Adnan Oktar`ın 5 Ocak 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ALTUĞ BERKER: Bilgisayarlardan bahsetmiştiniz Hocam, teknolojiden. “Bilgisayarların içleri de iman hakikati bizim için” diye anlatmıştınız. Onunla ilgili uygun görürseniz göstermek istiyordum. “Sadece doğadaki canlıları değil; arabanın, bilgisayarın elektronik aksanını, iç motorunu da Allah yaratır” demiştiniz Hocam. “Bilgisayarları, arabaları, gemileri, uyduları, tüm teknolojiyi Allah yaratmıştır. Ama insanların çoğu bunları fabrika yapıyor zannediyorlar” demiştiniz. “Oysa hiçbir fabrika bunları yapamaz; hepsini Allah yaratır. Bunları yapıp inşa eden insanların var olması onları yanıltıyor. Teknolojiyi, medeniyeti, bilimsel ve teknik gelişmeleri –hâşâ- Allah’tan bağımsız zannediyorlar. Bunların var olmasına vesile olan insanların Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunu unutuyorlar” dediniz Hocam, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Şimdi söyleyince zannediyorlar ki, inancımızdan dolayı. Derler ya dedeler; “her şeyi Allah yaratmıştır” ama “yaratmıştır” derken biz hem iman ediyoruz ama bak bir de ispat ediyoruz; bu çok önemli. Bilimsel olarak da ispat ediyoruz. Kalbin ve aklın açıkça tasdik edeceği şekilde ispat ediyoruz. Mesela şu an şu cihaz, bu uzaktan kumanda aleti, bu bizim beynimizde şu an yaratılıyor. Dışarıdaki bunun gerçek şeklini biz bilmiyoruz. Bu dışarıda saydam ve renksiz bir varlık. Cismen fark edemeyiz saydam olduğu için; çok zordur. Simsiyah karanlık içerisinde ve dışarıdaki varlığını yaratan da Allah fakat dışarıdaki varlığıyla değil de beynimizdeki varlığıyla, sadece onunla muhatap ediyor Allah. Yani dışarıdaki varlığı duruyor fakat onunla bağlantı -dikkat edin- sıfır, hiç bağlantımız yok, hiç. Biz sadece Allah’ın beynimizde yarattığı kısmıyla muhatap oluyoruz. Bizim için kumanda beynimizin içinde gördüğümüz görüntü, dışarıdaki değil. Dışarıda varlığını biliyoruz sadece. Şimdi dışarıdaki varlığını Allah yaratıyor. Fakat bizim asıl muhatap olduğumuzu beynimizde yaratan kim? Allah yaratıyor. Renklerini kim yaratıyor? Allah. Işığını kim yaratıyor? Allah. Dokunma hissini kim yaratıyor? Allah. Bunun meydana getirdiği görüntüdeki değişikliklerle ait şekilleri kim gösteriyor? Yine Allah yaratıyor. Dolayısıyla benim anlattığımı, yani maddenin hakikatinin beyindeki yaratılması olayını tam kavrayan insan bütün maddenin, bütün elektronik aletlerin, her şeyin beyinde yaratıldığını açıkça görecektir. Dolayısıyla dışarıdaki maddeyle bizim o yönde, onların anladığı anlamda bir bağlantımız yok. Hiç kimse maddenin orijinalini şu ana kadar görmüş değildir; hiç kimse. Herkes beyninin içinde yaşar. Bu çok büyük bir hakikat ama bunu bilmeyen bir adama, “elektronik aletleri Allah yarattı” dersen; “o bir inanç herhalde” der. Hâlbuki inanç ama aynı zamanda bilimsel bir gerçek bu. Mesela meleklere inanç; bir inançtır bu, doğru. Kadere inanç; bir inançtır. Ama kader de bilimsel bir gerçektir. Kader de ispat edilebilen bir gerçektir. Ama mesela melekleri ispat etmemiz mümkün olmuyor; fakat kaderi ispat edebiliriz. Zaman kavramını anlatarak bilimsel yoldan ispat edebiliriz. Ama görüntünün beyinde meydana geldiğini, bunu bilimsel olarak ispat etme imkânımız var, hem de tam anlamıyla. Onun için bir kısmı bunların inançtır, bir kısmı bilimsel gerçektir. Hem inanç hem bilimsel gerçektir. Allah’ın varlığı bir inançtır. Biz iman ederiz Allah’ın varlığına, meleklerin varlığına; ama mesela cini ispat edebiliyoruz. Cini ispat imkânımız var, ben bizzat biliyorum. Çünkü soru soruyoruz, cevap veriyor adam. Hatta bazı arkadaşlarımız doğrudan görüntü olarak da görüyorlar. Yani görüntü olarak oluşuyor. Bu biliniyor, bilinen bir şey. Eşya nakli mümkün oluyor. Küçük bir şeyi mesela alıp götürüp getirebiliyor. Bir şeyi hareket ettirebiliyor. Bu yönüyle ispat edebiliyoruz cini. Ama mesela meleği ispat edemiyoruz. Bilimsel olarak ispat ettiklerimiz ayrı bir konu. Bakın, cinleri bilimsel olarak ispat edebiliyoruz, zamanı ispat edebiliyoruz, maddenin beynimizde oluştuğunu ve Allah tarafından yaratıldığını ispat edebiliyoruz. Ama Allah’ın varlığı ve melekler, bazı bunun dışında kitapları var Allah’ın geçmişte, bu gayb haberidir mesela; onu biz ispat edemeyiz. Tevrat'ı ispat ederiz, İncil'i ispat ederiz; ama Hz. İbrahim (a.s.)'a gelen suhufu ispat edemeyiz. Gösteremiyoruz şu an. Varlıklarına inanıyoruz, inşaAllah. Olaylara bakan arkadaşlarımız böyle konuları değerlendirirken, imani konuları incelerken bu yönüyle de ele almaları gerekiyor. Bu yönüyle değerlendirmeleri gerekiyor, inşaAllah.
Evrimcilerin İtirafları
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Ses kasetleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler