Adnan Oktar`ın 5 Ocak 2011 tarihli Tv Kayseri ve Samsun Aks Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Bakın, Müslüman millet, imanlı millet, akıllı insanlar, bir milyon dahi satsa, böyle bir gazeteyi bin tane bile satmayan gazete konumuna getirirler, manen. Bunu yapmayın. Fethullah Hocamız Allah rızası için bu gidişata bir el koysun. Gelsin Türkiye'ye, biz getirelim. Bir “ne oluyor” desin, bir kükresin. O Türk-İslam Birliği taraftarı bir koç yiğittir. Bütün şiirlerine bakın, sözlerine bakın; aşkla, gözyaşlarıyla Türk-İslam Birliği'ni isteyen bir insandır, İttihad-ı İslam'ı isteyen bir insandır. Bak, burada kimler ne sesler çıkarıyorlar, değil mi? Hocamızı aldılar orada esir ettiler. Buradan Allah rızası için gitsin bir 10 kişi, alsın getirsinler Hocamızı. Yok, burada şamata olurmuş; şamata olursa, biz de şamataya cevabını hukukla, kanunla veririz. Ne şamata olacak? İddia edilen Ergenekon örgütü tehdit ediyor, ona da inanıyorlar. “Geldi mi, işte bağırırız, çağırırız.” Bağır sen, köpekler de bağırıyor. Sabaha doğru ötmeye başlıyor köpekler. Ne olur, hiçbir şey olmaz. Güneş yine doğuyor. Yani bir insan, muhterem bir insan kendi vatanına geldi diye adam şamata yapıyorsa, bu ahlaksızlıktır, terbiyesizliktir zaten. Cevabını vermek kolay onun; kanun, hukuk ölçüleri içerisinde cevabını veririz. Dert değil. Ama böyle adım adım, adım adım, bizi bu rahatsız ediyor artık, ayıp bu. Biz çünkü güveniyoruz, diyoruz ki; “bunlar Nur talebesidir, Fethullah Hocamızın talebesidir.” Bakıyoruz Bediüzzaman'dan tek kelime bahsetmiyorlar artık. Apo'dan bahisler, federasyondan bahisler. Şimdi bak, bunlar bizi rahatsız etti, artık bunu durdursunlar. Bu son olsun, bu bununla bitsin. Yoksa benim için Zaman Gazetesi diye bir gazete kalmayacak, Samanyolu diye bir televizyon da kalmaz, Mehtap TV diye bir şey de kafamda kalmaz. Yani çünkü bu kadar rastlantı olmaz. Birincisi pardon, ikincisi pardon, üçüncüsü pardon, kaçıncı pardon olacak bu? Türk-İslam Birliği'nden tek kelime bahsetmiyor gazete, tek kelime. İttihad-ı İslam'dan tek kelime bahsetmiyor. Koysanıza Bediüzzaman'ın İttihad-ı İslam ile ilgili sözlerini. Korkmayın, hapsedilmezsiniz, bir şey olmaz. Sizi asıp kesmezler, bir şey olmaz. Ben garanti veriyorum, inşaAllah. Ne kadar canları tatlı kardeşim. Git yat, hapis yat, ne olur ayrıca. Böyle yaşayacağına, değil mi? Bir de niye hapis yatasın sen? Türk-İslam Birliği devletin politikası, resmi politikası. Bizim bütün vatanımızı, milletimizi sevenlerin ana ülküsüdür, ana idealidir. Burada size karşı saygı ve sevgi olur, başka bir şey olmaz. Baş tacı edilirsiniz. Bediüzzaman yüzlerce sayfa İttihad-ı İslam ile ilgili yazılar yazmış, koyun onları, korkmayın. Kuran ayetlerini koyun, Zaman Gazetesi'ni iftiharla okuruz. Baş tacı edilirsiniz, ne oldu böyle, bir şeyler oldu, biz anlamıyoruz. Hüsn-ü zan, hüsn-ü zan, hüsn-ü zan; bu bizi artık biraz rahatsız etti. Çünkü bu tevafuka benzemiyor. Bir olur, iki olur, üç olur. Bak, daha yeni uyardım, değil mi? Adam çıkmış gürül gürül bayraktan bahsediyor. Sıkıysa yap o zaman, ne diyelim yani? Bak, öbürü; “adadan deccal bağırıyor” diyor. “Başbakanınızı da öldürtürüz,” bilmem ne. Her tarafın deccal olsa kaç yazar, adamı zorla konuşturma yani. Oturuyor kabadayılık yapıyor oradan, işte deccallık yapıyor kendince; şöyle yaparız, böyle yaparız, bilmem ne yaparız. Bizim milletimiz şefkatli ve merhametli olduğu için çok özenli hareket ediyor. Onlar gibi zalimane hareket etmiyor Türk ordusu da, milletimiz de. Onlar ne itlik yaparsa yapsın, biz hep saygıyla, sevgiyle, şefkatle hareket edeceğiz. Hiçbir şekilde kendimizi kaptırmayız. Zıvanadan çıkarttırmak istiyorlar, kontrolden çıkartmak, öyle bir olay olmaz. Son derece kontrollü, aklı başında munis insanlarız. Ve Kürt kardeşlerimizi ben kimseye kaptırtmam, komünistlerin eline vermeyeceğim, Stalinistlerin eline vermeyeceğim, Leninistlerin eline vermeyeceğim. Benim Kürt annelerim ne anlar Leninizmden, bilmemneden. Komünizmde aile yok, ahlak yok, din yok; komünizmin karşı olduğu müesseselerdir. Din, devlet ve aile ve ahlak, mutlaka kaldırılması gereken müesseselerdir. Benim Kürt kardeşlerimin hayatıdır bunlar, din olmadan benim Kürt kardeşim yaşamaz, hayatın bir anlamı olmaz. Onlarda namus, onur, şeref hayatın sebebidir. Sen adamın namusunu, onurunu, şerefini, her şeyini almaya kalkışıyorsun. Buna müsaade etmeyiz. Ve benim Kürt dedelerim; uzun sakallı, başı sarıklı benim Kürt dedelerimi komünistlerin eline vermem. Bıraksınlar bu sevdayı. Gazete köşelerinde filan olmaz. Ama Zaman Gazetesi bu işlere girerse çok ayıp yapar. Allah rızası için bir özür yazısı yayınlasınlar, bu konuda net tavırlarını alsınlar, Bediüzzaman'ı ön plana alsınlar, Bediüzzaman'ın resmini bir görelim, kapaktan. Şaşar beşer Faruk Beşer'i de şöyle bir kenarda tutsunlar. Şu mühendislik konusunda gayretli olan adamları bir durduralım. Koyun Bediüzzaman'ın sözünü, “Bediüzzaman'ın hayattaki en büyük amacı İttihad-ı İslam'dı” deyin, bir şey olmaz, satışlarınız da düşmez. Ben dağıtacağım, söz veriyorum yani. Zaman Gazetesi'ni elli bin, yüz bin daha fazla dağıttırayım. Ama yapmayın, etmeyin, Şimdi ne diyeyim ben buna, bu da mı rastlantı yani? Geçen gün Şahin Alpay, “yok kardeşim öyle bir şey” dediler. Peki bu nedir? Bu da mı rastlantı yani? Böyle entel dantel takımını Nur talebelerinin içinden çeksinler. Bunlar ayrı bir gazete kursunlar kardeşim. Alın mesela mahcup kardeşi, işte Şahinler, Alpaylar, bilmemneler, kimse onlar, hepsi, ayrı bir gazete kursunlar, ne fikirleri varsa orada anlatsınlar. Ama biz Zaman Gazetesi'ni dindar bir gazete olarak biliyoruz, milliyetçi bir gazete olarak biliyoruz. Türk-İslam Birliği'ni, İttihad-ı İslam'ı isteyen bir gazete olarak biliyoruz. Tek kelime İttihad-ı İslam'dan bahsetmiyor, tek kelime Türk-İslam Birliği'nden bahsetmiyor. Gece gündüz federasyon. İstemiyoruz kardeşim biz, uzatmaya gerek yok. Yani bir daha tekrar ederse samimiyetlerinden ciddi şekilde artık şüphe değil, kanaat gelmiş olacak. Yani kanaatim oturmuş olacak. Ondan sonra Zaman Gazetesi'nin benim için Hürriyet Gazetesi'nden hiçbir farkı kalmaz. Milliyet'ten hiçbir farkı kalmaz, Radikal'den hiçbir farkı kalmaz. Bir milyon basıyormuş, bassın, on milyon bassa kaç yazar? Top top gazete kağıtlarını dağıtırsın, yani millet okumadıktan sonra, ruhunda bir etki yapmadıktan sonra istediğin kadar bas. Eğer yanlış düşünüyorsam, o camiadan bir kardeşimiz bana maille yazsın. Desin ki bana, “yanlış, hatalı düşünüyorsun” desin; iftihar ederim, hata yapmış olmayı çok istiyorum çünkü, yanlış düşünüyor olmayı çok istiyorum. Bana yazsınlar, yani gereksiz tedirgin oluyorsun desinler, rahatlayayım. Ama haklısın diyorlarsa o zaman devam edeceğiz, inşaAllah.
Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler