Adnan Oktar`ın 11 Aralık 2010 tarihli Aba Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Risale-i Nur’u değiştirmeye meraklı olan arkadaşlar, değiştirmeleri gereken yerleri gösteriyorum. Belki onlar bulamazlar kolaylık olsun onlara diye bak. Şimdi bak değiştirilmesi gereken önemli bir yer söylüyorum. Sözler, sayfa 318, orayı açsınlar. Orada değiştirmeleri gereken bir yer var. “İstikbal-i dünyeviyede (dünyanın geleceğinde) 1400 sene sonra gelecek bir hakikati” Mehdi’nin Hicri 1400’de geleceğini söylüyor Bediüzzaman, 1980 yılında geleceğini söylüyor. “Asırlarında karib (yakın) zannetmişler.” Sahabeler ta kendi zamanlarında beklemişlerdir Mehdi (as)’ı diyor. Halbuki “1400 sene sonra, Hicri 1400’de gelecek” diyor, 1980 yılında. Mesela bu arkadaşları çok rahatsız edecek bir cümle, bunu çıkarabilirler. Bu uygun onlara. Bak, 1400’ü 1600 yapsın Ümit Şimşek arkadaş. İki daha ilave ederse 1600 yapar, çok kolay. Baskıda sadece matbaaya rica edecek, bir iki ilave edecek 1600 olacak.
Şimdi bak yine değiştirmesi gereken çok fazla yer var, ona yardımcı olacağım ben. “Ta 1371 senesinden sonraki alem-i İslam'ın mukadderatına (kaderine) nazar eden (göz atan) Hutbe-i Şamiye'deki hakikatler... Evet şimdi olmasa da 30-40 sene sonra fen ve hakiki marifet” bak fen; biyoloji, paleontoloji, bütün bilimleri bilen ve araştıran Mehdi’ye işaret var, onu söylüyor burada. “Fen ve hakiki marifet”; müsbet ilimler ve sanat ve bunlarla ilgili her türlü yetenekli çalışma, zekice ve akılcı olan her türlü çalışmayı yapan Mehdi’yi Bediüzzaman anlatıyor. “Medeniyetin mehasini (medeniyetin iyiliklerini)” işte internet, radyo, televizyon, hepsini ve “o üç kuvveti tam techiz edip,” bu imkanları tam techiz edip, gayet güzel kullanarak “cihazatını verip” işte aletini, edevatını, bilgisayarlarını, hepsini “o dokuz manileri mağlup edip dağıtmak için” işte Darwinizmi, materyalizm, komünizm, faşizm, her türlü, emperyalizm, “dağıtmak için” ve gericilik, irtica “taharri-i hakikat meyelanını” hakikati araştırma meylinde olan, hakikatleri araştıran kişiyi “ve insaf ve muhabbet-i” insanlara insafla bakan, olaylara insafla bakan, “ve muhabbet-i insaniyeyi” insanlara coşkun sevgi duyan. Çocuklara, kadınlara, insanlara coşkun sevgi duyan, kalbi sevgiyle dolu olan Mehdi’yi “o dokuz düşman taifesinin cephesine göndermiş,” İstanbul’a Allah göndermiş diyor. “İnşaAllah yarım asır sonra onları darmadağın edecek.” Şimdi yarım asır 50 sene ediyor. Arkadaşların 200 seneye daha ilave ihtiyaçları var. Yarım asır artı iki yüz sene diye düzeltebilirler. Bak, ben onlara yer gösteriyorum; Hutbe-i Şamiye, sayfa 25, değil mi? Bak kolaylık olur, iki yüz sene daha ilave edecekler. Yarım asır artı iki yüz sene diyecekler. O Ümit Şimşek arkadaş, o Osman Hoca, hepsi, Cübbeli, Cübbeli’ye de çok yarar.
