Adnan Oktar`ın 17 Ocak 2011 tarihli Adıyaman Asu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Üstadım Muhammed Adnan Hocam, Ukrayna’dan hürmetler, saygılar. MaşaAllah, sayenizde İslam ilimle ispatlanır diyebiliyoruz.” diyor kardeşimiz, maşaAllah.
“Can Muhammed Adnan Hocam, siz benim sandığımdan daha değerlisiniz. Siz bize Allah’ın bir lütfusunuz. Güzel bir tecellisisiniz. Şu sıralar şeytan çok musallat oldu bana. Duanıza ihtiyacım var. Yenilmez bir iman istiyorum. Bazen isyankar oluyorum, Allah’ın gadabından korkuyorum.” diyor, İrem isimli kardeşimiz. Allah’a çok müspet ve olumlu bakın. Bir kere Allah’ı tam anlayın, ondan sonra Allah’a hep hüsn-ü zanla bakılır. Allah tabii ki sizi imtihan edecek, deneyecek. O zaman itle, kopukla Müslümanın bir farkı kalmaz ki, olur mu? Mutlaka zorluklarla imtihan olacaksınız. Orada basit insanlar düşecek, sen ayakta kalacaksın. Çünkü mesela Allah can veriyor, ben Allah’ın verdiği canı Allah’a vermem, diyor. Allah mal veriyor, Allah’ın verdiği malı Allah’a vermem, diyor. Allah imkan veriyor, Allah’ın verdiği imkanları başkasına sunmam diyor. Bu ne demek bu? O zaman Allah niçin onu cennette yaratsın? Allah’a coşkun bir sevgiyle bağlanacağız; çünkü bak beden O’nun, ruh da O’nun, kader de O’nun. Gördüğümüz bu görüntünün tamamı O’na ait. Bu görüntünün tamamını O meydana getiriyor. Beden O’na ait olduğuna göre, ruh O’na ait olduğuna göre, kaderdeki bütün bu görüntü O’na ait olduğuna göre, bize ait olan hiçbir şey yok. O zaman bize bu kadar güzellik, bu kadar iyilik sunan Cenab-ı Allah’ın nimetlerinin sayılması bir insan tarafından mümkün değil. Allah diyor ki; “guruplara ayırarak yapsanız dahi, nimetleri saymakla bitiremezsiniz.” diyor. Peki o zaman? Bakın geçen gün de dedim, şimdi büyük bir saray düşünelim. Bin tane kapısı var, her kapıdan saraya giriyorsun ama bir kapıdan girdin, bastın, açamıyorsun. O da kilidi kullanmayı bilmediği için açamıyor. O zaman bu saraya girilmez, diyor. Yani imanını kaybediyor; olmaz. Sen dokuz yüz doksan dokuz kapıdan geçiyor musun? Her yerden iman ediyor musun? Ediyorsun. Bir kapıdan geçememişsin, onu da bilmediğin için, hikmetini bilmediğin için. Ondan dolayı iman kaybetmek vicdansızlık olur, çünkü her yerden anlıyorsun. Mesela bir insanın içerden sesi geliyor, kokusunu hissediyorsun, her şeyi anlıyorsun; biz diyebilir miyiz içerde o insan yoktur, diyebilir miyiz? Mesela kapılardan birinden bir haber geliyor, o kişi dışarıda, başka bir yerde deseler, görüyoruz içeriden sesi geliyor. Bir çok yönden biz anladığımız halde eğer reddedersek vicdansızlık yapmış oluruz. İşte bu vicdansızlığı yapacak mıyız, yapmayacak mıyız, onun için biz buradayız zaten, imtihanın sebebi budur. Bunca delili görmezden mi geleceğiz, yani tek bir delille, yani şeytani bir delille sapıtacak mıyız, yoksa Allah’ın yolunda Allah’a aşkla bağlı kalacak mıyız? O delili Allah küfür için yaratıyor. Onlar o delille düşerler. Müslüman o delille düşmeyip, diğer o dokuz yüz doksan dokuz delille o sarayın içinde yaşar, Allah’ı bırakmaz. Ama küfür o dokuz yüz doksan dokuz delili hiç yerine koyar, hiç önemli görmez. O tek bir delille, şeytani delille küfre düşer. Dünyadaki imtihanın ana yöntemi budur, Allah’ın kullandığı ana yöntem budur. Buradan düşmek çok büyük bir hata olur.
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler