Adnan Oktar`ın 25 Ocak 2011 tarihli Kaçkar Tv röportajından
ADNAN OKTAR: ...“Selamun Aleykum Muhammed Adnan Hocam. Geçen gece talebeleriniz Mehdi (a.s) özelliklerinden bahsederken hadisleri okuyup şerh ettiler, inşaAllah.El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar, sayfa 31; "İsmi Ahmed, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi (a.s)’ı size reis kılmıştır. Ona katılınız." "Ona katılın, O Mehdi (a.s)’dır. İsmi de Ahmed b. Abdullah’tır." (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncıları) Şimdi muhterem kardeşim, Bediüzzaman bunun nedenini açıklıyor. Çok büyük bir alimdir Bediüzzaman, son bin yılın en büyük müceddidi ve alimidir. Yanında hiç kitap taşımıyor, Kuran’ı su gibi ezberden biliyor; Kütüb-i Sitte’yi, hadis kitaplarını su gibi ezberden biliyor. Böyle bir alim gördünüz mü siz? Ve birçok kitabı ezberden biliyor. Müthiş bir alim ve bir deha. Bu insan Müslümanlara Allah’tan bir lütuf olarak gönderilmiştir, bu mübarek insan. Ne diyor? Peygamberimiz (s.a.v) diyor ki hadislerinde; “adı adıma denk düşer, uygun düşer.” Hiçbir yerde adı şudur dememiştir. Şerh eden, hadisi nakleden alimler; “adı adıma uygun dediğine göre, Peygamberimiz (s.a.v)’in adı ne? Ahmed. O zaman adı Ahmed” diyor. Hiç konuyu uzatmıyor, kendince. “Babasının adı da babasının adına uygun olduğuna göre o zaman Abdullah’tır.” Değil. Peygamberimiz (s.a.v)’in böyle bir hadisi yok. Şerh ederken bu şekilde şerh etmiş oluyorlar. Hatta diyorlar ki; “Mehdi (a.s) nerden çıkacak? Basra, Küfe, Şam, Mekke, Medine de çıkacak” diyorlar. Bediüzzaman diyor ki; “İslam aleminin başkentinin hep orada kalacağını düşünerek bu şekilde şerh etmişlerdir” diyor. Halbuki İslam aleminin başkenti neresi ise, son başkenti, hilafet merkezi neresiyse orayı söylemiştir Peygamberimiz (s.a.v). Hadisin orijinali, en sonuna gittiğimizde bununla karşılaşırsınız. Şerh edilmiş hadis ayrıdır, şerh edilmemiş hadis ayrıdır. Şerh edilmemişte, “adı adıma mutabık” diyor “denktir.” Denk, aynı, müsavidir. Özellikle de kaçınmıştır. Hatta Hz. Ali (r.a)’a diyor ki Peygamberimiz (s.a.v), Hz. Ali (r.a) söylüyor, Keremullahi Veche; “Peygamberimiz (s.a.v) bana söyledi Mehdi (a.s)’ın ismini ama "söyleme kimseye dedi"”diyor. O zaman anlaşılmıyor mu buradan? “Adı adıma denktir,” anlamı ne? Adı adıma denk olunca; Ahmed, Mahmut, Muhammed, Mustafa, bu dört isimden birisi de olabilir. Neden ‘Ahmed’ o zaman? Peygamberimiz (s.a.v); Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa’dır. Bir kere burada olay hemen anlaşılıyor. Hadisin yanlış nakledildiği, şerhten kaynaklandığı anlaşılıyor. “Adı adıma uygun. Babasının adı da, babamın adına tam aynıdır” diyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadı o zaman aklımıza geliyor. Peygamberimiz (s.a.v)’in soyadı nedir? ‘Adnan’, ben-i Adnan’dır. Hatta Hz. Ali (r.a) Peygamberimiz (s.a.v)’e hitap ederken “Mustafa Adnan Peygamber” diyor. Adı ‘Mustafa’, soyadını ‘Adnan’ olarak alıyor. Hz. Ali (r.a)’ın kendi yazdığı eserde var, bakabilirsiniz. Mustafa Adnan Peygamber. Kastedilen Peygamberimiz (s.a.v)’in ismi de Adnan’dır, Peygamberimiz (s.a.v)’in ismi de Adnan’dır. Soy ismi ikisinin de Adnan’dır. Eğer zamanımızda olsaydı Peygamberimiz (s.a.v), ‘Muhterem Adnan’ diye hitap ederdi insanlar. Babası da olmuş olsaydı, babasına da aynı şekilde Muhterem Adnan diye hitap edeceklerdi. Oğlu da olursa ona da ‘Muhterem Adnan’ diye hitap edilir. Anlamı budur, inşaAllah. Ve Mehdi (a.s) ile ilgili bütün hadislerde kastedilen yer İstanbul’dur. Mekke, Medine, Basra, Küfe ve Şam gibi yerler, hep İslam aleminin eski merkezleridir. Şerh eden, hep orada kalacağını zannettiği için; “Basra’da çıkacak, Küfe’de çıkacak, Şam’da çıkacak; Mekke’de, Medine’de çıkacak” diyor. Her zaman olayın merkezi, İslam aleminin merkezidir. Son İstanbul’da kalmıştı. Dolayısıyla vukuat-ı süfyaniye, vukuat-ı Mehdiye, Hz. İsa (a.s)’ın, yani vukuat-ı İseviye’nin yeri İstanbul’dur, inşaAllah. Hz. İsa (a.s)’ı da burada göreceğiz. Süfyaniyet, yani Darwinizm ve materyalizmi de biz burada gördük. Dolayısıyla Mehdi (a.s)’ın çıkış yeri de burasıdır, inşaAllah. Ama mesela bu tamam; “Ebu Davud ile Tirmizi, Ebu Mesud’dan naklettilerine göre.” Zaten Ebu Davud sahih hadis kitabı, Tirmizi de sahih hadis kitabı. “Sallallahu aleyhi vessellem ferman ediyor. "Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvaffak olacaktır."” Doğru olan hadis budur işte, değişmemiş olan budur. O değişmiştir. Zaten bak, Medineli Allame Ahmed Bin Resul El Hüseyin Berzenci yorum yapıyor, alim olduğu için, normal yapabilir. El Kavlu'l Muntazar Fi Alametil Mehdiyyil Muntazar, İbn-i Haceri Mekki Hazretleri, o da yorum yapmış. Hadisin orijinali bu; “Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvaffık (denk) düşecektir.” İnşaAllah...
Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kitaplar
Devamı ...Basında Harun Yahya
Devamı ...Makaleler
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Kuran'ın Bazı Sırları
Devamı ...Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Seçme Bölümler
Belgesellerden Seçme Bölümler