Bak “Yetmiş birde fecr-i sadık” Güneş, Mehdi, “Yetmiş birde fecr-i sadık (tan yerinin ağarması, Güneş doğmadan önceki kızıllık, sabah vakti) başladı veya başlayacak. Eğer bu, fecr-i kazib (sabaha karşı ufukta yayılmaya başlayan birinci kızıllık) de olsa, otuz kırk sene sonra fecr-i sadık (fecr-i kazibden sonra yayılmaya başlayan ikinci aydınlanma) çıkacak.” Mehdi çıkacak diyor, otuz kırk sene sonra. 1371’e 30’u eklersek 1401 yapıyor, 1981, Hicri 1400 Mehdi’nin çıkış tarihi. 1371’e 40’ı eklersek, çünkü bak diyor “otuz kırk sene sonra” 40’ı eklediğimizde 1991 ediyor. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki,” diyor Bediüzzaman başka bir yerde bak, 81, 91. Şimdi bu da arkadaşlara yaramaz, net tarih vermiş çünkü, buraların da değişmesi gerekiyor. O zaman ne diyecek? “Otuz kırk sene sonra fecr-i sadık çıkacak” otuz kırk artı iki yüz sene sonra veyahut 570 sene sonra veyahut hocanın dediği gibi, Osman Ünlü Hoca’nın dediği gibi 1000 sene daha ilave edebilirler. Ama 200 sene yine mütevazı bir rakam, iyi o. Onlara yeter o. Zaten Cübbeli de, fazla değil Cübbeli de benim fazla bir vakte ihtiyacım yok, o da bir 200 seneye razı zaten. Hakikaten konuşsan o da kabul eder 200, 570 diye bir attı ama 200’e, ona da razı. “Attı” derken o fikri ortaya attı, inşaAllah. Şimdi bak bunu da değiştirmeniz gerekiyor Ümit Şimşek arkadaşım. Hutbe-i Şamiye sayfa 23 ve efendim Mehtap TV yöneticisi kardeşlerim. Şimdi bak değişmesi gereken çok yer var. “Bu hakikatten anlaşılıyor ki,” diyor Bediüzzaman “sonra gelecek o mübarek zat, (Mehdi (a.s.)) Risale-i Nur Külliyatı’nı bir programı olarak neşir ve tatbik edecek” onun programının içinde olacak diyor bu. Radyolardan, televizyonlardan, internetten onu programlarının içine alacak. Bak bir programı olarak diyor, Bediüzzaman’ın ifadesi, bak “bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.” Programı olarak neşretmek ne demek? Anlatacak. Radyolardan, televizyonlardan, gazetelerden, internetten, telefondan, o devrin imkanları neyse hepsinden istifade ederek Risale-i Nur’un gerçeklerini anlatacak. Risale-i Nur’u gizlemek isteyen, sahtekarlık yapan, üçkağıtçılık yapan, dürüst olmayan, kendini büyük Avrupa Birliği projesinin müstahdemi olarak gören, Avrupa Birliği’nin içine gireceğini umarak Avrupa Birliği’nden para alan, Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet etmek isteyen bir kısım ahmakların canına ot tıkayacak diyor Bediüzzaman, Mehdi, Risale-i Nur Külliyatı’yla benim sözlerimi söyleyecek ve onları rezil, rüsva edecek diyor. Ama ben tabii ismi geçen kardeşleri tenzih ediyorum. Onlar mazlum, temiz kardeşlerim, cahiller. Ben onları ayrı uyarıyorum. Ama istihbarat örgütlerinden para alan sahtekarlara benim bu sözüm.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
ADNAN OKTAR:... Ne yapacakmış Mehdi? “Sonra gelecek o mübarek zat, (Mehdi (a.s.)) Risale-i Nur Külliyatı’nı bir programı olarak neşir ve tatbik edecek.” Demek ki geceli gündüzlü, sahtekarların, üç kağıtçıların, Risale-i Nur’u değiştirmeye kalkan satılmışların faaliyetlerini durduracak. Ama tekrar diyorum, bu ismi geçen kardeşlerimizi bahsettiğimizi, bunları tenzih ediyorum. Bunlar samimi, tanıdığımız kimseler. Bunları biz anlatırız, düzeltirler onlar, onlar sorun değil. Ben maaş alan, maaş alan Büyük Ortadoğu Projesi için maaş alan ajanları kastediyorum. Onları yerle bir edecek Mehdi, onu söyleyeyim inşaAllah.
