Adnan Oktar`ın 24 Ocak 2011 tarihli Kahramanmaraş Aksu Tv röportajından
ADNAN OKTAR: “Merhaba Hocam. Fethullah Gülen Hocamızın yeni çıkan kitabında Mehdi (a.s.)’dan bahseden bir bölüm var. Ben okudum. Eğer yanlış anlamadıysam orada şahs-ı manevi diye anladım. Zaten başlık olarak; “Hz. Mehdi (a.s.) şahs-ı manevidir” diye kullanmışlar. Son çıkan yazıyı okuyabildiniz mi? Allah’a emanet olun inşaAllah. İstanbul, Kadir Özbek.” Şimdi Fethullah Gülen Hocamızın tepebaşında izbandut gibi CIA elemanları var, FBI var ve esir konumda orada. İzleniyor. Bahçeye çıktığında izliyorlar, sokağa çıktığında izliyorlar, nereye giderseler peşindeler. Şimdi “Hz. Mehdi (a.s.) çıktı” dese, Fethullah Hocamız’ın Allah esirgesin ölüm haberini bize gönderebilirler. Allah vermesin. Canını korumak için, kendini korumak için “şahs-ı manevidir” deyip konuyu kapatıyor. Olay bu. Yoksa Fethullah Hocamızın, Mehdi (a.s.) hakkında ne dediğini ben size göstereyim, gerçek anlamda ne anlattığını göstereyim.
VTR: Fethullah Gülen Hoca Efendi, Hz. Mehdi (a.s.)’ı anlatıyor.
ADNAN OKTAR:“Zat” demek, ne demektir?
SUNUCU: Kişi, inşaAllah.
ADNAN OKTAR: “Zatla yüz yüze geliriz” diyor. “Şahs-ı manevi” demiyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’in hadislerinde Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğu sakalından, saçından, boyundan posundan bahsedilerek uzun uzun anlatılıyor. Peygamberimiz (s.a.v.) hiçbir yerde, hiçbir şekilde Hz. Mehdi (a.s.)’dan şahs-ı manevi olarak bahsetmemiştir. “Peygamber (s.a.v.) bilmez ben daha iyi biliyorum” diyorsa bir adam küfre girer zaten. Fethullah Hocamızın da böyle bir şey söylemesi mümkün değildir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in tevatür haddine varmış hadislerini ret edecek bir insan; “Peygamber (s.a.v.) bilmiyor, ben biliyorum doğrusunu” diyorsa, o küfürdür zaten. Küfre zaten itibar edilmez. Küfür söze itibar edilmez. Mehdi (a.s.)’ın şahıs olduğunu ve şahıs olarak geleceğini Fethullah Hocamızın 1979, ‘80, ‘81 kasetlerini inceleyenler görürler. Yer gök birbirine karışıyordu Mehdi (a.s.)’dan bahsettiğinde. Mehdi (a.s.)’a hiçbir zaman “şahs-ı manevi” dememiştir Fethullah Hocamız. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Mehdi (a.s.) gelecek.” Talebelerinden bahsediyor; “üç yüz on üç kişi talebesi var.” Şimdi Mehdi (a.s.) ve üç yüz on üç talebesi olunca burada şahs-ı manevi olmaz mı? Olur tabii ki. Peygamber (s.a.v.) ve sahabeler olunca şahs-ı manevi olmaz mı? Peygamber (s.a.v.) ve sahabeler susacak mı? Hiç konuşmayacak mı? Bir şey yapmayacaklar mı? Konuştuklarında, eylem yaptıklarında, bir şey yaptıklarında şahs-ı manevi zaten meydana gelir. Bunu ayrıca vurgulamaya gerek yok ki. Bütün Peygamberlerde bu böyle olmuştur. Peygamber gelmiştir, etrafında sahabeleri olmuştur ve bir şahs-ı manevi olmuştur. Ama arkadaşlar ne diyorlar? “Şahs-ı manevi var, Mehdi (a.s.) şahs-ı manevidir.” Mehdi (a.s.) nerede? “Mehdi (a.s.) yok” diyorlar. Talebeleri? “Talebeleri de yok.” Şahs-ı manevi? “O var.” Şimdi bu çok ağır bir rahatsızlık durumunda olabilir, böyle bir ifade kullanabilir bir insan. Çok çok ağır bir rahatsızlık varsa; başka türlü konuşamaz böyle bir insan. Mutlaka şahıs, talebeleri ve şahıs ve talebelerinden kaynaklanan şahs-ı manevi vardır. Dolayısıyla Fethullah Hocamızın zor durumda olduğunun bir alametidir. “Kurtarın beni” diyor, bunu demek istiyor. Başka bir anlamı yok. Zaman Gazetesi de, mesela adamlar çıkıyorlar, federatif sistemden bahseden adamlara böyle yeşil ışık yakacak garip bir üslup kullanıyorlar. O Etyen Mahçupyanmıdır?
