşeliydi. Hz. Ali (r.a.)’a, hilafet verilmemesinin, halifelik verilmemesinin bir sebebi var. Hz. Ömer (r.a)’a soruyorlar, “Hz. Ali (r.a)’ı halife yap” diyorlar, “o efdal’dir” diyorlar yani Peygamberimiz (s.a.v.)’den çok fazla hadis var, sevilen bir insan, “çok şakacı” diyor, akşama kadar şaka yapıyor, çok neşeli. Aslında güzel bir şey de, Hz. Ömer (r.a) tabi biraz celadetli olduğu için, o daha ciddi olmasını istiyor. Yani bakın halifelik vermemesinin nedeni; çok hoş bir nedenden, neşeli olması. Sürekli şaka yapıyor, nereye gitse. Bakın bir tane özellik göster” diyor, “çok şakacı o yüzden halife yapmayacağım” diyor. Müslüman öyle olacak işte, Hz. Ali (r.a) gibi. Neşeli, etrafını sevince boğan, coşkulu, sürekli hediyeler veren, para dağıtan, imkanlarını dağıtan, cömert, ziyafetler veren. Mesela bakın Cenab-ı Allah, Müslümanların ziyafet vermesini Kuran’da ısrarla belirtir. Hz. İbrahim (a.s)’a misafirler geliyor, tanımıyor, bilmiyor, “hoş geldiniz, sefa geldiniz, buyurun” diyor. Bilmiyorsun, tanımıyorsun, ama bakın Müslüman ahlakı işte. “Hemen buyrun” diyor, en güzel yere alıyor, “semiz buzağıyı hemen kestirdi” diyor, hemen bir kısmı ızgara, bir kısmı haşlama, bir kısmı pilav neyse artık şahane bir sofra meydana getiriyor. Hemen “buyrun” diyor. Misafirler, “biz yemek yemeyiz” diyorlar, Hz. İbrahim (a.s) acayip ürküyor öyle deyince. Çünkü yorgun ve dışarıdan gelmiş bir insanın ilk yapacağı şey nedir? Açlık ve susuzluktur. Gelenler ne açlık biliyorlar, ne susuzluk biliyorlar, o zaman olağanüstü bir şey var. Metafizik varlıklar olduğunu o zaman anlıyor. Hiçbir şekilde yemek yemiyorlar. Akşam oluyor, yine yemek yemiyorlar, ertesi gün oluyor yine yemek yemiyorlar. İnsan görünümünde Melek. Yani ilk fark edemiyor onların ne olduğunu, yemek yememelerinden anlıyor. Hiçbir şekilde yemek yemiyorlar. “Biz yemeyiz” diyorlar. “Biz görevli geldik” diyorlar inşaAllah. Konu buraya geldi, fakat özetle şunu söyleyeyim, Müslümanın gecesi, gündüzü bayram olacak, misafirleri olacak, ziyafet verecek, kazandığını dağıtacak ama herkes. Fakir bile olsa, onun bir sofrası olacak buyrun diyecek. Böyledir Müslümanlık. Mesela bir kıyafeti var, arkadaşı diyecek “ne kadar güzel” diyecek, çıkartıp verecek kıyafetini. Böyledir aslında. Ama egoistlik yayıldığı için, insanlar onu yapmıyorlar...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Ahir Zamana ait Yeni Bilgiler
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler