Adnan Oktar`ın 16 Ocak 2011 tarihli Kanal Avrupa ve Çay Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...Dini ciddi olarak hayata geçirmedi mi bir insan, din hayatının bütününü kaplamadığında, tamamen Allah için yaşamadığında bir garibine gider bu anlatım. Dini adam bir yan, sosyal olay olarak görüyor. Yani adamın dini olur, başka yönleri olur, mesleği olur, işte hayatının başka yönleri olur. Din hayat demektir zaten. Din hayatın bütünü. Mesela benim şu an burada konuşmamın nedeni dindir, Fransa’da yapılan konferansın nedeni dindir, birisine yardım etmemizin nedeni dindir, güzel ahlaklı olmamızın nedeni dindir, gösterdiğim şefkatin nedeni dindir. Hepsi dine dayalıdır, yani benim hayatım. Dolayısıyla fertler dindar olduğunda bu hayatın her yönüne yansır. Biz Arapları, İranlıları, başka milletleri, Fransızları fark etmez, Müslüman olarak çok seviyoruz. Müslüman kardeşlerimiz olarak. Mezhebi ne olursa olsun. Eğer Hristiyan ve Yahudi ise de potansiyel Müslüman olarak görüyoruz ve yine şefkat duyuyoruz. Dolayısıyla din, din bağı en hayati bağdır. Yani din bağı olduktan sonra bunun üzerine daha ilave ne olsun? Adam cahilse eğitirsin, bilgisi yoksa bilgili hale getirirsin, görgüsü yoksa görgüsünü geliştirirsin; sanattan, bilimden anlamıyorsa sanatı, bilimi öğretirsin. Din uygulamayınca tabii ki sanat da gelişmez, bilim de gelişmez, ahlakın detayları da gelişmez. Zaten “Türk-İslam Birliği oluştuktan sonra bu gelişmeler olacak” diyoruz biz. “Şu an var, her şey mükemmel” dedik mi biz? Şu an İslam alemi perişan durumda zaten, berbat. Bak her yerde ayaklanmalar; Fas, Tunus, Cezayir, her yer birbirine karıştı. Her yerde azap var, her yerde kan var. Müslümanlar dünyanın hiçbir yerinde huzurlu değiller, hiçbir yerinde güvende hissetmiyorlar kendilerini. Tabii Allah’a tevekkül ediyorlar ama sebebe sarılma açısından güvenlik yok. Bu Mehdiyet devrindedir. Bir de şu ‘Yeni Osmanlı’ falan, bu edebiyatı bıraksınlar. Öyle bir şey yok. Türk-İslam Birliği var. Tarih ne demektir? Geçen zamana denir tarih. Osmanlı geçmiş artık. Selçuklular geçmiş, Gazneliler geçmiş. Altınordu Devleti vardı, vardı oğlu vardı. Bütün devletler vardı ama hepsi yıkıldı, yok oldular. Şimdi oturup “biz Selçuklulara benzemek istiyoruz” diyor muyuz? “Gaznelilere benzemek istiyoruz” diyor muyuz? Biz ne diyoruz? “Kuran ahlakıyla yaşamak istiyoruz” diyoruz. Bunun adına Türk-İslam Birliği deniliyor. O zamanki ismi Osmanlı olabilir, Osmanlıydı ismi. Ama Osmanlı tarih oldu artık, tamam, tarihe geçti yani. Çarşamba geliyor, sonra Perşembe gelir. Çarşamba Perşembe’ye benzemez, ayrıdır yani. Dolayısıyla ‘Yeni Osmanlı’, ‘Yeni Osmanlı’ diye sürekli konuyu oraya getirmelerine gerek yok. Biz Osmanlı’nın güzel olan bütün yönlerini alırız. Mehterini alırız, yemeklerini alırız, sanatını alırız, birçok şeyini alırız. Ama beğenmediğimiz yönleri de var bizim Osmanlı’nın. Eleştirdiğimiz yönleri de var. Öyle körü körüne almayız. Bizim ölçümüz Osmanlı değil ki, Kuran bizim ölçümüz, Kuran ahlakıdır. Dolayısıyla evirip çevirip ‘Yeni Osmanlı’ demeye gerek yok. Ağızlarını alıştırsınlar. Bakın, Türk-İslam Birliği, Türk-İslam Birliği. Bu cümleye alışsınlar artık...
Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Hayata Dair
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...