Bediüzzaman diyor ki Barla Lahikası sayfa 162’de: “O ileride gelecek acib şahsın (şaşılan ve hayret uyandıran, benzeri görülmeyen şahsın, Muhammed Mehdi (a.s.)’ın) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (yardımcı kuvveti) ve o büyük kumandanın (büyük kumandan olan Mehdi (a.s.)’ın) pişdar bir neferi (önden giden bir askeri) olduğumu zannediyorum.” diyor. Ama şimdiki arkadaşlarımız bunu kabul edemiyorlar. Hem de Nur talebesiyim, diyorlar, olmaz, olmaz. Bak, Barla Lahikası, sayfa 162: “Tâ âhir zamanda,” diyor Bediüzzaman “hayatın geniş dairesinde” internetin, radyoların, televizyonların geliştiği bir dünyada “Risale-i Nur külliyatı’nın asıl sahibleri, yâni Muhammed Mehdi (a.s.) ve şâkirdleri (talebeleri), Cenâb-ı Hakkın izniyle gelir, o daireyi genişlendirir” Risale-i Nur dairesini genişlettirir, “ve o tohumlar sünbüllenir.” Siz tohum halindesiniz, sünbülleneceksiniz diyor Mehdi gelince. “Bizler de kabrimizde seyredip Allah'a şükrederiz” Mehdi (a.s.) faaliyetteyken ben vefat etmiş olacağım, mezarda olacağım, diyor. Kastamonu Lahikası, sayfa 99. Yanlışım varsa bana yazsın Nur talebesi kardeşlerimiz. Ama bak, ben onların yanlış olduğunu da söylüyorum. Benim yanlışım var da bana söylemezlerse Allah onlara lanet etsin. Benim yanlışım olduğu halde bana söylemeyenlere Allah lanet etsin.
ALTUĞ BERKER:Allah razı olsun Hocam.
ADNAN OKTAR:Allah’ın, Melekler’in laneti üzerine olsun. Ben bu yanlışı okuyorsam, Risale-i Nur’dan yanlış söylüyorsam bana söylesinler, değil mi? Ama kendileri doğru söylemeyip de yalan söylüyorlarsa, Allah’a sığınsınlar, vazgeçsinler.
“Şimdi hatıra geldi ki, eğer şeddeli ‘lamlar’ ve ‘mimler’ ikişer sayılsa bundan bir asır sonra zulümatı dağıtacak zatlar ise,” Muhammed Mehdi (a.s.)’ın “Hazret-i Mehdi (a.s.)'ın şakirdleri olabilir” diyor, Şualar, sayfa 605. “Bundan bir asır sonra,” Hicri 1300’de söylüyor Bediüzzaman bunu.
ALTUĞ BERKER:Evet.
ADNAN OKTAR:Bir asır sonra ne yapar?
ALTUĞ BERKER:1400.
ADNAN OKTAR:1400, yani 1980. Şimdi 200 sene ilave edilmesi gerekiyor bak arkadaşa yer gösteriyorum, Ümit Şimşek arkadaşım, kardeşim, değerli kardeşim. Şimdi bayağı bir iş çıktı sana. Şualar, birinci Şua, sayfa 605. Sen orayı bir değiştir, 200 sene ilave et. Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sayfa 90, burada da bir 200 sene ilave etmen gerekiyor. Bayağı bir iş çıktı sana.
“Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyanlar var ki; her şeyi kendi hesabına aldığı için, farazâ hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek olan o zât” Bediüzzaman bunu kendi el yazısıyla yazmış, orijinal. Bizzat tashih edip, kendi el yazısı var. “Bir asır sonra gelecek olan o zât (Hz. Mehdi (a.s.)) dahi bu zamanda gelse,” diyor Kastamonu Lahikası sayfa 57. Şimdi Ümit Şimşek kardeşim, Kastamonu Lahikası, sayfa 57’yi aç, “hakiki beklenilen ve bir asır sonra gelecek olan o zât” yerine “üç asır sonra gelecek” yap, ilave yap. Bir yazmışlar çünkü, Bediüzzaman bir diyor. Sen ‘bir’den rahatsız olmuşsun. Ona iki daha ilave et, ‘üç asır sonra’ de. O zaman bayağı yolun açılır, tabii yapabilirsen. Sıkıysa yap. Ve Mehtap TV’deki kardeşlerimiz. Evet, bundan sonra bu konular sürekli gündem, inşaAllah.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler