Adnan Oktar`ın 15 Ocak 2011 tarihli Aba Tv ve Kocaeli Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Fethullah Hoca’nın 1980 yılında, Mehdi (a.s.)’ın zuhur ettiği yılda, Mehdi (a.s)’a ithafen yazdığı bir yazı. Birinci yıl sayı 12, Sızıntı dergisinde çıktı, Mehdi (a.s)’ı anlatıyor. Şimdi iyi dinlesin Zaman Gazetesi’ndeki bu modernist arkadaşlar. Bakın diyor ki; “Binlerce sızlanış alın teri ve kafa sancısından ve neslin derdinin vicdanlarda derinlemesine iniltilerle, ürpertiler meydana getirmesinden sonra” yani çok acılar çektikten sonra, çok sıkıntılar çektikten sonra, deccaliyetin zulmünden sonra “perdeler açıldı” diyor.” Bu ne demek, Mehdi (a.s) zuhur etti. “Haileler ortadan kalktı” engeller ortadan kalktı. “Toprakta gizlenen çekirdekler renk renk, çiçek çiçek açıp etrafı sardı.” Bediüzzaman diyor ya; “çiçekler açacak, sümbüllenecek” diyor Bediüzzaman, bak aynısını söylüyor. “Toprakta gizlenen çekirdekler renk renk çiçek açıp etrafı sardı.” Mehdiyet atağa geçti diyor, aynısı Bediüzzaman’ın dediğiyle. “Çevredeki şu cıvıltıya bak! Artık en yaşlılar bile kendisini ne kadar dinç ve genç buluyor, istikbali ne kadar aydınlık görüyor! Nerede ümitlerin ferini turan çileli devirler?” Zorlu devirler nerede diyor. “İsraf edilen bir servet gibi salıverdiğin sesine soluğuna acıyordun baştan” boş yere mi konuşuyorum acaba diye düşünüyorsun diyor, anlatıyorsun anlatıyorsun, anlamıyor adamlar diyor. “ama Hak onları hiç boşa çıkarmadı. Nebatatın tohumlarının sonbaharda sağa sola saçılışı” aynı Bediüzzaman’ın ifadesi, “ve bir kış boyu kayboluşu, sonra da nevbaharda yeniden rengarenk ortaya çıkışı gibi, çamurlara ekilen hakikat çekirdekleri de” çamur gibi zor bir ortamda faaliyet yapıyorsun diyor, Mehdi (a.s)’ın bulunduğu yeri söylüyor. “hakikat çekirdekleri de, bir kışı atlattıktan sonra bahar resmi geçidinde hazır bulunmaktalar!” etrafında kümelenme başladı diyor. Tohumlar açtılar diyor. “Her gayret bir metot öğretti,” her çalışmadan bir tecrübe edindin diyor. “hayatın içinde tekniği ve pratiği kavradınız” diyor o topluluğa. “Önceleri ifadeler, sınıfta hep muallâkta kalıyor bir temel bulamıyordu.” Demek ki bir okulda bir faaliyet var, belki bir üniversite, belki bir akademi, belki büyük bir yer. “Önceleri ifadeler, sınıfta hep muallâkta kalıyor bir temel bulamıyordu. Dinleyenlere, sanki bilinmez bir âlemden, esrarlı bir hayattan bahsediyor gibi geliyordu.” Dinliyorlar ama o kadar etkilenmiyorlardı senden diyor. “Sonra sözlere muhatap olanlar, anlatılanlarının pratik hayatta yerini görünce” dediklerinin doğru olduğunu anlayınca, “yani hakikatleri yaşayan kendi yaşıtları ile karşılaşınca” bir de bakıyor ki kendisi gibi kaliteli, genç, dinamik insanlar aynısı. Aynı ortam, aynı kişiler. Çünkü 70 yaşında bir dede anlatmıyor onu, genç birisi anlatıyor. Gençlerden oluştuğunu da söylüyor Mehdi (a.s)’ın talebelerinin, “karşılaşınca artık hiçbir şey anlatmaya lüzum kalmadı.” Bakıyor çok kaliteli, zengin, güzel görünüşlü, bu Müslümanlığı yaşıyorsa, Müslümansa, kültürlü, bilgili olduğuna göre, üniversitede okuyan, kültürlü bir insan oluyor demek ki doğru. Var bir bildiği diyorlar. “Yani hakikatleri yaşayan kendi yaşıtları ile karşılaşınca, artık hiçbir şey anlatmaya lüzum kalmadı. Yaşayış daha müessirdi.” Fiili yaşama daha müessir, etkiliydi diyor. “Bilhassa hisli, heyecanlı gençler arasında. İyice anladınız ki, ağaç ağaç içinde yetişirmiş. “Vazife veriyordun ama eskisi gibi baştan savma değildi artık. Çünkü kaynaklar ve onların kaynadığı bahçeler çok mühimdi. Esas derslerini o vesile ile alıyorlardı. Çünkü böylece hakikatin kristallerini fiil halinde görüyorlardı. Mukaddes prensiplere hayatları ile ayna olanları gözü ile görenlere edebiyat yapmaya lüzum kalmıyordu.” Bir kısım gelenekçi Müslüman kardeşimiz edebiyat yaparlar ya, anlatıyor anlatıyor bir türlü anlaşılmıyor. Bu özetle anlatıyorsun diyor tam, bir sünnet vardır Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetine uygun hayat, bir de geleneksel hayat vardır, o müşrik ruhudur. “Sabrın, müsamahan ve yüzünü süsleyen hiç eksik etmediğin samimi tebessümlerin,” demek ki Mehdi (a.s) o devirde güler yüzlü insanlara karşı tavrı. Sabırlı ve müsemahalı, sinirlenmiyor. “çok hırçın ve haşinleri esir etti.” Demek ki saldırgan ve ters adamlarla tartışıyor. “Bu asrın şefkate muhtaç, merhamet açlığından vicdanları pekleşmiş, hiddet ve şiddet timsalleri” komünistler, terörist, azgın damlar “en bağnazlara dahi muhabbet .” En azgın komünistlere bile, terörist kılıklılara bile muhabbet aşılmasını bildin diyor. Bu Mehdi (a.s) ile murakabeyle elde ettiği bir bilgidir Fethullah Hocamız’ın, yani kalbi murakabeyle elde ettiği bir bilgi, inşaAllah. “Bildiğinden şaşmaya niyeti olmayanlara,” katı adam kafayı takmış mesela neyse, Darwinizm’e, materyalizme, niyeti yok vazgeçmeye. “Bildiğinden şaşmaya niyeti olmayanlara teoriler sinsice ve kasıtlı olarak objektif bir ilim gibi kabul ettirilenlere;” Darwinizm, materyalizm, teoriler dediği o. “sinsice ve kasıtlı olarak” Yani Darwinizm sinsice eğitiliyor zaten biliyorsunuz, “ve kasıtlı olarak, objektif bir ilim gibi kabul ettirilenlere;” hakikaten ispatlanmış bir ilim gibi anlatılıyor ya Darwinizm, onu anlatıyor, “gül dağıtır gibi gülümsemeler yağdırarak, ilimle teorinin farkını anlattın.” Darwinizm’le gerçek bilim arasındaki farkı anlattın diyor. Bunun bir yüksek okulda geçtiği anlaşılıyor üsluptan. “Tecrübe ve tatbikatın birçok nazariyeleri ortadan kaldırdığını hayat âleminde kurulanları, gerçek sebep ve illetlerin başka sağlam neticelere götürdüğünü gayet makul şekilde ifade ederek kafalarına çivi gibi çakılan hatalı anlayışlar hakkında, önce irkilmelerine sonra sarsılmalarına zemin hazırladın.” Önce şaşıracaklar, sonra sarsıldılar diyor. “Böylece etrafında haklı bir saygı halesini sıcak ve sevimli bakışlar halinde fark eder oldun.” Etrafında seni sevenler oluşmaya başladı diyor. Mehdi (a.s)’ın ilk çalışmaya başladığı devreyi anlatıyor. Her aşamasını takip etmiştir Fethullah Hoca, Mehdiyet’in ve sürekli yazmıştır. İlerde daha kalabalıklaştığında kalabalıklaştığını, bir saldırı olduğunda saldırıyı hepsini anlatmıştır. Ama şu an Hocamız’ı orada esir ettiler, o ayrı mesele. “Kin, nefret ve art niyet, senin semtine uğramadığı için, artık rahatlıkla içlerindeki her şeyi, hatta yakınlarına ve kitle psikolojisi havasında hareket ettikleri arkadaşlarına söylemedikleri sırları dahi sana emin olarak açabiliyorlar” Sana çok güvenmeye başladılar. O kadar teslimiyetliler sana karşı, diyor. “Kendilerini rahatsız eden düğümleri çözmek üzere önüne serebiliyorlar.” Benim şöyle bir problemim var, gibisinden, söylüyorlar, diyor. “Ama bu duruma gelebilmek için aylar, seneler istedi.” Bayağı uğraştın diyor. “Ondan sonra artık acı sabrının tatlı meyvelerini yer gibi, artık arzuladığın konuma ulaşmış oldun. Çoklarının kalbine girdin. Bataklıkta yüzenlerden bazılarına el uzattın. Hatta çamurları miskü amber gibi yüzüne gözüne süren bazılarını derin gafletten uyarıp kendilerini kontrol etme, tiksinme ve