Adnan Oktar`ın 8 Ocak 2011 tarihli Kocaeli Tv röportajından
ALTUĞ BERKER:Bugün Ali Bulaç da Zaman Gazetesi’nde bu konuda bir yazı yazmış Hocam. Şöyle diyor; “nüfus cüzdanlarında din, mezhep ve etnisite adı altında dört farklı hane olması ve isteyenlerin etnik kökenlerini Kürk, Çerkez, Arnavut şeklince kimliğine yazdırabilmesi gerektiğini söylemiş. Bu uygulamanın modern ulus devletinin üst kimlik baskısını ortadan kaldıracağını, ayrıca önümüzdeki dönemde ulus devletinin varlığını korumakla birlikte egemenlik haklarının bir bölümünü yerel, bölgesel ve küresel olana devredeceğini” belirtmiş. Özetle Ali Bulaç da yetkinin yerel yönetimlere devri, yani özerklik modelinin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan bir yazı yazmış Hocam bugün.
ADNAN OKTAR:O hangi gazetede yazıyor?
ALTUĞ BERKER:Zaman Gazetesi’nde Ali Bulaç.
ADNAN OKTAR:Bizim Fethullah Hocamızı alıp getirmemiz şart oldu. Artık bunu Ali Bulaç Hocamız da söylüyorsa, insaf yani. Ali Bulaç Ağabey hemen İttihad-ı İslam, Türk-İslam Birliği ile ilgili bir yazı yazsın, Mehdiyet’i gündeme getirsin, çözüm budur. O sistemde ne Ali Bulaç kalır, ne Nur talebeleri kalır, ne şu kalır, ne bu kalır, paramparça olurlar, darmekeşan ederler. Ne millet kalır, ne Türkiye kalır, hiçbir şey kalmaz. Kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Çok büyük bir tehlikenin içine giriyorlar. Büyük bir bela dönüyor Allah esirgesin. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu üslup yanlış, bu mantık yanlış. Adı ne olursa olsun bölünme bölünmedir. Biz bölünmedik ama federatif sistemle bölündük. Bırak, kibarlaştırma adını. Bölünmenin adına yeni bir şekil getirmenin alemi yok. Doğu’daki PKK ayaklanması Stalinist, komünist bir ayaklanma ve bütün bölgeyi ele geçirmeyi amaçlayan bir komünist ayaklanma. Çok acımasız bir örgütlenmedir. Bunu görmezlikten gelmek olmaz.
ADNAN OKTAR: ...Benim öyle Müslümanlarla uğraşmak gibi bir derdim olmaz. Mesela Zaman Gazetesi’ne ben son derece saygılıyım. Fethullah Hocamın ben ayağının tozuyum. Ama federatif sistemden bahsedilirse ben deliririm o zaman. Allah aşkı ile deliririm ve bunu kabul etmem. Saygım da azalır. Federatif sistemin memleketi paramparça edeceğini çocuk olsa anlar. Bir de Türkiye’nin şartlarını da düşünün ayrıca. Kan gövdeyi götürür, Allah vermesin. Muazzam bir Kürt ve Türk savaşı, Kürt-Laz savaşı, Kürt-Boşnak savaşı, sonra daha da dallanıp budaklanıp bambaşka şeylere dönüşür ve müthiş bir nefrete dönüşür. Ben seviyorum. İnsan çocuğundan ayrılır mı, kardeşinden ayrılır mı, babasından ayrılır mı? Ben Kürt kardeşlerimi seviyorum. Ayrılmak istemiyorum. Pasaport ile gitmek istemiyorum. Biz pasaportları kaldırma peşindeyiz, adamlar pasaport hazırlamanın peşindeler. Vizeyle gireceğiz Mardin’e, Siirt’e; onu istiyor adamlar. Onlar da buraya gelirken vizeyle, pasaportla gelecekler. Bizim geceli gündüzlü bunu kaldırmanın peşinde olduğumuzu gördükleri halde. Ve halk İttihad-ı İslam’a hazır, artık an meselesi İttihad-ı İslam’ın olması, artık düğün dernek kurulmuş, her şey ortada, orada olay çıkartıyorlar. Düğünü milletin burnundan getirecek bir şeye çeviriyorlar. Bırakın düğünümüzü yapalım. Bırakın bu neşeli ortama girelim artık. Biz İttihad-ı İslam’ın dışında bir model kabul etmiyoruz. Türk-İslam Birliği’nin dışında model kabul etmiyoruz, istemiyoruz. Bize durup durup bunu anlatmanın alemi yok. Bir saygımız var, o da gider. Yapmasınlar, bunu artık bıraksınlar.
Ali Bulaç Ağabeyimiz, bak bu meal onun, iftiharla okuyorum. Ali Bulaç Ağabeyimin kendi yazdığı meal. Bakın, herhangi bir sayfa açıyorum; Taha Suresi, 90. ayet, şeytandan Allah sığınıyorum; “Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz)”diyor Harun (a.s). “Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız."” Yani böyle küresel inançlar, küresel dogmatik inançlar, insanların meydana getirdiği inançlar, “biz bunlara bağlı olacağız” diyorlar. Bak, diyor ki Hz. Musa (a.s) kardeşine; “"Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" “Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma."” Buradan anlıyoruz ki sakalı ve saçı uzun Harun (a.s)’ın. Sakallı olduğu anlaşılıyor ve uzun saçı olduğu anlaşılıyor. “Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkarıdn” bak; “İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın,” İsrailoğulları ne? O zamanın Müslümanları. Ayrılık çıkarmasına karşı bak ne kadar titiz, görüyor musun? “"Sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" “Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm."” Bak, züppelik yapıyor. Müslümanların görmediklerini gördüm diyor. “Böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi.” Yani Allah’ın hükmünü değiştiriyor. “Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azap dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak;” put, yani şu anın Darwinizmi, materyalizmi. “Biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız.” Bu altının da toz haline getirilmesi ayrı bir ilim. Özel bir ilim o, inşaAllah.
Ali Bulaç Hocamız Kuran’a baksın, her yerde, Kuran’ın bütününde hep İttihad-ı İslam’dan bahseder. Müslümanların birleşmesinde bahseder. Federatif bir sistemden, bölünmeden bahsetmez. Kuran bahsettiğinde hep topluluğa bahseder. Ya el müminin! Değil mi? Müminun ve müminata hitap. Tek bir millet, tek bir topluluk olarak bahseder Müslümanlardan. Onun için Allah rızası için, artık Zaman Gazetesi’ne yakışmıyor bu, ayıp yapıyorlar. Ben Fethullah Hocamı alıp getireceğim. Fethullah Hocamı da yıldırıyorlar. Diyorlar ki; “ sen gelirsen işte olay çıkar bilmem ne yapar.” Bunlar hikaye, biz buradan beş-altı kişi gönderelim Amerika’ya, Hocamızın koluna girip alıp getirelim. Olay çıkarsa ben sorumluyum. Bir tane göstersinler bana, sıkıysa yapsınlar, öyle bir şey yapamazlar. Burada kanun var, hukuk var. Kanunla, hukukla biz onların hepsini hizaya getiririz. Ben Fethullah Hocamı istiyorum. Çünkü burada acayip bir olaylar oluyor. Çok kötü bunlar. Doğru mu?
ALTUĞ BERKER:Çok doğru Hocam. Üstat Hazretleri de; “bu zamanın en büyük farz vazifesi İslam Birliğidir” diyor. “Bu birliğin de yolu muhabbettir” diyor kısaca, inşaAllah.
ADNAN OKTAR:Evet. Şimdi onlar bizi telkinle etkilemeye çalışıyorlar. Biz de diyeceğiz ki sonunda; “bu federatif sistem diyorlar, diyorlar, kabul edelim gitsin” falan diyeceğiz, “madem ısrar ediyorlar.” Yok arkadaşım, hiçbir şekilde kabul etmiyoruz. Boş yere konuşuyorsunuz. Türk-İslam Birliği’nin son noktasına geldik biz, inşaAllah...
Makaleler
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Web siteleri
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Güncel Yorumlar
Devamı ...