Adnan Oktar`ın 16 Ocak 2011 tarihli Kanal Avrupa röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.” Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu. “Haydar ve aslan olan aziz Muhammed Adnan Hocam” diyor. Bu da çok güzel. Haydar yeterli zaten. Haydar, aslan anlamındadır. “Haydar Muhammed Adnan Hocam” diyebilir, yeterlidir, “Nasılsınız? Soru bir. "Rüku ve makam arasında," hadislerde geçen bu iki kelime, Mekke’de "rüku ve makam" mıdır, yoksa bunun başka bir manası mı var?” Mehdi (a.s) hiç Kabe’ye, Mekke’ye gitmeyecek diye bir şey yok. Tabii ki de biatın Mekke’de olması çok makul. Yani Mehdi (a.s)’ın Mekke’ye gitmesinden makul ne olabilir? Tabii ki gidecektir. Ama son aşama bu.
“Hadislerde Mehdi (a.s)’ın babasının ismini Abdullah olduğu bildiriliyor. Hocam isim hakiki Abdullah mı olacak, yoksa bunun bir işari manası mı var?” Azarbeycan’dan Tarlan isimli kardeşimiz yazmış. “Esselamu Aleykum” diyor. Ve Aleyna Aleykum Selam ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.
Hadislerde babasının ismi Abdullah demiyor. “Babasının ismi babamın adına uyar” diyor. “Denk gelir, müsavi gelir” diyor. “Adı da adıma denk gelir” diyor, “müsavi gelir” diyor. Denk gelir demek ayrıdır. Raviler, hadisleri şer eden alimler; “"adı adıma uygundur" dediğine göre Peygamberimiz (s.a.v), demek ki adı Muhammed” diyor. “Babasının adı da Abdullah olduğuna göre, o zaman "adı adıma uygundur" demeyeyim” diyor, doğrudan “Muhamammed ismi, babasının ismi de Abdullah’dır” diyor. Öyle olmaz, Peygamberimiz (s.a.v) onu özellikle öyle söylemiş. Bir hikmete ve sırra binaen söylemiş, inşaAllah. Biz onu daha önce anlatmıştık. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in zamanında, Hz. Ali (r.a)’ın Peygamberimiz (s.a.v)’e bir hitabı var; “Mustafa Adnan Peygamber” diyor. Mustafa Adnan Peygamberimiz (s.a.v). Çünkü soyadı Adnan Peygamberimiz (s.a.v)’in. Ben-i Adnan’dır, Adnani soyudur. Peygamberimiz (s.a.v)’in babası şimdi olmuş olsaydı ‘muhterem Adnan’ diyecektik. Çünkü soyadı Adnan. Peygamberimiz (s.a.v)’in kendisi de olsa, dışarıdan herhangi bir insan ona ‘muhterem Adnan’ diye hitap edebilirdi. Çünkü soyadı, yani Muhammed Adnan, Peygamberimiz (s.a.v). Babasının ismi de Abdullah Adnan. Adı adıma uygun, babasının adı adıma uygun,” yani “birbirinin aynı” diyor. Babasının adıyla kendi adı aynı. Müsavi, denk olduğuna göre tek bir soyadında buluşmuş oluyorlar o zaman. Ben-i Adnan olması yani Adnan soyadı olması. Orada bir mutabakat var. Bir de Peygamberimiz (s.a.v)’in Başbakana, Tayyip denmiyor. Tayyip Bey denmiyor, ne deniyor? ‘Sayın Erdoğan’ diyoruz. Evladına, iyaline ‘Sayın Erdoğan’ diyoruz. Babasına ‘Sayın Erdoğan’ diyoruz. Aynı şekilde Peygamberimiz (s.a.v)’e de, babası olmuş olsa ‘Sayın Adnan’ deriz, ‘muhterem Adnan’ deriz. Peygamberimiz (s.a.v) de olsa, ‘muhterem Adnan’ diyen makul bir konuşma yapmış olur. Diyebilir yani, inşaAllah. Bu anlamdadır. Dolayısıyla Ahir zamanda bu gizlenen isim ortaya çıkmış oluyor. Peygamberimiz (s.a.v) zaten “söyleme” diyor. Hz. Ali (r.a)’a ismini söylüyor, fakat “söyleme” diyor. “Gizle bu ismi” diyor. Ahir zamanda belli olmuştur, anlaşılmıştır. Çok net ve açık...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Makaleler
Devamı ...