ürperti duyma havasına hazırladın” Yani yaptığının pis olduğunu, tiksinecek bir şey olduğunu onlara hissettirdin diyor. “Toplum haleti rûhiyesi içinde dava arkadaşlarından kopamayan pek çokları da”, yani kitle psikolojisinden kopamayan, arkadaş grubunu birçok kişi bırakamaz, biliyorsun. Karşıdaki fikir doğru bile olsa, arkadaş grubunu bırakamıyorlar. “Kopamayan pek çokları da ruh ve vicdan yönü ile artık davalarına yabancı olmuşlardı” Artık komünist olamıyor. O heyecanı kaybettiler, diyor. “En mütemerridlerinin içinde de söz ve tavırların kendi meselelerine karşı bir burkuntu meydana getirdi.” Artık davalarına karşı güveni kalmadı, materyalist, Darwinist, komünist düşünceye karşı güvenleri kalmadı diyor. “Tohum atamadığın çoraklar varsa da çayır söker gibi birinci sürmeyi başardın.” Yani, tebliğ yapamadığın kişiler de kaldı ama birinci sürmeyi başarı ile bitirdin, diyor. “Hakkın başka dertlisi ona, istediğini rahatlıkla ekebilir artık”, yani, o ondan sonrasını götürür artık, diyor. “Fikren mağlup olup fakat grubundan kopmayanlar sana bir şey öğretti. İnsanda akıl ve fikirden ayrı bir his; bir başka irtibat var. O zaman, toplumun manasını daha iyi anladın. Ve toplum şuurunun da ne demek olduğunu daha iyi kavradın.” Mesela, Marksist oluyor, Darwinist oluyor. Anlatsan da kopamıyor arkadaşlarından. Anlıyor fakat kopamıyor. “Evet, onun içindir ki, kendi hislerini aşıp bir damlacık benliklerini derya gibi toplumları içinde eritenler; bir Kevser havzı kazanmış olurlar. Bu öyle bir bağ ki, akıl, mantık hatta vicdan ötesinde seyyareleri birbirine bağlayacak kadar kuvvetli bir zincir. Fikri ipler kopsa dahi bu toplum zincirinin kırılmasına imkân yok.” Yani, topluluk olarak hareket ederseniz çok etkili olursunuz, diyor. Bediüzzaman’ın sözünü söylüyor. “Tecrübelerin, bakir toprakların daha verimli olduğunu gösterdi” Yani daha önce eğitilmiş adamlarla uğraşma, diyor. Mesela, yanlış eğitim almış adam. Hiç dini bilmeyenlere yönelmen daha etkili, diyor. “Tecrübelerin, bakir toprakların daha verimli olduğunu gösterdi” Çünkü dindara anlattın mı anlamaz fikren. Ama hiç bilmeyene anlatırsan, boş bir sayfa gibi alır. “Başkasının yazıp çizdiği bir sayfayı silip yazmaktansa, kirlenmemiş yapraklarla meşgul olman daha iyi neticeler veriyordu. Bir de sıcak kalplerden çıkan ifadeler daha müessirdi.” Yani daha samimi anlatımların çok etkiliydi, diyor. “Tavsiyelerinde bu tarz kitapları tercih etmekle isabet ettiğini anladın.” Yani Risale-i Nur Külliyatı, Darwinizm’e, materyalizme karşı kitaplar. “Sonunda; kekre ve iç burkuntusu veren meyvelerin, acı ılgın ve dikenlerin hâkim olduğu çoraklıklar yavaş yavaş değişmeye, belde” artık “Tayyibe” olmaya daha doğrusu Molla Cami’nin istişmamı ve istihracı gibi, Konstantin İstanbul’a dönmeye başladı.” İstanbul’u fethetmeye başladı, diyor. İnşaAllah, manen. “ Hâristan mâristan, gülistan halinde arz-ı endama yüz tuttu.” İstanbul’daki bu Mehdiyet’in mücadelesini anlatıyor ve bunun asıl çekirdek yerinin İstanbul’da bir yüksekokulda, üniversitede başladığını ve oradaki mücadeleyle hareketin devam ettiğini ve doğrudan Darwinizm’e, materyalizme karşı bir faaliyet yapıldığını, söylüyor. Başta çok zorlandığını, ama netice almaya başladığını ve artık harekete geçtiğini, söylüyor. Zamane gençliği, bu zamancıların bunlardan haberi yok. Bunlar yeni yetme keratalar...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Dergiler
Devamı ...Kısa filmler - Mutlaka izleyin
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...