ALTUĞ BERKER: Evet, bir de Şahin Alpay.
ADNAN OKTAR: Şahin Alpay. Şimdi bu ne demektir? Fethullah Hocamız burada olsa gıkları çıkamaz, öyle bir şey diyemezler. Demek ki bir şey olmuş. Bir acayiplik var.
ALTUĞ BERKER: Doğru inşaAllah.
ADNAN OKTAR: Dolayısıyla Fethullah Hocamızın bu sözlerine, ‘79, ‘80, ‘81’deki sözlerine itibar edin. Şu an esir konumundayken olan sözlerine itibar edilmez.
ADNAN OKTAR:... Eğer Fethullah Hocamızı öğrenmek istiyorlarsa bir kaynak veriyorum; ‘Mesih (a.s.) nerede, Mehdi (a.s.) kim?’ isimli makalesinden, Fethullah Hocamızın. “Mesih (a.s.) ve Mehdi (a.s.) ile alakalı hadis-i şerifler ümmetin kabulü esas alınınca nüzûl-ü İsa (a.s.)’a (Hz. İsa (a.s.)’ın tekrar yeryüzüne gelişine) ve zuhur-u Mehdi (a.s.)’a (Mehdi (a.s.)’ın ortaya çıkışına) inanmak, Efendimiz (s.a.v.)’e” bakın “Efendimiz (s.a.v.)’e itimadın ve güvenin bir ifadesidir” diyor. Bitti. Daha ne desin? Yani bunun üstüne daha söylenecek ne olur? Bakın; “İsa (a.s.)’ın inişine ve Mehdi (a.s.)’ın çıkışına inanmak, Peygamberimiz (s.a.v.)’e itimadın ve güvenin bir ifadesidir” diyor. Ve açıklama yapıyor yine Fethullah Hocamız, diyor ki Fethullah Hocamız; “Hz. Mehdi (a.s.) ile ilgili hadis-i şeriflere de iki örnek vermek yerinde olsa gerektir.” Birinci örneği veriyor. “‘Mehdi (a.s.) bizden, Ehl-i Beyt’tendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdi (a.s.), Fatıma (r.a.) evlatlarındandır. (İbn-i Mâce, Fiten ve Dârimî, Mehdi (a.s.) konusu). ‘Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa,” kıyamet kopmasına bir gün bile kalsa “Allah zulümle olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i Beyt’ten birini gönderecektir.’ (Ahmet Bin Hanbel, 2. Cilt, s.117-118). Fethullah Hoca’nın yazısı devam ediyor. “Cenâb-ı Hakk, rahmetinin eseri olarak her bir fesad-ı ümmet zamanında (islah edici) bir müceddid, bir halife-i zîşan, bir mürşid-i ekmel ya da bir nevi mehdî hükmünde mübarek zatları göndermiş, fesadı izale edip milleti ıslah etmiş, din-i Ahmedîyeyi muhafaza buyurmuştur. Bu hususu (konuyu) nazara veren (bilgiye sunan) ve siyaset sahasında Mehdî-i Abbâsî, diyanet âleminde Gavs-ı Âzam, (Abdulkadir Geylani) Şâh-ı Nakşibend, (Muhammed Bahauddin)Aktâb-ı Erbaa ve on iki imam (Hz. Ali (r.a.)’ın soyundan gelen on iki halife) gibi zatları misal gösteren Bediüzzamander ki; ‘Madem O’nun âdeti öyle cereyan ediyor, âhir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olarak bir” bak “bir zât-ı nuranîyi gönderecek ve o zat da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.” Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in soyundan olacaktır. Şimdi, mesela başka bir yerde de ne diyor? “İnsanımızla beraber hepimizin ümidi çok kavidir (kuvvetlidir). Resulü Ekrem (s.a.v.)’e itimadımız (güvenimiz) vardır. Ümmetin başında Sahabe-i Kiram’a işarette bulunan, Kâinatın Efendisi (s.a.v.) ahir zamanda (son zamanlarda) boyunduruk yere konduktan sonra”. Boyunduruk nedir? Yani bir şeyi çeken gücün asıl noktası. Yani mesela bir cismi çekerken o cismin çekilmesindeki asıl nokta. “Boyunduruk yere konduktan sonra”. Demek ki bütün Müslümanların gücü yetmeyecek artık. Boyunduruğu yere koyuyorlar. “Biz” diyorlar, “götüremiyoruz.” “Bu kadar” diyorlar yani, “gücümüz yetmiyor. Müslümanların gücünün bittiği yerde” diyor bak; “çaresiz kaldıktan sonra, boyunduruğun yerden kaldırılacağının çoktan müjdesini vermiştir” diyor. “Dinin yeniden hayatlanacağının, canlanacağının ve bütün alemde” bak “bütün alemde La ilahe İllAllah Muhammeden Resulullah’ın yeniden mevceleneceğini (dalgalanacağını) ifade buyurmuşlardır, doğru söylemişlerdir” diyor. “Ruh Ufku Serisi, 1. Cilt, Işığa Doğru, 7. Kaset” Fethullah Hocanın. Anlamamak için burada artık pır pır kuş olmak gerekiyor yani artık.
Bak Fethullah Hoca diyor ki; “Fatih'ten bahsederken; ne güzeldir o emir, buna mazhar (sahip) olmak için 21-22 yaşındaki genç serdar (kumandan). Maddi manevi fizat hislerinden fedakarlıkta bulunuyordu.” “Fatih çok genç yaştaydı” diyor, “göreve başladığında.” “20. asırda Kuran'a sahip çıkmasını beklediğimiz genç delikanlımız” diyor. Yani Muhammed Mehdi (a.s.)“’ın yaşındaydı” diyor. Mehdi (a.s.) da çünkü genç yaşta başlıyor, küçük yaşta faaliyete başlıyor. Ruh Ufku Serisi, buradan da bakabilirler. Ama şu an Fethullah Hocamız alenen esir konumda. Gelemiyor Türkiye’ye. Suçu ne? Hiçbir suçu yok. Bir şekilde esir aldı adamlar. Yani bizim yapacağımız işte uygun bir ortamda, zeminde Hocamızı alıp getirmek. Diyeceğiz; “ne oluyor arkadaş burada?” diyeceğiz. “Ne var yani, konu nedir?” Diyecekler ki; “işte Türkiye’de olay çıkaracaklar.” Alayı olay çıkartsın bir görelim bakalım öyle güçleri yetiyorsa. Bak ben Türkiye’deyim, faaliyet yapıyorum; olay molay çıktığı yok. EvelAllah. Yeri yerinden oynatıyoruz, bak dünyayı sallıyoruz. Olay molay çıktığı yok. Sıkıysa çıkartsınlar bakalım. Bir görelim bakalım. Burası dağ başı mı? Kanun, hüküm var, değil mi? Kanunlar var. Nizamlar var. Dolayısıyla böyle tedirginliklere gerek yok. Fethullah Hocamızı aldığımız gibi getireceğiz, Allah’ın izniyle. Uçağa bindireceğiz hocamızı, inşaAllah. Yeşilköy’den alacağız. O kadar. Konvoyla alacağız hatta inşaAllah, evelAllah. “İt ürür, kervan yürür” diyorlar. Tabii ki kervan halinde gideceğiz. Ha it ürermiş, ürüsün kardeşim. Ne olur it ürümesinden? Ne rahatsız oluyorsunuz? Biz de çıktığımızda yolda küçük köpekler görüyoruz yolda, hayvanlar bazen milletin arabasına da saldırıyor, görüyoruz ama arabalar gidiyor, bir şey olmuyor yani. Sorun çıkmaz. Kafalarını karıştırmasınlar.
SUNUCU: İnşaAllah.
ALTUĞ BERKER:İnşaAllah.
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...
Yeni Bilgiler 2
Devamı ...Makaleler
Devamı ...
Makaleler
Devamı ...Adnan Oktar Ne Demişti Ne Oldu
Devamı ...
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar
Devamı ...Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler